TMMOB Mimarlar Odası Kayseri Şubesi tarafından yıl beşincisi düzenlenecek olan. Kayseri Mimarlık Festivali, 1-2-3 Ekim 2026 tarihleri arasında, Mert Uslu küratörlüğünde gerçekleştirilecek.
Festivalin yılki teması; “Yeryüzü, Kök Zaman” olarak belirlendi.
“Mimarlığın İlk Anlatısı” üzerine hazırlıkları devam eden festival sürecinde; atölyeler, paneller, yerleştirmeler, sergiler çeşitli üretimlerle temanın farklı katmanları ele alınacak. Festival öncesinde gerçekleştirilecek açık çağrılar, atölyeler çalışmalar, Ekim ayında Kayseri’ gerçekleşecek buluşmayı besleyen ortak üretim sürecine dönüşecek.
Yeryüzü, Kök ZamanMimarlığın İlk Anlatısı
Mimarlık, insanın yeryüzüyle ilişki kurduğu anda başlar.
Yerleşim öncesi zamanı, insanın ilk kez yerde durduğu anı düşünelim;
Çevresine bakar.
Ufku izler.
Rüzgârı hisseder.
Güneşin yönünü takip.
Sonra tekrar gelir.
kez daha gelir.
Orada yaşamaya başlar.
Mimarlığın hikâyesi belki tam burada başlar.
Abbas Kiyarostami’nin filmlerinde bazen uzun virajlı yol, tepe, rüzgârın hareket ettirdiği tek ağaç ya uzak ufuk çizgisi karşımıza çıkar. görüntüler olayı anlatmak yerine yalnızca bakmayı sürdürmemizi ister. Çünkü bazı soruların cevabı, ancak dünyaya biraz daha dikkatle bakıldığında ortaya çıkar.
Mimarlık böyle dikkat biçimidir.
Yeryüzü, Kök Zaman; insanın yerle kurduğu ilişkinin üç katmanını tarif.
Yeryüzü başlangıcı, kök aidiyeti, zaman ise dönüşümü sürekliliği temsil.
yer ne zaman mekâna dönüşür?
İnsan ne zaman kök salar?
Zaman neyi değiştirir, neyi taşımaya devam eder?
Nietzsche’nin “Yeryüzüne sadık kalın” çağrısıyla sorarsak: İnsan yeryüzüyle nasıl ilişki kurar?
V. Kayseri Mimarlık Festivali, mimarlığı ilk anlatı üzerinden yeniden okumayı önerir. mimarlığın ne inşa ettiğinin ötesinde; nereden doğduğunu, nasıl kök saldığını zaman içinde nasıl anlam kazandığını dönüştüğünü yeniden sormaya davet ediyor.
Yeryüzü
İnsan yeryüzüne gelir onu okumaya başlar.
Mimarlığın ortaya çıkmasından çok önce var olan okuma, bize mimarlığın ilk eyleminin yapmak yerine, fark etmek olduğunu gösterir. İnsan yeryüzüne ait sorulara cevap. Yönünü bulmak, sığınacak yer seçmek, güneşin izini sürmek, rüzgârı anlamak, suyu mek… İlk mekânlar, ilk yerleşimler ilk izler dikkatli gözlemin sonucunda ortaya çıkar.
nedenle mimarlığın ilk malzemesi yeryüzünün kendisidir. Topografya, iklim, ışık, gölge, su ufuk çizgisi gibi okumalar insanın mekân kurma düşüncesine altlık oluşturmuştur. Mimarlık, önce yeryüzünü okumakla başlar. Her yapı, her yerleşim her kent, insan yeryüzü arasında kurulan kadim ilişkinin yeni ifadesidir.
Kök
İnsan yeryüzü okumasının ardından zamanla ona yerleşir. Dönüp tekrar geldiği yerler, iz bıraktığı yüzeyler yaşam kurduğu alanlar kökün başlangıcını oluşturur.
Kök, toprağın altına uzanan yapı olmasının dışında, yere bağlanmanın, orayla ilişki kurmanın ilişkiyi sürdürmenin biçimidir. Yeryüzünde duracağı yeri seçen insan; yerleşir, üretir, dönüştürür yaşadığı yere kendi izlerini bırakır.
Yerleşimler, köyler, kentler yapılar köklenmenin yani tutunma isteğinin sonucunda ortaya çıkar. Mimarlık anlamda kök salmanın araçlarından biridir. Her yapı, insanın yeryüzüyle kurduğu ilişkinin somutlaşmış halidir.
nedenle kök, geçmişe ait hatıradan çok, sürekliliğin kendisidir. İnsan yer arasında kurulan bağın görünür hâle gelmesidir.
Zaman
İnsan yeryüzünü okur, sonra kök salar. Zaman ise izleri dönüştürür. Yapılar eskir, kentler değişir, kullanım biçimleri farklılaşır. Buna rağmen yer kurulan ilişkinin izleri yaşamaya devam. Mimarlık zamanı durdurmaya çalışan uğraş değildir. Aksine, zamanın akışı içinde var. Geçmişten devraldığı katmanları geleceğe taşır. Her yapı kendi döneminin ihtiyaçlarına cevap verirken, aynı zamanda kendisinden sonra gelecek yaşamların parçası haline gelir.
nedenle mimarlık mekân kurma pratiği olduğu kadar, süreklilik kurma pratiğidir. Geçmişten gelen bilgi deneyim, bugünün üretimiyle buluşur; gelecek için yeni izler bırakır. Zaman, mimarlığı tamamlayan son katmanı değildir. Onun ayrılmaz parçasıdır.
Yeryüzü, Kök Zaman Üzerine…Küratöryel Şahsi Anlatı
Benim yeryüzünü okumam, yeryüzüne gelmeden önce başladı. yeryüzünü inkâr etmek gibi düşünmeyin; aksine ona ne kadar ait olacağımın önceden verilmiş sessiz bilgisi.
Zaten ilk eylem yapmadan önce fark etmek değil midir? fark etmek için gerçekten gelmek gerekir? Benim tek eylemim fark etmek. Yeryüzünü ele geçirmeye, açıklamaya ya sahip olmaya çalışmıyorum. Sadece okumaya, izini sürmeye, dinlemeye devam ediyorum.
Kök salmak için kazmıyorum. Her an gidecekmiş gibi yerleşiyorum yeryüzüne. Ama isyan değil. Tam tersine. Hep yoldayım. yolda oldukça daha çok kökleniyorum. fiziksel köklenme değil elbette. Yolda olmak kuruyor yeryüzüyle tüm ilişkimi. Her köşe başında, hiç katmanlarını kazmama gerek kalmadan gösteriveriyor bana içindekilerini. Bazen fazla gösterdiğini düşünüyor sanki. sonraki dönüşte daha azını gösterecekmiş gibi davranıyor. Sonra yine unutuyor kendini. başka yol kıvrımında, taşın yüzeyinde, rüzgârın yön değiştirdiği eşikte yeniden açıyor katmanlarını. Ben yolu böyle tamamlıyorum onunla. Yalnız ben ona bağlanmıyorum; bana bağlanıyor. Üzerindeki varlığımı inkâr etmiyor. Ona zarar vermeden, canını yakmadan, izlerini zorla açığa çıkarmadan, sürekli peşinden gidip onu usandırmadan kuruyorum ilişkimi.
İşte köklerim böyle oluşuyor. Dışarıdan bakan biri bunun kök olmadığını söyleyebilir. Ben ise en sağlam köklerin birbirine değmeden kurulanlar olduğuna inanıyorum. Çünkü zorunluluktan doğan bağlar, ait olmaktan çok tutunmaya benzer.
Peki zaman?
Yeryüzü ben ondan bihaberiz. Bizim için zaman; başlangıç bitişleri ölçen çizgisel mekanik değil. Bana açtığı her katmanda, benim ona her yeni dokunuşumda yeniden ortaya çıkan
Dönüşen dönüştüren; ama kendini kaybetmeyen ilişkinin sessiz tanığı.
gün ayrılık vakti geldiğinde, yeryüzünden zarar vermeden ayrılmak isterim. taş yeter. Çünkü köklerimi zorunluluktan kurmadım. Belki onları kimse görmeyecek. Belki ben.
Ama görünmeyen köklerin tanığı vardır.
Zaman.
Festival Küratörü Mert Uslu
V. Kayseri Mimarlık Festivali Ana MekanıGön Han
Gön Han adını, bölgede yoğun olarak yapılan tabaklanmış deri ticaretinden. Yapı özü itibariyle karşılaşma mekânıdır. Gön Han’ın tarihsel işlevi ticarettir fakat bunun yanında yapı hareketle ilişkilidir. Yüzyıllar boyunca kervanlar buraya gelmiş; tüccarlar konaklamış, mallarını değiştirmiş, haberler, bilgiler hikâyeler taşımış, ardından yollarına devam etmiştir. nedenle han, ticaret yapısı olmanın ötesinde; karşılaşmaların, kültürel alışverişlerin dolaşımdaki bilginin mekânıdır.
Çağdaş Kervan
Kayseri Mimarlık Festivali benzer hareket üretir. Türkiye’nin farklı kentlerinden gelen mimarlar, öğrenciler, sanatçılar, araştırmacılar düşünürler birkaç günlüğüne burada buluşur. Fikirler ılır, tartışmalar açılır, yeni ilişkiler kurulur; ardından herkes kendi yoluna devam. nedenle festivali çağdaş kervan olarak okumak mümkündür.
Festival boyunca hanın avlusu, revakları odaları yeniden dolaşım ağına dönüşür. zamanlar malların, haberlerin hikâyelerin geçtiği mekânda; kez düşünceler, deneyimler yeni karşılaşmalar dolaşıma girer. İnsanlar gelir, kente birbirlerine iz bırakır ayrılır. Fakat karşılaşmaların ürettiği düşünceler yolculuğunu sürdürmeye devam.
Böylece Gön Han’ın yüzyıllardır taşıdığı buluşma, ma hareket kültürü yeni içerikle yeniden hayat bulur. Festival boyunca han, geçmişte olduğu gibi insanları araya getirir; farklı düşüncelerin karşılaştığı yeni yolculukların başladığı mekâna dönüşür. nedenle Gön Han, festivalin düşünsel çerçevesini mekânsal deneyimini birlikte taşıyan canlı aktördür.
Kayseri
Kayseri gibi coğrafyalar insanın yeryüzüyle kurduğu ilişkinin uzun süreler boyunca biriktiği katmanlardır.
Erciyes’in ufukta duran varlığı, ilişkinin en güçlü tanıklarından biridir. kentin siluetini belirlediği gibi; suyun hareketini, toprağın karakterini, iklimin ritmini yerleşimlerin yönünü biçimlendirir. İnsanlar yer seçerken, üretirken, yol açarken yapı kurarken büyük coğrafi varlıkla sürekli ilişki içinde olmuştur.
ilişkinin izleri yalnızca doğal çevrede değil, kentin kendisinde okunur. Yüzyıllar boyunca ticaret yollarının kesiştiği coğrafya; farklı kültürlerin, inançların, üretim biçimlerinin yaşam pratiklerinin karşılaşmalarına tanıklık etmiştir. Her dönem kendi katmanını bırakmış; kent, süreklilik dönüşüm arasındaki gerilim içinde büyümüştür.
Mimarlık katmanların en görünür kayıtlarından biridir. Taşın işlenişinde, avluların kuruluşunda, sokakların yönlenişinde, hanların dolaşımında kamusal mekânların oluşumunda; insanın yeryüzünü nasıl okuduğuna, ona nasıl yerleştiğine zamanla kurduğu ilişkinin nasıl dönüştüğüne dair izler bulunur.
nedenle Kayseri, “Yeryüzü, Kök Zaman” üzerine düşünmek için kavramların birbirine bağlandığı canlı zemindir. Coğrafyanın biçimlendirdiği yerleşimler, yolların ürettiği karşılaşmalar zamanın biriktirdiği katmanlar burada hâlâ okunabilir durumdadır.
Yeryüzü, Kök Zaman; birikimi mimarlık üzerinden yeniden düşünmeye, insanın yerle kurduğu ilişkinin başlangıcına sürekliliğine yeniden bakmaya davet.