Uzay boşluğu, katlanan zaman-uzay dokusu, kuantum fiziği karadelikler… Event Horizon (Ufuk Felaketi), kağıt üzerinde harika “sert bilim kurgu” vaadiyle kapımızı çalıyor. Karadelik motoruyla evrenin bükülmemiş noktalarına sıçramaya çalışan gemi onun uzayda kayboluşu. İnsan ister istemez büyüleyici bilimsel gizem veya derin kozmik bilinmezlik bekliyor. Ancak film ilk yarım saatten sonra öyle çark ediyor ki, ne bilim kurgudan eser kalıyor ne mantıktan.

Sonuç? Bilimsel merakla başladığınız yolculukta kendinizi aniden ucuz Hristiyan teolojisi masalının Katolik cehennemi fantezisinin ortasında buluyorsunuz.

Sert Bilim Kurgudan B-Movie Şeytan çıkarmasına

Filmin en büyük problemi yarattığı beklentiyle sunduğu şey arasındaki devasa uçurum. Event Horizon, bilim insanın uzay-zamanı bükme hırsını anlatırken birdenbire yön değiştirip “Gemi başka boyuta gitti, orası meğerse Cehennemmiş, şeytan içimize girdi!” sığlığına demir atıyor.

Başka boyut fikri uzay ortamında her zaman çekicidir. Ancak bunu bilimsel ya en azından felsefi zeminde tutmak yerine bildiğimiz Katolik kilisesi öğretisindeki dini sembolizme, göz oymalı ayinlere kanlı görsellere bağlamak tam konsept sapması. Geminin “kötücül varlığa” dönüşmesi, bilim kurgunun soğuk büyüleyici atmosferini anda sıradan “perili ev” korku filmine indirgiyor.

Açıkçası filmin kadar iddialı bilimsel altyapıyla başlayıp ucu ucuz mistisizme göz oyan dini halüsinasyonlara bağlaması seyircinin zekasına biraz haksızlık.

Yönetmen Koltuğunda Paul.S. Anderson İmzası

Aslında yönetmen koltuğunda Paul.S. Anderson’ın oturduğunu hatırlayınca şaşırmamak gerekiyor. Kariyerini Resident Evil serisi, Alien. Predator Monster Hunter gibi çerezlik, derinlikten uzak B-side aksiyonlarla doldurmuş isimden atmosferik veya felsefi bilim kurgu şaheseri beklemiştik belki hata bizdeydi.

Anderson, atmosfer kurma konusunda bazı görsellerde hakkını verse hikaye anlatımında derinlik yerine tamamen patlamalara, gore (kan/vahşet) ögelerine ucuza kaçan jump scare numaralarına sığınıyor. Karakterlerin derinleşmesine izin vermeden, yaşadıkları trajedileri hemen yüzeysel birer “cehennem vizyonuna” dönüştürüp geçiyor.

Sam Neill Laurence Fishburne gibi isimlerin oyunculuk çabası bile filmin ucuza kaçan senaryo tercihlerini yönetmenin derinliksiz vizyonunu kurtarmaya yetmiyor.

Son Söz

Event Horizon, yıllardır “kült” ya “uzayda geçen Hellraiser” olarak övülen ama arkasını kazıdığınızda oldukça sığ kalan yapım. Bilim kurgu estetiğiyle başlayıp Hristiyanlık temalı ucuz korku şovuna dönüşmesi, türe saygı duyan seyirci için tam hayal kırıklığı.