PKK, 11 Temmuz 2025’te düzenlenen silah yakma töreninin yıl dönümüne ilişkin olarak yeni açıklama yayınladı. Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre açıklamada, demokratik siyasal mücadele stratejisinin sürdürüleceği vurgulanırken, geçen yıllık süreçte devletin siyasi hukuki düzenlemeler konusunda adım atmadığı belirtildi.

Açıklamada, 11 Temmuz 2025’te KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Besê Hozat’ın aralarında bulunduğu 30 kişilik grubun Süleymaniye yakınlarındaki Cesena Mağarası önünde silahlarını yakmasının, strateji değişikliğinin sembolü olduğu ifade edildi.

Öcanlan'ın çağrısı hatırlatıldı

Açıklamada, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihinde yaptığı “Barış Demokratik Toplum Çağrısı”na atıfta bulunularak, çağrının ardından 1 Mart’ta ateşkes ilan edildiği, PKK’nin ise 5-7 Mayıs 2025 tarihlerinde düzenlediği 12. Kongre’ örgütün feshi Türkiye’ye yönelik silahlı mücadelenin sonlandırılması yönünde karar aldığı belirtildi.

Açıklamada, örgütün demokratik siyaset stratejisini benimseme kararlılığını göstermek için silahların yakıldığına vurgu yapıldı. Açıklamada, ifadelere yer verildi:

"Önemli gazeteci topluluğu önünde yapılan silah yakma töreni tüm dünya tarafından yakından takip edildi. Türkiye’ Kürt sorununun demokratik siyasal çözümü için önemli adım olarak görüldü. Önderlik 27 Şubat 2025 Barış Demokratik Toplum Çağrısında, Kürt sorununu ortaya çıkaran nedenleri çözüm yolunun nasıl olacağını çok özlü çarpıcı biçimde ortaya koymuştur. Kürt varlığının kabulü temelinde demokratik çözümün zamanının geldiğini vurgulamıştır. Bunu sağlatmak açısından PKK’nin feshi Türkiye’ye karşı silahlı mücadelenin sonlandırılması çağrısında bulunmuştur. çağrı sonrası 1 Mart 2025’ ateşkes ilan ettik. 5-7 Mayıs tarihleri arasında 12. Kongresini toplamış, PKK’nin feshi Türkiye’ye karşı silahlı mücadelenin sonlandırılması kararı almıştır. kararların uygulanmasının Önderlik tarafından yapılabileceğini kararlaştırmıştır."

Açıklamada, "Silah yakma töreni silahlı mücadele stratejisine dönüş olmayacağının ilanı olmuştur. iradenin ortaya konulması karşısında Türk devletinin demokratik siyasal mücadele stratejisinin uygulanması açısından siyasi hukuki adımlar atması gerekirdi. Ancak yıldır yönlü adımlar atılmamıştır.” denildi.

"Devlet adım atmadı"

yıllık süreçte siyasi hukuki gerekliliklerin yerine getirilmesi için tek taraflı adımların atıldığına dikkati çekilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Gerillanın Türkiye sınırları dışına çekilmesi çatışma riskinin olduğu yerleri bıraktığının KCK Yürütme Konseyi üyesi Sabri Ok arkadaş tarafından kamuoyuna sunulması Türk devletinin hukuki siyasal adımlar atmasına zemin sunmak içindi. Özgürlük Hareketimiz sorumlu davranırken, devlet ne adımlar atmış, ne demokratik siyasal çözüm için toplumsal zemini yaratmıştır. Önderlik Özgürlük Hareketimize yönelik geçmişte oluşturulan olumsuz algılar bilinçli biçimde sürdürülmüştür. Zaman zaman cumhurbaşkanı, Devlet Bahçeli bazı AKP yetkilileri sürece sahip çıkan ilerlediğini söyleyen açıklamalar yapsa söylemlerin pratikte karşılığı olmamıştır. Silah yakma iradesinin ortaya konulması üzerinden yıl geçmesine rağmen siyasi hukuki alanda ilerleme sağlanmamıştır. başta Kürtler olmak üzere Türkiye dünya kamuoyunda iktidarın niyeti konusunda kaygı kuşkular ortaya çıkarmıştır. yönlü kaygı kuşkulara rağmen silah yakmanın 1. yıl dönümünde biz demokratik siyasal mücadele stratejisinde ısrar ederken, iktidar politika tutumlarıyla ısrar çabalarımıza karşılık vermemiştir.”

Açıklamada, "Son zamanlarda Önderliğin önerdiği kök çerçeve yasanın çıkıp çıkmayacağı tartışılmaktadır. Önderliğin makul önerilerine karşılık verilmediği gibi Özgürlük Hareketimiz konuda bilgilendirilmemiştir. Çıkması öngörülen yasanın birinci dereceden muhatabı Önderlik Hareketimizken, tek taraflı yasa taslaklarından söz edilmesi soruna sürece ciddi yaklaşılmadığını göstermektedir. En önemlisi öngörülen yasanın sadece silah bırakmaya dayandırılması yüzyıllık sorunun doğru ele alınmadığının ifadesi olmaktadır. Böyle yasa ilk önce Önderlik Özgürlük Hareketimizin öncü kadrolarının konumunu belirleme Kürt sorununun çözümünün yolunu döşeme yasası olması gerekirken Önderliğimizin dışında tutulacağının söylenmesi barış demokratik toplum sürecini sabote etme anlamına gelir. Halkımız Özgürlük Hareketimiz Önderliğin özgür yaşar çalışır durumda olmadığı yaklaşımı kabul etmeyeceğini defalarca ortaya koymuştur. süreçte en başta gerçekliğin bilinmesi gerekir." denildi.

"Üzerimize düşen sorumluluğu bundan sonra yerine getireceğiz"

"11 Temmuz silah yakma töreninin 1. yılında Özgürlük Hareketi olarak demokratik siyasal mücadele stratejisi konusunda ısrarımızı kez daha vurguluyoruz." denilen açıklamada, "AKP-MHP iktidarının PKK’nin feshi silahlı mücadelenin sonlandırılması üzerinden yıl geçmesine rağmen adım atmaması sürece doğru yaklaşım olmamaktadır. Çatışma çözümü deneylerinde en makul yaklaşımı gösterdiğimiz açıktır. Bunu halklarımızın özgür demokratik yaşamını sağlama doğrultusunda yaptığımız bilinmektedir. Halklarımızın demokratik entegrasyon temelinde özgürce birlikte yaşayacağı demokratik Türkiye’yi yaratmak hepimizin sorumluluğudur. Kürt halkı tüm Türkiye halkları böyle Türkiye yaratmak için üzerine düşen sorumluluğu her boyutta yerine getirmelidir. Bizler halklarımıza duyduğumuz sorumluluğun gereği Önderliğin demokratik toplum manifestosu çerçevesinde üzerimize düşen sorumluluğu bundan sonra yerine getireceğiz." ifadeleri kullanıldı.