Artı Gerçek - İstanbul' bugün düzenlenen 24. Onur Yürüyüşü, ilçe kaymakamlıklarının yasak kararları ulaşım kısıtlamalarına rağmen Kadıköy' yapıldı. Farklı noktalardan yürüyüşe geçen LGBTİ+'lara polis müdahale ederken, eylemi takip eden gazetecilerin aralarında bulunduğu en az 50 kişi gözaltına alındı.

Yürüyüş öncesinde Kadıköy Kaymakamlığı, 27 Haziran saat 08.00'den 28 Haziran saat 23.59'a kadar ilçe genelinde toplantı, gösteri yürüyüşü benzeri etkinlikleri yasakladığını duyurmuştu. Beyoğlu Kaymakamlığı benzer yasak kararı alırken, Taksim çevresinde güvenlik önlemleri kapsamında yollar kapatıldı. İstanbul Valiliği'nin kararıyla bazı metro füniküler hatlarında ulaşım kısıtlandı.

Tüm yasaklara rağmen Kadıköy'ün Caferağa Mahallesi'nde araya gelen LGBTİ+'lar, farklı sokaklardan yürüyüşe geçmeye çalıştı. Eyleme destek vermek üzere DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki TİP İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil bölgede bulundu.

Farklı noktalardan yürüyüşe katılmaya çalışan en az beş ayrı gruba polis müdahale. Gözaltına alınanlar arasında LGBTİ+'ların yanı sıra eylemi takip eden gazeteciler yer.

Yaverbey Sokak'ta yürüyüşe geçen gruba polis müdahale ederken, Keresteci Aziz Sokak'ta "Neredesin aşkım" sloganlarıyla pankart açmak isteyen LGBTİ+'lar gazeteciler gözaltına alındı.

Şair Latifi Sokak'ta en az beş kişinin gözaltı sırasında kötü muameleye maruz bırakıldığı belirtildi. Moda Caddesi'nde "Neredesin aşkım" sloganlarıyla yürüyüşe geçen gruba polis müdahale ederek gözaltı işlemi uyguladı.

İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası Komitesi ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Açık saçık demiştik aşkım, buradayız, hukuk dersini biz veririz, mücadeleyi biz öğretiriz. Hep söyledik, söylemeye devam edeceğiz; buradayız, bize ait olan sokaklarda gözaltılara nefretinize direniyoruz" ifadelerini kullandı.

Komite, gün boyunca eylemlerin süreceğini belirterek, "Bugün daha bitmedi, hatta yeni başlıyoruz. Dağılmıyoruz. Bulunduğumuz her alandan sokakta olmaya devam ediyoruz" mesajını tı.

24. İstanbul Onur Yürüyüşü için hazırlanan açıklamanın tam metni ise şöyle:

"Bize çekilen barikatlar, kapatılan mahalleler, sokaklar, ilçeler, meydanlar. Bugün biz yürüyeceğiz diye bütün kent abluka altına alındı. Kamusal alanı bizlere kapatabileceğinizi, bizi görünmez kılabileceğinizi sanıyorsunuz. Oysa yürüyüşümüz örgütlülüğümüz varoluşumuz engellenemez. Bizler kentin yabancısı değiliz; sokakların, meydanların, hayatın parçasıyız. Kamusal alan hepimizindir. Taktık tokuşturduk sardık sürüştürdük, inadına göründük inadına parladık.

Yıllardır bizlere kapattığınız meydanlardan, sokaklardan yaşam alanlarından vazgeçmedik. Yasaklarınızın arasındaki her çatlaktan sızdık, birbirimizi bulduk, dayanışmayı büyüttük. Çünkü biliyoruz ki barikatlarınız, iktidarınız kadar kırılgan. Siz baskıyı artırdıkça biz dayanışmayı büyüttük; siz yasak koydukça biz yeni yollar açtık. Geçmişte olduğu gibi bugün özgürlük mücadelesinin en ön saflarında lubunyalar, translar, kadınlar olacak. Yurttaş olduğumuz, eşit özgür yaşayabildiğimiz toplumu birlikte kuracağız.

Korkmadan, saklanmadan, boyun eğmeden buradayız. Tüm görünen, gizlenmek zorunda kalan lubunyalar için açık kimliğimizle, açık çağrımızla buradayız. Açığız, saçığız. Saklı değiliz; örgütlüyüz, birlikteyiz. Sesimizi baskıyla, sloganlarımızı yasaklarla susturamazsınız. Hayatlarımızı yargı paketlerinizle, keyfi yasaklarınızla, nefret politikalarınızla düzenleyemezsiniz. İntersekslerin bedenlerine zorla müdahale edilerek, transların beden uyumlama süreçleri yasaklanarak var oluşumuzu bitiremeyeceksiniz; her nesilde yeniden doğacağız. LGBTİ+ bayraklarımızı kimliklerimizi varoluşlarımızı suç ilan etmenize izin vermeyeceğiz. Devletin hukuksuz fiili yasaklarını nefreti yasallaştırmaya çalışan düzenlemeleri meşru görmüyoruz.

Seçim meydanlarında bizi hedef gösterenler, toplumu kutuplaştırarak iktidarını sürdürmeye çalışanlar bilsin ki; aile söylemi üzerinden örgütlediğiniz nefret kampanyaları bizleri günah keçisi ilan eden siyasetiniz sonuç vermeyecek. Biz LGBTİ+'lar ne sokaklarımızı, ne siyaseti, ne hayatlarımızı sizlere bırakacağız.

Bizlere barikat kuran polis; kadın katillerine, çocuk istismarcılarına, patronların iş cinayetlerine, emeği sömüren düzene aynı kararlılıkla barikat kurmuyor. Hakkını arayan işçiye, öğretmene, öğrenciye, kadına LGBTİ+'lara yöneltilen şiddet; düzenin kimi koruduğunu, kimi hedef aldığını açıkça gösteriyor.

Lubunya dostlarımız; siyasal iklimin insanları nasıl yalnızlaştırdığını, yoksullaştırdığını, umutsuzluğa sürüklediğini biliyoruz. Barınma hakkının gasp edildiğini, sağlığa erişimin zorlaştırıldığını, güvencesizliğin hayatlarımızı kuşattığını biliyoruz. Ama yalnız değilsiniz. eski kalabalıklar hâlâ burada. Dayanışma hâlâ burada. Biz birbirimizi bırakmadık, hiçbir yere gitmedik.

Bizleri yasaklayamazsınız. Arzularımız, kimliklerimiz, cinselliğimiz, bedenlerimiz, dönüşüm süreçlerimiz, hormonlarımız yasaklanamaz. Politik varlığımızı, kamusal görünürlüğümüzü nefret söylemleriyle, yasalarla, kolluk şiddetiyle ortadan kaldıramazsınız.

Bugün belki hepimiz aynı sokakta değiliz. Ama bizlere yasakladığınız her sokağın köşesinden yeniden çıkacağız. Eğer sokaklar yasaksa, kentin her yeri mücadele alanımızdır. lubunyanın sesi hepimizin sesidir. Birimize yönelen saldırı hepimizedir. Bizi susturmaya çalışanlara karşı birbirimizin sesi, bizi yalnızlaştırmaya çalışanlara karşı birbirimizin omzu oluyoruz.

Bugün sokaklarda yalnızca lubunyalar. Devlet aileci politikalarla kadınların kazanımlarına saldırırken LGBTİ+ düşmanlığını bilinçli siyasal araç olarak kullanıyor. Kadın hareketi LGBTİ+ hareketini birbirinden koparmaya, feminist mücadeleyi daraltmaya çalışıyor. Ama başaramayacak. Bugün sokaklarda feministler, işçiler, öğrenciler, emekçiler, demokratik kitle örgütleri farklı toplumsal mücadelelerin yol arkadaşları birlikte yürüyor. Çünkü özgürlüğün yolu birbirimizle kurduğumuz dayanışmadan geçiyor.

Yıllardır aynı bahaneler tekrar ediliyor: Genel ahlak, aile, hayasızlık. Kelimeler değişiyor ama devletin LGBTİ+'lara yönelik baskısı değişmiyor.

Devlet erkek şiddetini, polis şiddetini nefreti meşrulaştırırken bizim bedenlerimizi, kimliklerimizi cinselliğimizi "müstehcenlik" "hayasızlık" diyerek hedef alıyor. Oysa ahlaksız olan görünür bedenlerimiz değil; baskıdır, şiddettir, yasaklardır. Ahlaksız olan bizim hayatlarımız değil, insanların yaşam hakkını hiçe sayan politikalardır.

Her gün transın, kadının öldürüldüğü haberleriyle uyanıyoruz. Biz translar artık öldürülmek değil; yaşamak, yaşlanmak ecelimizle ölmek istiyoruz. devletin bizlere güvenli yaşam borcu. Bugün burada Hande, Okyanus Efe, Poyraz, Roşin Çiçek, Cindy Çağla, Ecem Seçkin yaşam hakkı elinden alınan tüm arkadaşlarımız için bulunuyoruz. Yas tutma hakkımızı bile engellemeye çalışanlardan korkmuyoruz. Haklarımızla birlikte yaşamak, eşit yurttaş olmak, yasımızı tutabilmek istiyoruz.

Direniş bizim için hayati. Tıpkı erişimi engellenmeye çalışılan hormonlarımız. Hormona erişim temel sağlık hakkıdır. hakkı savunan arkadaşlarımız işkenceyle gözaltına alınırken bile mücadelemizden vazgeçmiyoruz.

NATO Zirvesi öncesi sırf tüm muhaliflere gözdağı vermek için 178 kişi hukuksuzca tutuklandı, tutuklananlar arasında mücadele arkadaşımız gazeteci Yıldız Tar bulunuyor. Yıldız, sadece gazeteci değil tutuklanmasının ne anlama geldiğini yine en iyi biz biliyoruz. Bugün, uğradığımız tüm hak ihlâllerini kamuoyuna duyuran Yıldız için yürüyoruz.

Hormon kısıtlamaları, beden uyum süreçlerine yönelik keyfi engeller, yaş sınırlarının artırılması sürekli gündeme getirilen nefret düzenlemeleri; bedenlerimizi hayatlarımızı denetleme girişimleridir. Ama bedenlerimiz örgütlenmemiz mücadelemiz denetlenemez.

Faşizme karşı direneceğiz. Gücümüzü topraklarda yıllardır direnen bütün lubunyalardan alıyoruz. Depremde dayanışma ağlarının dışında bırakılan lubunyalardan, seks işçisi lubunyalardan, göçmen lubunyalardan, Kürt lubunyalardan, savaşlara karşı direnen dünyanın dört yanındaki LGBTİ+'lardan alıyoruz. Çünkü bizim mücadelemiz yalnızca hayatta kalma mücadelesi değil; sömürüsüz, eşit, özgür yaşamı birlikte kurma mücadelesidir.

Lubunyaların, transların, kadınların bütün ezilenlerin özgür eşit yaşayacağı dünyayı kurmaktan vazgeçmeyeceğiz.

NEFRETE İNAT YAŞASIN HAYAT!" (HABER MERKEZİ-Bianet-MA)