Bugün, Addis Ababa’nın gerek kalabalık caddelerinde gerek tenha sokaklarında yürüyen turist, şehrin tarihinde Ermenilerin oynadığı rolü fark etmeyebilir. Etiyopya’nın başkenti Afrika Birliği’nin merkezi olan kent, 20. yüzyılın ilk yarısında yalnızca siyasi dönüşümlerin değil, aynı zamanda dikkat çekici kültürel değişimin sahnesiydi. dönüşümün görünmeyen ama önemli aktörlerinden biri şehirdeki Ermeni topluluğuydu.
Etiyopyalı Ermeniler hakkında internette kısa araştırma yapınca, Ani Aslanian’ın 2014 yılında The Armenite’ta yayımlanan ‘In The Company of Emperors’ yazısı en kapsamlı kaynaklardan biri olarak öne çıkıyor.
Aslanian’a göre Etiyopyalılar Ermeniler arasındaki ilişkiler yeni değildi. Her iki halk Doğu Hıristiyanlığı’nın kadim geleneklerine bağlı topluluklardı yüzyıllar boyunca dinî kültürel bağlar kurmuşlardı. Buna rağmen Ermenilerin Etiyopya’nın modernleşme sürecine yaptıkları katkılar uzun yıllar tarih anlatılarının kıyısında kaldı.
Yine Aslanian’ın aktardığı bilgilere göre, 20. yüzyılın başlarında Addis Ababa’ yaşayan Ermenilerin sayısı yaklaşık 50. Ancak küçük topluluk ilerleyen yıllarda büyüdü özellikle Haile Selassie döneminde ülkenin kültürel ekonomik yaşamında önemli konuma yerleşti.
Asıl adı Tafari Makonnen olan Haile Selassie, 1916’ Etiyopya’nın naibi fiili yöneticisi olarak iktidara geldi. 1930’ imparator ilan edilen Selassie, ülkeyi uluslararası sisteme daha güçlü biçimde entegre etmeyi hedefliyordu. 1923’te Etiyopya’nın Milletler Cemiyeti’ne kabul edilmesini sağladı ardından Avrupa Orta Doğu’yu kapsayan diplomatik gezilere çıktı.
Kudüs yolculuğu Surp Hagop Manastırı’nı ziyaret
Ancak 1924 yılında yaptığı yolculuk, onun beklemediği karşılaşmaya sahne.
Aslanian’ın aktardığına göre Selassie, Kudüs’te Ermeni Mahallesi’ni Surp Hagop Manastırı’nı ziyaret. Dindar Etiyopya Ortodoks’u olan Selassie, Ermeni Etiyopya kiliseleri arasındaki benzerliklerden etkilendi. Ancak ziyaretin en önemli sonucu, burada karşılaştığı 40 genç müzisyen.
çocuklar, Ermeni Soykırımı’ndan kurtulmuş yetimlerdi. Kudüs Ermeni Patrikhanesi’nin koruması altında yaşayan çocuklar bando olarak eğitim görüyorlardı. Selassie onların disiplininden yeteneklerinden etkilendi. Patrik Yeğişe Turyan yaptığı görüşmenin ardından, çocukları himayesine almayı Etiyopya’ya götürmeyi teklif.
Teklif kabul edildi. Peder Hovhannes Simonyan eşliğinde Kudüs’ten ayrılan yetimler, 6 Eylül 1924’te Addis Ababa’ya ulaştı. Kısa süre içinde Amharca’ ‘Kırk Çocuk’ anlamına gelen ‘Arba Lijoch’ adıyla tanınmaya başladılar.
gelişme yalnızca yetimlerin hayatını değiştirmeyecek, aynı zamanda Etiyopya müzik tarihinin yönünü etkileyecekti.
Antep’ten gelen yetim
Selassie’nin himayesine giren çocuklar, Etiyopya İmparatorluk Bandosu’nun çekirdeğini oluşturdu. Her birine maaş bağlandı, barınma imkânı sağlandı profesyonel müzik eğitimi almaları desteklendi.
Grubun müzik direktörlüğünü ise kendisi Osmanlı İmparatorluğu’nun güneydoğusundan, Antep’ten gelen Ermeni yetim olan Kevork Nalbandian üstlendi. Nalbandian’ın liderliğinde Arba Lijoch kısa sürede ülkenin en önemli müzik topluluklarından biri hâline geldi.
Aslanian’ın aktardığına göre Selassie, Nalbandian’ın bestecilik yeteneğinden kadar etkilenmişti ki ondan Etiyopya için yeni ulusal marş bestelemesini istedi. Bunun sonucunda ortaya çıkan ‘Teferi Marsh, Ethiopia Hoy’ [Etiyopya, Mutlu Ol], Etiyopya İmparatorluğu’nun resmî marşı olarak kabul edildi.
Marş ilk kez 2 Kasım 1930’ Haile Selassie’nin taç giyme töreninde halka açık olarak seslendirildi. Eseri icra edenler ise yıllar önce Kudüs’ten Addis Ababa’ya getirilen 40 Ermeni yetimdi. gün yalnızca yeni imparator taç giymedi; Ermeni yetimlerin Etiyopya tarihindeki yeri görünür hâle geldi.
Etiyopya müzik kültürünü dönüştürdüler
Araştırmacı Arsen Yarman, 2013 yılında internethabercisi’ta yayımlanan ‘Etiyopya’nın şarkısını söyleyen 1915’in Kırk Çocuklar’ı’ yazısında ‘Arba Lijoch’u oluşturan isimlerin listesini mıştı. sayede Etiyopya’nın millî marşını seslendiren 40 yetimin kimlikleri bugün biliniyor.
Kraliçe Menen Haile Selassie, Fotoğraf: Bedros Boyadjian
Taç giyme töreninin ardından Arba Lijoch üyeleri, kısa süre içinde Etiyopya devletinin en görünür müzik topluluklarından biri. İmparatorluk törenleri, diplomatik karşılamalar resmî etkinlikler onların müziğiyle anılır hâle geldi.
Ancak grubun önemi yalnızca devlet törenlerinde yer almasından kaynaklanmıyordu. Asıl etkileri Etiyopya’nın müzik kültürünü dönüştürmelerinde yatıyordu. Soykırım nedeniyle ailelerini yurtlarını kaybeden gençler, Addis Ababa’ yalnızca yeni yaşam kurmadı; aynı zamanda ülkedeki müzik anlayışının değişmesine katkıda bulundu.
Aslanian’ın yazısından öğrendiğimize göre, yerel araştırmacı Mesfin Kebede’nin arşivlerinde bulunan belgeler, grubun üyelerine dair önemli bilgiler sunuyor. kayıtlara göre çocukların büyük bölümü Van, Erzurum, Zeytun Kozan gibi bölgelerden geliyordu. Addis Ababa’daki yaşamlarında disiplinli, çalışkan güvenilir bireyler olarak tanındılar.
‘Arba Lijoch’un Etiyopya’ya getirdiği en büyük yeniliklerden biri, üflemeli çalgıları müzik yaşamının merkezine taşıması. döneme kadar yaygın olan geleneksel enstrümanların yanına trompet, klarnet, korno orkestral çalgılar eklendi. dönüşüm yalnızca yeni seslerin duyulması anlamına gelmiyordu; yeni müzik eğitimi anlayışını beraberinde getiriyordu.
İmparatorluk bandosunda yetişen müzisyenler daha sonra Etiyopya ordusuna, polis teşkilatına muhafız birliklerine bağlı müzik topluluklarının kurulmasına katkı sundular. Böylece ‘Arba Lijoch’un etkisi yalnızca kendi performanslarıyla sınırlı kalmadı; ülkenin dört yanına yayıldı.
değişimin merkezinde yine Nalbandian Ailesi bulunuyordu. Kevork Nalbandian’ın başlattığı çalışma, sonraki kuşakta yeğeni Nerses Nalbandian tarafından sürdürüldü. Nerses, Haile Selassie Ulusal Tiyatrosu’nun müzik direktörlüğünü üstlendi, yeni besteler yaptı çok sayıda genç müzisyenin yetişmesinde rol oynadı.
Aslanian’ın atıfta bulunduğu dördüncü kuşak Etiyopyalı Ermeni müzisyen Vahe Tilbian’a göre, “Bugün Etiyopya müziğinde saygıyla anılan birçok sanatçı doğrudan ya dolaylı biçimde Nalbandianların etkisi altında yetişti”
Nalbandianların etkisi yalnızca sahneyle sınırlı değildi. 1954 yılında Addis Ababa Üniversitesi bünyesinde kurulan Yared Müzik Okulu’nun kuruluşunda Kevork Nalbandian’ın önemli rolü vardı. Günümüzde Etiyopya’nın en saygın müzik okullarından biri kabul edilen kurum, modern müzik eğitiminin temel taşlarından biri.
Ethio-jazz
1950’lerin ortalarında şekillenmeye başlayan 1960’ların sonlarında uluslararası ölçekte dikkat çeken Ethio-jazz, dönüşümün en önemli ürünlerinden biri hâline geldi. Etiyopya’nın geleneksel melodileri, caz armonileri üflemeli çalgılarla birleşerek özgün tarz yarattı.
dönemde Ermeni toplumunun katkıları yalnızca eğitimle sınırlı kalmadı. Etiyopya’nın ilk kayıt stüdyosu Ermeni müzisyen olan Garbis Haygazian tarafından kuruldu. Haygazian Nerses Nalbandian’ın ortak çalışmaları, Ethio-jazz’ın kurumsallaşmasında önemli rol oynadı.
‘Arba Lijoch’ üyeleri Etiyopya’ yeni hayat kurmuş olsalar geçmişlerini geride bırakmış değillerdi. Soykırımın bıraktığı izler yaşamlarının ayrılmaz parçası olmaya devam.
Vahe Tilbian, Türk heyetinin Etiyopya’yı ziyaret edeceği dönemde müzisyenlerden Türkiye’nin millî marşını öğrenmelerinin istendiğini aktarıyor. Aslanian’dan öğrendiğimize göre, ailelerini soykırımda kaybetmiş olan gençler talebe tepki göstermiş “Anne babalarımızı öldüren ülkenin marşını çalmayacağız” diyerek karşı çıkmış. Sonunda marşı öğrenmek zorunda kalsalar anlatılara göre tören günü Türk marşı yerine geleneksel Ermeni ezgisi seslendirmişler.
hikâye, ‘Arba Lijoch’un kolektif hafızasını anlamak açısından önemli. Etiyopya onların yeni vatanı olmuştu; ancak geçmişte yaşananların unutulması mümkün değildi.
Belki Haile Selassie’nin Ermeni toplumuna duyduğu yakınlığın nedenlerinden biri buydu. Selassie, Addis Ababa’daki Ermeni cemaatinin yaşadığı trajedilerin farkındaydı. nedenle Ermenileri yalnızca ülkeye kabul etmekle kalmadı, onlara özel güven duydu.
1930’larda nüfusları birkaç bin kişiyi geçmeyen Etiyopyalı Ermeniler, sayılarının çok ötesinde etki yarattılar. Addis Ababa’nın büyümesine, modern kurumlarının oluşmasına kültürel yaşamının çeşitlenmesine katkıda bulundular.
Kevork Nalbandian’ın ‘Arba Lijoch’un hikâyesi nedenle yalnızca müzik hikâyesi değil, aynı zamanda zorla yerinden edilmenin, yeni yurt edinmenin yeniden hayat kurmanın hikâyesidir. Kudüs’teki yetimhaneden Addis Ababa’nın imparatorluk törenlerine uzanan yol, 20. yüzyılın dikkat çekici diaspora anlatılarından birini oluşturuyor.
Ani Aslanian, ‘In The Company of Emperors: The Story of Ethiopian Armenians’, The Armenite, 6 Ekim 2014.
Arsen Yarman, ‘Etiyopya’nın şarkısını söyleyen 1915’in ‘Kırk Çocuklar’ı’, internethabercisi, 29 Mart 2013.