Fotoğrafçı Gregory Jundanian, çalışmalarını topluluklar, kolektif hafıza aidiyet üzerine kuruyor. Kurucularından biri olduğu Armenians of Whitinsville dijital arşiviyle diaspora Ermenilerinin aile hikâyelerini kayıt altına alan Jundanian, "Once There Was and Was Not" ( Varmış Yokmuş) "In Their Footsteps: An Identity Fractured by Genocide" (Onların İzinde: Soykırımla Parçalanmış Kimlik) projelerinde ise soykırımın bugünkü Ermeni kimliği üzerindeki izlerini araştırıyor.

Ailesinin köklerinin bulunduğu Arapgir'e yaptığı yolculuk sırasında, Haziran 2026' İstanbul' araya geldiğimiz Jundanian'la hafıza, kimlik, kuşaklararası miras kaybolan aile bağlarının izini sürme çabasını konuştuk.

Sizi İstanbul'a ne getirdi? 

Daha önce varlığından haberdar olmadığım akrabalarımla tanışmak anne tarafından atalarımın vatanı olan Arapgir bölgesini keşfetmek için Türkiye'ye geldim. Geçen yıl, Boston' bulunan Ermeni araştırma kuruluşu olan NAASR'ın düzenlediği turla ilk kez Türkiye'ye geldim. İki hafta boyunca üç farklı tur otobüsüyle yaklaşık 3.000 kilometre yol kat ettik. Ülkenin doğunusunun önemli bölümünü görme fırsatım. Ancak yolculuktan aklımda en çok kalan şey, Anadolu'daki kültürel mirasımızın nasıl neredeyse tamamen yok edilmiş olduğuydu. Ziyaret ettiğimiz her yer içimi sızlattı. Sanki tanıdığınız birinin öldürüldüğü eve gitmişsiniz gibi ağır tarifsiz histi.

Tura çıkmadan önce kuzenim Paula Aghajanian bana, babasını tehcirden kurtaran Mustafa Çıplak'ın yüzyılı aşkın süre önce çekilmiş fotoğrafını verdi. "Onun ailesini bulabilir misin?" diye sordu. Anlatılanlara göre, Arapgir'den kadınlar çocuklar sürgün edilirken Mustafa Çıplak araya girmiş, Ginape Aghajanian geniş ailesinden 13 kişiyi kurtarmıştı. Kurtulanlar arasında Ginape'nin yeğeni, yani amcam Nishan vardı. Büyük dedem Ginape birinci dereceden kuzenlerdi.

Hikâye aslında bundan daha karmaşık ama kısaca özetlemek gerekirse, Mustafa, Ginape'nin eşi Kirkor Arsiniyan'ın yakın arkadaşıydı. Kirkor Ginape'nin bütün erkek kardeşleri öldürüldükten sonra kadınlar çocuklar Arabgir'den sürgüne gönderiliyordu. Tam sırada Mustafa devreye girerek Ginape'yi, çocuklarını geniş Aghajanian ailesini kurtardı. Yaklaşık yıl sonra Ginape evlendi; daha sonra onların çocukları.

Gregory Jundanian arşivi.

Yerel akademisyen olan Vural Genç'in yardımıyla aileyi bulabildim. Mustafa, Arapgir bölgesinde tanınan Kürt ailesinin reisiydi. Vural'ın desteği sayesinde ilk seyahatimde Mustafa Ginape'nin üç torununa ulaştım. ziyaretimde daha fazla akrabamla tanıştım olağanüstü misafirperverlik sevgiyle karşılandım.

Buraya gelmemin temel nedenlerinden biri buydu. Benim ailem dâhil olmak üzere tanıdığım birçok Ermeni ailesinin, 1915'ten sonra Kürt ya Türk ailelere karışıp izini kaybettikleri akrabaları. Bazıları zorla alıkonuldu; bazı çocuklar ise anneleri sürgünden sağ çıkamayacaklarını düşündükleri için komşu ailelere emanet edildi. Benim için tarihimizin hâlâ çözülememiş parçası. Ailenizin yerlerde yaşamaya devam ettiğini bilmek ama onların kim olduğunu, nerede yaşadığını bilmemek.

İşte yüzden Türkiye' daha uzun süre kalıp aileyi bulmak onlarla tanışmak istedim. Elbette onlar uzak akrabalarım ama yolculuk benim için yalnızca akraba bulmaktan ibaret değil. Daha çok kaybolmuş insanları bulmak, kopmuş aile bağlarını yeniden araya getirebilmekle ilgili. yandan hep şunu merak ettim: Eğer 1915'te dedem ya ninem köy ailesi tarafından sahiplenilmiş olsaydı, benim hayatım bugün nasıl olurdu?

Gregory Jundanian arşivinden.

Arapgir’den yeni döndün. Oraya ikinci gidişindi değil ?

Evet. Geçen yıl oradayken üç kişiyle tanışmıştım. Onlar sayesinde Zoom üzerinden başka insanlara ulaştım. Kurtarılanların torunlarını Türkiye'deki evliliklerden doğan aile bireylerini araştırdım. Birçoğunu buldum ama hâlâ eksik parçalar. Amacım, parçaları araya getirerek hem bulmacayı hem kendi aile tarihimi tamamlamaktı.

Beni en çok motive eden şey ise, büyürken aile tarihimize dair büyükannemiz büyükbabamızdan öncesini hiç bilmememizdi. Sanki onlar Adem Havva'ydı; öncesinde hiçbir şey yoktu. boşluğu doldurmak istedim. konuya her zaman ilgi duydum, emekli olduktan sonra buna çok daha fazla zaman ayırmaya başladım.

Whitinsville, Amerika Birleşik Devletleri'nin Massachusetts eyaletindeki Worcester County' bulunan, Northbridge kasabasına bağlı tarihi Whitinsville'deki Ermeni topluluğunda büyümek nasıldı? Büyükleriniz hikâyelerini size anlattı ?

Pek sayılmaz. Kendimi ikinci nesil olarak görüyorum; annem babam ise birinci nesildi Ben 8-10 yaşlarındayken babam bana, "Ermeni katliamlarıyla ilgili birçok kitap var,. Sorun olursa bana sor," demişti. Bunun dışında ne ne annem şey anlattı. Büyükannem büyükbabam konuşmadılar. yüzden ailemin geçmişi hakkında çok az şey biliyorum.

Whitinsville'deki Ermeni topluluğu için dijital anı müzesi kurduğunuzu biliyorum. Biraz anlatır mısınız?

New England'daki küçük kasabada Ermeni topluluğun içinde büyüdüm ama kültürel olarak kendimi hep biraz farklı hissettim. süre önce kimliğimin topluluk duygusuyla nasıl şekillendiğini düşünmeye başladım. 2019' Karabağ’ "Onların İzinde" adlı projeye başladım ancak pandemi savaş nedeniyle devam edemedim. Bunun üzerine Whitinsville'e dönerek "Whitinsvilleli Ermeniler Projesi"ni hayata geçirdik. insanların hikâyelerini, fotoğraflarını, belgelerini, tariflerini ses kayıtlarını abildiği dijital houshamadyan (anı kitabı).

Henüz eklenmemiş çok sayıda hikâye var insanları bunu maya ikna etmek her zaman kolay olmuyor. Ama bunun iyileştirici süreç olduğuna inanıyorum. İnsanlar hikâyelerini anlattıkça rahatlıyor. anda sitede çoğunluğu yazılı olmak üzere yaklaşık 35-40 ailenin hikâyesi 15 kadar sözlü tarih kaydı bulunuyor. Amacımız koleksiyonu ileride yaşayan tarih kapsamında müzeye bağışlamak.

Whitinsville'deki Ermeniler Projesi'nin yanı sıra 1915'ten kurtulanların torunlarıyla ilgili çalışmanız. Web sitenizde portrelerini gördüğüm yaşlı insanlar projenin parçası sanırım.

Evet. proje, büyüdüğüm yer üzerinden kimlik meselesine bakıyor. Fotoğrafladığım insanlar birlikte büyüdüğüm kişiler. Projenin adı "Once There Was and Was Not" ( Varmış Yokmuş) gelecek yıl yayımlamayı umuyorum. çalışmada birkaç farklı katmanı anlatmaya çalışıyorum. En önemlisi, çoğumuzun içinde taşıdığı boşluk kayıp hissi. Aynı zamanda, fabrikanın taşınmasının ardından büyük dönüşüm yaşayan işçi kasabasında büyümenin nasıl deneyim olduğunu aktarmak istiyorum.

Gregory Jundanian.

Peki neden adını "Once There Was and Was Not" ( Varmış Yokmuş) koydunuz? başlığı hep sevmişimdir. masalı anlatmaya başlamak.

Evet, ama aslında anlattığı şey kesinlikle masal değil. Ermeni olmayan çoğu insan bağlamı anlamıyor. Benim için isim, Ermeni olmanın aynı anda iki farklı dünyada yaşamanın ikilemini anlatıyor. Sanırım göçmen ailelerden gelen birçok insanın derinden hissettiği duygu.

Ermeni olarak hafıza kavramına dair bakış açınızı biraz açıklayabilir misiniz?

Sanırım benim geçmişim birçok Ermeni'ninki gibi parçalanmış durumda. Her şey dağılmış ben parçaları araya getirerek hem aile tarihimi hem kendi kimliğimi anlamaya çalışıyorum. Whitinsville'deki Ermeniler projesi aslında ortaklaşa oluşturulan topluluk hafızası. Ermeni kişisel tarihleri çoğu zaman böyledir; elinizde çok az bilgi vardır eksik parçaları araya getirerek geçmişi yeniden kurmaya çalışırsınız.

Peki, ya büyüklerinizden gelen duygusal miras? Bende genetik olduğunu hissettiğim şey. Sanki onların hikâyesinin içinde doğmuşum gibi; geçmişleri hakkında çok az şey bilsem bile hüzünlerini miras aldığımı hissediyorum. Neden böyle?

Ben kesinlikle öyle hissediyorum. Hepimizin, ebeveynlerimizin büyükanne-büyükbabalarımızın anılarıyla birlikte dünyaya geldiğini düşünüyorum. insanın kimliğini en çok şekillendiren şey onların geçmişi, ait olduğu topluluğun hafızası. Bundan kaçmak zor; bence önemli olan bunu kabul edip sahiplenmek.

Bunların ne kadarı iyileşmenize yardımcı oluyor? Kişisel yolculuğunuzda artık iyileştiğinizi hissediyor musunuz?

Evet, hissediyorum. Daha önce hissetmediğim iç huzuru var artık. Atalarımın Arapgir' nasıl yaşadıklarını hiçbir zaman tam olarak bilemeyeceğimi kabul ettim. Ama elimden geldiğince derinlemesine araştırdığımı bilmek bana huzur veriyor. süreçte inanılmaz insanlarla tanıştım, hikâyelerini dinledim. çalışmayı sürdürmek istiyorum.

İngilizceden çeviren: Nora Dink