Emperyalizmin savaş örgütü olan NATO, tarihi boyunca sayısız işgale, katliama darbeye imza atmıştır. NATO’nun Ankara toplantısı tam öze uygun biçimde, 12 Eylül’ü andıran koşullarda gerçekleştiriliyor.
5 milyon nüfuslu şehir, NATO için neredeyse tümüyle kapatılıyor. Sokağa çıkma yasağı bile tartışılıyor (masada). Her türlü protesto, anayasa açıkça çiğnenerek yasaklandı. Dahası protesto edebilecek insanlar önden gözaltına alınıp delilsiz-mesnetsiz tutuklandı. 178 kişilik mega-tutuklama sadece idari tutuklama yapılmış olmadı. Aynı zamanda, Başkancı Rejim’den Sultanlık Rejimi’ne geçişin provası yapıldı. 70’lik TEMA Vakfı üyesi teyzelerin sırf haklarında istihbarat raporu var diye tutuklanması, hakikaten yeni düzeydir. Artık delil uydurmaya bile çalışmayacaklar. İsrail’in “idari tutuklama” mekanizmasının benzeri, uygulamadadır.
NATO Zirvesi, AKP iktidarı açısından başka, emperyalizm açısından başka gündemlerle toplanıyor. AKP’nin derdi, artık dar gelen Başkancı Rejim’den seçimsiz, muhalefetsiz Sultanlık Rejimi’ne geçiş için emperyalizmden onay almaktır. amaçla Türkiye’nin askeri gücünü koz olarak kullanmak istiyorlar. Trump zaten buna dünden. Avrupa emperyalistlerine ise “demokrasi falan demeyi bırakın, sizin güvenliğinizi biz sağlayalım” denecek. NATO zirvesi öncesinde estirilen terör ise mezarlık sessizliği yaratıp, militarist söylemin altını doldurmak amaçlıdır.
Emperyalizm ise kendi içinde iki önceliğe ayrışmış durumda, İngiliz-Fransız-Alman emperyalizmleri için stratejik öncelik Rusya’ya karşı savaşın yürütülmesi, Ukrayna’daki neo-nazilerin amaçla desteklenmesi. Trump yönetimindeki ABD’nin önceliği gütmemesi, hatta Rusya ayrı anlaşma yapmaya çalışması NATO içinde yıldır ağır kriz hali yarattı. Buna karşın, Avrupa emperyalizmi ise İran Savaşı’nda ABD’ye aktif destek vermedi. Böylece gerek Rusya’ya gerekse İran’a karşı, NATO’nun tüm imkanlarının seferber edilmediği ikili kitlenme hali ortaya çıktı. Trump, ABD’yi İran’ yalnız bırakan Avrupalı müttefiklerine kızgın. Avrupalı emperyalistler ise onları Ukrayna cephesinde yalnız bırakan ABD’ye kızgın. Trump NATO’nun dağıtılmasından, Avrupalılar ise ayrı ordu kurmaktan söz ediyorlar. Pratikte ise ne ABD NATO’suz yapabilir ne Avrupalılar NATO’dan vazgeçebilir.
Ankara NATO Zirvesi koşullarda farklı stratejik önceliklerin uzlaştırılması girişimine sahne olacaktır. Daha yıl önce askeri harcamaların milli gelirin %2’sine çıkartılması kararını alan NATO, kez %5’e çekmeyi tartışacak. İnsanlığın kaynakları savaş sanatinin çöplüğünde yok olup gidiyor. Rus militarizmi, Avrupa’ya model oluyor.
Emperyalizmin savaş politikaları öncelikleri değişse savaş gerçeği değişmiyor. sadece son birkaç yılda, Suriye’ Esad iktidarının devrilmesi El-Kaide teröristlerinin devletin başına getirilmesi; Gazze’ Filistin halkına soykırım uygulanması; Ukrayna’ yüzbinlerin canına mal olan emperyalist savaşın yürütülmesi; Uzak Doğu’ NATO türevi QUAD AUKUS’un kurulması Çin’in kuşatılması gibi faaliyetleri yürüttü.
Sovyetler Birliği’nin yıkılmasını (1991) izleyen uzun süreli sermaye genişlemesinin son bulduğu, emperyalistler arasında ım rekabetinin askerileştiği dönemi yaşıyoruz. Emperyalist savaşlar, cumhuriyetle krallık arasındaki farkı önemsizleştiriyor. Trump’ın Kasım seçimleri için İran Savaşı’na ara vermek zorunda kalması örneğinde yaşandığı gibi; seçimler artık, savaşların önünde ayak bağı gibi görülüyor. Parlamentolar önemsizleşiyor, genelkurmay başkanları önem ağırlık kazanıyor. Sosyal harcamalar geriliyor, askeri harcamalar yükseliyor. Kanlı tarihleriyle, Almanya Japonya yeniden büyük askeri güçler arasına katılıyor. NATO kaçınılmaz biçimde Uzak Doğu’ya doğru genişliyor. Atlantik ittifakına Pasifik boyutu (Japonya) ekleniyor.
Ankara sokaklarına asılan “Barış” sloganını kullanan NATO, emperyalist savaşı tüm dünya sathına yayıyor. “Hür dünya” savunucusu olma iddiasındaki NATO, Ukrayna’ neo-nazileri, Suriye’ El Kaidecileri, İsrail’ Netanyahu’yu, Türkiye’ ise otokrasiye gidişi destekliyor. Elbette emperyalizme karşı barışı, demokratik cumhuriyeti, halkların kardeşliğini savunanlar tüm yasaklamalara rağmen, NATO’ya karşı seslerini yükseltiyor.
Türkiye’nin NATO’dan çıkması kendisini Barış Ülkesi olarak ilan etmesi, demokratik cumhuriyete giden yolda, önemli köşe taşı olacaktır.