Artı Gerçek- Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP), kadın katliamları şüpheli kadın ölümlerine dair yılın ilk 6 aylık verilerini İstanbul' bulunan Bilim Beyoğlu'nda düzenlediği basın toplantısıyla açıkladı.
Toplantıya, Özgür Kadın Hareketi (Tevgera Jinên Azad-TJA) aktivistleri, Kadın Zamanı Derneği, Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), Ekmek Gül, Türkiye İşçi Partisi (TİP), CHP İstanbul Kadın Kolları, Halkların Eşitlik Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Kadın Meclisi Halkların Demokratik Kongresi (HDK) İstanbul Kadın Meclisi temsilcileri katıldı.
GÜLSÜM KAV: AİLELER ADALET İÇİN MÜCADELE VERMEK ZORUNDA BIRAKILIYORİlk olarak konuşan KCDP Genel Temsilcisi Gülsüm Kav, ailelerin yıllardır adalet arayışını sürdürdüğünü ancak devletin yerine getirmesi gereken soruşturma yükümlülüğünün çoğu zaman ailelerin omuzlarına bırakıldığını söyledi. Ailelerin hem yakınlarını toprağa verdiğini hem gerçeği ortaya çıkarmak için mücadele etmek zorunda bırakıldığını dile getiren Gülsüm Kav, "Aileler ölümden ötesi yokmuş gibi yaşamıyor. Hep birlikte öğrendik ki ölümün ötesi. Suçlular var, katiller var, failler var, şüpheliler. Aileler yıllardır 'yakınıma ne oldu, evladıma ne oldu?' sorusunun yanıtını arıyor. Normal hukuk devletinde bunu ailelerin değil, savcıların kolluk kuvvetlerinin yapması gerekir. Ama maalesef bugün görevi aileler üstlenmek zorunda kalıyor. Aileler büyük yük altında bırakılıyor. Hem bedenlerini toprağa veriyorlar hem devletin yapması gereken soruşturmayı yürütmeye çalışıyorlar. Gerçeği ararken parçalanıyorlar. Oysa gerçeği ortaya çıkarmak devletin görevidir. Artık çok yandı canımız" ifadelerini kullandı.
'ŞÜPHELİ ÖLÜM DOSYALARI HIZLA KAPATILIYOR'Şüpheli kadın ölümlerinde etkin soruşturma yürütülmediğine dikkati çeken Gülsüm Kav, özellikle partner veya yakın çevrenin bulunduğu dosyalarda katliam ihtimalinin mutlaka araştırılması gerektiğini vurguladı. Gülsüm Kav, “Ancak bizde dosyalar gerekli araştırmalar yapılmadan hızla kapatılıyor. Oysa ölüm dosyalarında zamanla yarışılır. Deliller ilk saatlerde toplanmalıdır. Deliller kaybolduktan sonra gerçeğe ulaşmak çok daha zor hale geliyor. Gerçek hukuk sistemi delil toplamadan adalet sağlayamaz. Etkin soruşturma hukuk devletinin temel sorumluluklarından biridir”.
'6284 UYGULANMADIĞI İÇİN KADINLAR ÖLÜYOR'İstanbul Sözleşmesi 6284 Sayılı Kanun'un kadınların yaşam hakkını korumak açısından büyük öneme sahip olduğunu hatırlatan Gülsüm Kav, "İstanbul Sözleşmesi'nde yer alan idari tedbirler çok önemliydi. Hakimin uzaklaştırma kararı verebilmesi kadınların yaşamını koruyan temel mekanizmalardan biriydi. 6284 uygulanmadığı için kadınlar ölüyor. Mesele yalnızca öldürenlere ceza vermek değil, kadınlar öldürülmeden önce onları koruyabilmektir. İstanbul Sözleşmesi tam bunun için hazırlanmıştı. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme süreci kadınların yaşam hakkı açısından ağır sonuçlar doğurdu. Kadın cinayetlerini önlemeye yönelik mekanizmalar zayıflatıldı” diye konuştu.
'KARANLIKTA KALAN HER DOSYA YENİ CİNAYETLERE ZEMİN HAZIRLIYOR'Şüpheli kadın ölümleri dosyalarının karanlıkta bırakılmasının toplumsal sonuçları olduğuna dikkati çeken Gülsüm Kav, " dosyaların karanlıkta kalması sadece ölüm nedeninin karanlıkta kalması değildir. Gerçeğin karanlıkta kalması, adaletin yerini bulmaması anlamına gelir. Her karanlıkta bırakılan dosya yeni hak ihlallerine, yeni kadın cinayetlerine zemin hazırlıyor. nedenle her dosyanın aydınlatılması gelecekte yaşayacak kadınların hakkıdır”. Adalet Bakanlığı'nın son dönemde yaptığı bazı açıklamaları önemsediklerini belirten Gülsüm Kav, bunun ise yeterli olmadığını, bütün şüpheli kadın ölümü dosyalarının yeniden etkin biçimde soruşturulması gerektiğini dile getirdi.
'MÜCADELEMİZ SÜRECEK'Konuşmasının sonunda ailelere seslenen Gülsüm Kav, adalet mücadelesinin sonuç vereceğine inandıklarını belirterek, ekledi: "
Ailelerimizin kararlı mücadelesi çok kıymetli. Sanmayın ki mücadele sonuçsuz kalacak. dosyanın yeniden açılması bile hiçbir dosyanın karanlıkta bırakılamayacağını gösteriyor. Biz tüm kadın cinayetleri davalarında, tüm şüpheli kadın ölümlerinde ailelerin yanında olmaya devam edeceğiz. Gerçeklerin ortaya çıkması, verilerin açıklanması hiçbir dosyanın karanlıkta kalmaması için kararlılıkla umutla mücadelemizi sürdüreceğiz.",
KADINLARIN YÜZDE 61'İ EVLERİNDE KATLEDİLDİKCDP Genel Sekreteri Fidan Ataselim kadın katliamlarına ilişkin verilerin yıllardır değişmediğini ifade ederek, artık "kadınlar neden öldürülüyor?" sorusunun yanı sıra "neden önlenmiyor?" sorusunun sorulması gerektiğini söyledi. Kadınların en çok en yakınlarındaki erkekler tarafından katledildiğini kaydeden Fidan Ataselim, “Bugün yıllardır anlattığımız üç gerçek değişmedi. Kadınlar en çok en yakınlarındaki erkekler tarafından öldürüldü. İlk altı ayda öldürülen kadınların yüzde 43'ü evli olduğu erkek, yüzde 7'si ise boşandığı erkek tarafından öldürüldü. değişmeyen gerçek kadınların nerede öldürüldüğü. Öldürülen kadınların yüzde 61'i evlerinde yaşamını yitirdi. başka değişmeyen gerçek ise kadınların yüzde 52'sinin ateşli silahla öldürülmüş olması. gerçekleri tekrar etmekten vazgeçmiyoruz” ifadelerini kullandı.
'NEDEN ÖNLENMİYOR SORUSUNU DAHA GÜÇLÜ SORMAMIZ GEREKİYOR'Verilerin yıllardır değişmediğini vurgulayan Fidan Ataselim, artık esas sorulması gereken sorunun kadın katliamlarının neden önlenemediği olduğunu söyledi. Fidan Ataselim, “Eğer gerçekler değişmiyorsa, kadın cinayetleri sürüyorsa kadınlar en çok aile içinde öldürülüyorsa artık 'Neden önlenmiyor?' sorusunu daha güçlü sormamız gerekiyor. Kadınların neden öldürüldüğünü bütün gerçekliğiyle ortaya koyduk. Şimdi kadınların neden korunamadığını konuşmak zorundayız”.
'CEZASIZLIK KATİLLERİ CESARETLENDİRİYOR'Cezasızlık politikalarının erkek şiddetini beslediğini söyleyen Fidan Ataselim, kadın cinayetlerinin yalnızca kadınları değil bütün toplumu etkilediğini belirtti. Fidan Ataselim, "Cezasızlık katilleri cesaretlendiriyor. Şiddet uygulayan erkekler ödüllendirilmeye devam ediyor. Kadına yönelen şiddet yalnızca kadınları hedef almıyor; aynı olaylarda başka insanlar öldürülüyor ya yaralanıyor. tablo bütün toplumun tehdit altında olduğunu gösteriyor”. Koruma kararlarının uygulanmamasına dikkat çeken Fidan Ataselim, katledilen kadınlardan 8’i hakkında koruma kararı bulunduğunu hatırlatarak, "Tehdit altında olan kadınları koruması gereken kamu kurumları görevini yerine getirmiyor".
Kadın Adalet Vakfı bünyesinde oluşturulan yeni yapıya değinen Fidan Ataselim, “ birimin nasıl çalışacağını takip edeceğiz. Ancak soruyoruz; faili meçhul kadın cinayetleri, intihar ya kaza denilerek kapatılan dosyalar yeniden incelenecek ? Yoksa yıllardır şüpheli kadın ölümlerinin adını anmadığınız gibi bunları görmezden geleceksiniz? Bunun takipçisi olacağız. davalar kendiliğinden açılmadı, ilerleme kendiliğinden sağlanmadı. Öldürülen kadınların aileleriyle birlikte mücadeleyi sürdüren bizleriz. Bundan sonra hem süreçlerin hem kurulan mekanizmaların takipçisi olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.
Büyükçekmece’ katledildikten sonra cenazesi denize atılan Sedef Güler’in annesi Gülizar Sevim, faillerle değil adalet sistemi uğraştıklarını belirterek, şöyle devam etti:
“Adalet şeyleri kapatma peşinde. Failler dışarda. Kızım uyuşturucu baronları tarafından katledildi. Dosyada sadece 4 dakikalık kamera görüntüsü. Neden olması gerekenler dosyada yok? Otopsi dosyasında erişim sağlayamıyorum. Kamera kayıtları. Kimden koruyorsunuz. Dosyada adı olanlar mahkemeye gelmiyor. Haklarında dava bile açamıyorum. Adalet istiyorum. Yeşim Akbaş polis lojmanında öldürüldü intihar denerek üstü kapatıldı, dosya şimdi arşivde. Biz çocuklarımızın acılarıyla araya geldik. dosyanın hesabını istiyorum.”
MEKİYE AKYEL'İN ABLASI: KARDEŞİMİN KİMLİĞİ OLMADI MEZARI OLSUNSiirt’te kaybedilen Mekiye Akyel’in kardeşi Halime Pilğir, faillerin buçuk yıldır serbestçe gezdiğini kardeşinin cenazesinin hala bulunamadığını dile getirdi. Halime Pilğir, “Sürekli tehdit ediliyorum, kadınmışım başaramayacakmışım. Kadınlar olarak başaracağız. Mekiye’nin yakıldıktan sonra nereye atıldığını bilmiyorum. Devlet çocukları bırakıyor, çocukları şahit. Çocuklarımla eşimle tehdit ediyorlar. Ama eşim çocuklarım yanımda. Sizler arkamda olduğu sürece davamdan vaz geçmeyeceğim. Mekiye’nin kimliği olmadı ama mezarı olsun istiyorum” ifadelerini kullandı.
AYSUN YILDIRIM'IN ANNESİ: HAKLARIMI İSTİYORUMKatledilen Aysun Yıldırım’ın annesi Hüsniye Yıldırım, kızının katledildiğini ancak “intihar” süsü verildiğini savcı tarafından dosyanın kapatıldığını söyledi. İkinci dosyayı KCDP birlikte açtıklarını, failin 2019’ tutuklanıp 2020’ serbest bırakıldığını belirten Hüsniye Yıldırım, “2019’ dosya yeninden açıldı. Ama takipsizlik kararıyla yeniden kapatıldı. 9 yıldır mücadele veriyorum. Aysun’un tırnaklarında erkek DNA’sı çıktı. Katil ‘ gün önce birlikte olmuştuk’ dedi ama ATK raporu cinsel ilişki yaşanmadığını ortaya koydu. Yani ifadesi çürütüldü. Dosya iki kez kapatıldı. Adalet Bakanlığı bunun açıklamasını yapsın. İftiralar, yalancı tanıklarla dosyam kapatıldı. Adalet Bakanı kime hizmet ediyor? Benim vatandaşlık haklarım var haklarımı istiyorum” diye konuştu.
Açıklama, şüpheli şekilde hayatını kaybeden kadınların yakınlarının konuşmalarının ardından sona.
150 KADIN KATLEDİLDİ, 151 KADIN ŞÜPHELİ ŞEKİLDE YAŞAMINI YİTİRDİToplantıda 2026 yılının 6 ayına ilişkin ılan verilerde, 150 kadının erkekler tarafından katledildiği, 151 kadının ise şüpheli şekilde yaşamını yitirdiği aktarıldı. Verilere göre, katledilen 150 kadının 64’ü, yani yüzde 43’ü evli olduğu, 17’si birlikte olduğu, 10’u boşandığı, 4’ü ise eskiden birlikte olduğu erkek tarafından katledildi. Kadınların 92’si yani yüzde 61’i evde katledildi.
Şüpheli ölümlerin yüzde 61’inde kadınların nasıl öldüğü tespit edilemedi. Yüzde 16’sı yüksekten düşme, yüzde 11’i ateşli silah, yüzde 5’i boğulma, yüzde 1’i kesici alet yüzde 1’i nedenlerle kayıtlara geçti. Kadınlar şüpheli şekilde en çok evlerinde ölü bulundu. Verilere göre, şüpheli ölümlerin yüzde 64’ü evde, yüzde 15’i su kenarında, yüzde 3’ü otelde, yüzde 2’si arabada, yüzde 2’si arazide, yüzde 1’i sokakta, yüzde 1’i iş yerinde yüzde 1’i kamusal alanlarda gerçekleşti. (MEZOPOTAMYA AJANSI)