David Lynch sineması mantık kurallarından ziyade duyguyla, sürreal veya saykedelik tekinsiz atmosferle karakterlerin bilinçaltındaki çatışmalarla ölçülür. Eraserhead’in endüstriyel kabusundan veya The Elephant Man’in insanı derinden yaralayan trajedisinden sonra Lost Highway, Lynch filmografisinde bambaşka açıkçası tık daha garip yerde duruyor. Dürüst olmak gerekirse film, Lynch filmlerinden kadar katmanlı “dolu” hissettirmedi bana; yine insan zihninin inkar mekanizmasını ele alış biçimiyle dikkate değer deneysel. kendi halinde caz saksafoncusu olan Fred Madison’ın kıskançlık krizleri, soğuk evlilik hayatı kapılarına bırakılan tekinsiz video kasetlerle başlıyor. Karısı Renee’yi katleden Fred, korkunç suçluluk duygusuyla travmayla yüzleşecek ruha sahip olmadığı için zihni devasa savunma mekanizması geliştiriyor: Psikofuj. Yani kendi gerçeğinden kaçıp tamamen bambaşka, suçsuz kimliğe sığınmak.
Pete Dayton Kaçış İllüzyonuFred anda hapishanedeki hücresinde genç tamirci olan Pete Dayton’a dönüşüyor. Fred’in soğuk, karanlık iktidarsız dünyasına kıyasla Pete’in dünyası daha hareketli, tutkulu suçsuz. Fakat Lynch bize çok net şey gösteriyor: Zihninde ne kadar başka birine dönüşürsen dönüş, kaçtığın karanlık vicdan seni Möbius şeridi gibi sonsuz döngünün içinde tekrar buluyor.
Benim için filmin en vurucu tüyleri ürperten yeri şüphesiz “Mystery Man” (Gizemli Adam) sahnesiydi. Partide Fred’in karşısına çıkıp “ an senin evindeyim, beni ara” diyen soluk yüzlü adam, aslında dışarıdan gelen şeytan değil; Fred’in kendi içinde bastırdığı, karısını öldüren katil tarafının vücut bulmuş. “Benim evim” dediği yer, aslında Fred’in kendi zihni.
Angelo Badalamenti’nin tekinsiz tonları Nine Inch Nails, Marilyn Manson David Bowie’nin karanlık ritimlerinin birleştiği ses tasarımı harikaydı. Koridorların sonundaki zifiri karanlıklar ışık kullanımı yine buram buram Lynch kokuyordu. Ancak günün sonunda Lost Highway, hikaye anlatımı açısından beni filmleri kadar içine çekemedi. Klasik neden-sonuç ilişkisinin olmamasını geçtim, karakterlerin duygusal derinliği The Elephant Man veya Blue Velvet’taki gibi oturmamıştı. Yine insanın işlediği suçu zihninden silmek için yarattığı karanlık labirenti izlemek tekinsiz deneyimdi.