World Justice Project 2025 Hukukun Üstünlüğü Endeks verilerine göre Türkiye, son on yılda Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde ciddi gerileme yaşadı. 2015 yılında 80. sırada bulunan Türkiye, her yıl gösterdiği düşüş eğilimi 38 sıra kaybederek 2025’te 118. sıraya kadar geriledi. 2016' gerçekleşen 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Türkiye, hukuk devleti sıralamasında 19 sıra geriye giderek 99. sıraya gerilemişti.
Türkiye bunun yanısıra “Temel Haklar” kategorisinde 143 ülke arasında 134. sırada yer almakta. başlık; ayrımcılığın önlenmesi, yaşam güvenlik hakkı, adil yargılanma hakkı, ifade inanç özgürlüğü, mahremiyetin korunması, toplanma özgürlüğü temel işçi haklarının güvence altında olması gibi göstergeleri kapsamakta. Türkiye’nin 2015’te alandaki sırası 96 iken, son on yılda 38 sıra gerileyerek 134’e düşmesi, temel hak özgürlükler alanında ciddi gerileme içinde olduğunu göstermekte.
Türkiye ayrıca “Hükümetin Yetkilerinin Sınırlandırılması” kategorisinde 136. sırada yer.“Hükümetin yetkilerinin sınırlandırılması” kategorisi yargının bağımsız denetim mekanizması olarak hükümetin hukuka aykırı işlemlerine sınır koyabilmesi deyişle mahkemelerin yürütmenin kararlarını iptal edebilmesi ya durdurabilmesi, yüksek yargı organlarının hukukun üstünlüğünü koruyacak şekilde iktidarı denetleyebilmesi AİHM başta olmak üzere yüksek mahkeme kararlarına uyulması anlamına geliyor.
denetim, iktidarı zayıflatmak için değil, güçler ayrılığı ilkesi çerçevesinde yasama, yürütme yargı arasında denge hesap verebilirlik sağlamak için yer alıyor.2015 yılında kategoride 95. sırada yer alan Türkiye, son 10 yıl içinde alanda 41 sıra gerilemiş durumda.
Ayrıc İnsan Hakları Derneği (İHD) Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Dokümantasyon Merkezlerinin verilerine göre 2025 yılında yaşanan hak ihlalleri şöyle sıralanmış:
Kolluk Şiddeti-İşkence Kötü Muamele
Kolluk güçlerinin barışçıl toplantı gösterilere müdahalesi sırasında, sokak açık alanlarda ya ev iş yeri gibi mekânlarda, yani resmi olmayan gözaltı yerlerinde gözaltı dışındaki ortamlarda yaşanan işkence kötü muamele uygulamaları 2025 yılında tüm yoğunluğu devam. Kolluk güçlerinin, evrensel hukukta ülke yasalarında tanımlanan zor kullanma yetkisinin çok ötesine geçen kural dışı, denetlenmeyen, cezalandırılmayan, siyasal iktidar tarafından görmezden gelinen hatta teşvik edilen şiddeti normalleştirilerek gündelik yaşamın parçası haline geldi.
'Onur Ayı' etkinliklerinde LGBTİ+’lara, 8 Mart etkinliklerinde kadınlara, 2025 1 Mayıs’ında Taksim'e yürümek isteyenlere, 31 Mart 2024 Yerel Yönetim Seçimleri sonrasında seçmen iradesine aykırı şekilde farklı tarihlerde belediyelere kayyım atanmasını İmamoğlu’nun tutuklanmasını protesto edenlere, sokak hayvanlarının yaşamını korumaya çalışan hayvan hakkı savunucularına, Gazze‘deki soykırımı protesto edenlere, toprağına, havasına, suyuna, zeytinine sahip çıkmak isteyen yaşam savunucularına, hapishanelerde yaşanan hak ihlalleri devam etmekte olan açlık grevleri ilgili barışçıl toplantı gösteri yapanlara yönelik kolluk güçlerinin uyguladığı şiddet normalleştirmenin örnekleri.
Kolluk güçlerinin toplanma gösteri özgürlüğü kapsamında yapılan barışçıl eylem etkinliklere müdahalesi sonucu 2 bin 345 kişi işkence kötü muamele niteliğindeki uygulamalar gözaltına alındı, en az 131 kişi yaralandı.
Sokak açık alanlarda ya ev iş yeri gibi mekânlarda, en az 83 kişi işkence kötü muameleye maruz kaldı.
6 Ağustos 2019 tarihinde Ankara' kaybolan Yusuf Bilge Tunç hakkında yapılan tüm başvurulara rağmen halen haber alınamamaktadır.
37 kişi kaçırılma ajanlaştırma şikâyeti İHD’ye başvuru yapmıştır. sayı Ocak 2022 Kasım 2025 arası dönem için toplam için 124 kişidir.
Açık kaynaklardan yapılan tespitlere göre en az 2 kişi kolluk güçleri tarafından kaçırılarak zorla alıkonulduklarını, işkence kötü muameleye maruz kaldıklarını iddia.
Hapishanelerde en az 321 mahpus işkence kötü muamele gördüğüne dair şikâyette bulunmuştur.
İfade Özgürlüğüne Yönelik Kısıtlama Baskılar
2016 yılında ilan edilen OHAL birlikte tırmanışa geçen düşünce ifade özgürlüğüne yönelik kısıtlamaları, özellikle basın üzerindeki kaygı verici boyutta artan baskı kontrolü 2025 yılında sürdü.
30 Kasım 2025 tarihi itibariyle Türkiye’ en az 29 gazeteci/basın çalışanı cezaevinde bulunmakta.
Gazeteci/basın çalışanı olan en az 101 kişi gözaltına alındı, 52 kişi tutuklandı. En az 1 kişinin ülkeye girişi engellendi. 2’si ev hapsi olmak üzere en az 25 kişiye adli kontrol tedbiri uygulandı.
Gazeteci/basın çalışanı olan 60 kişi hakkında soruşturma başlatıldı. En az 28 kişi hakkında 32 dava açıldı. En az 58 kişi hakkında açılan 62 davanın görülmesine devam edildi.
Gazeteci/basın çalışanı olan en az 38 kişi saldırıya maruz kaldı, bunun sonucunda en az 1 kişi yaşamını yitirdi, en az 7 kişi yaralandı. Gazeteci/basın çalışanı kişilerin tehdit edildiği en az 11 olay tespit edildi.
Pek çok habere, internet sitesine, sosyal medya hesabına uygulamaya mahkeme kararları erişim yayın yasağı getirildi.
İfade özgürlüğünün siyasal eleştiriyi yurttaş denetimini mümkün kılacak şekilde etkin kullanımının önündeki en büyük engeli içerikleri bakımından muğlak keyfi yoruma açık çok sayıda düzenleme oluşturmakta.
Başta 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu (TMK) olmak üzere Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) en az 15 maddede bazı özel kanunlarda ifade özgürlüğünü sınırlayan cezalandıran düzenlemeler bulunmakta. tür düzenlemelerin başında TCK’nın 301. (Türk Milletini, devleti kurumlarını aşağılamak), 299. (Cumhurbaşkanı’na hakaret), 216. (Halkı kin düşmanlığa tahrik), 220/8. TMK’nın 7/2. (Örgüt propogandası yapmak) TMK 6. (Terör mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek) maddeleri gelmekte.
Raporlara göre 2025 yılında kapsamda yaşanan çarpıcı örnek, Leman Dergisi’nde yer alan karikatür nedeniyle ‘dini değerleri alenen aşağılama’ gerekçesiyle TCK’nın 216. maddesi’ne muhalefet suçundan soruşturma başlatılması, dergi yöneticisi çalışanı dört kişinin (çizimi yapan karikatürist, derginin sorumlu yazı işleri müdürü, müessese müdürü grafikeri) evlerine baskın yapılarak, fiziki şiddet veters kelepçe uygulanmak suretiyle gözaltına alınıp tutuklanmaları derginin ilgili sayısı hakkında toplatma kararı verilmesi.
Rapor içeriklerine göre Cumhurbaşkanına hakaret sebebiyle başlatılan soruşturma davalar Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı görevini devraldığı Ağustos 2014 sonrasında büyük hızla artmış Cumhuriyet tarihinde daha önce görülmemiş sayılara ulaşmış durumda. Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre 2024 yılında "Cumhurbaşkanı’na hakaret" suçunu içeren "devletin egemenlik alametlerine organlarının saygınlığına karşı suçlar" başlığı altında (TCK. 299-301) 21.813 kişi hakkında soruşturma başlatılmış, 7.264 kişi hakkında kamu davası açılmış.
Raporlarda durumun vahametini gösteren çok sayıda veri bulunmakta.
Devam edeceğim.