ZHA Architects tarafından Florida sahilinde tasarlanan The Delmore, akışkan mimarisiyle konutların doğal ışık, mahremiyet okyanus manzarasından en üst düzeyde yararlanmasını amaçlıyor.
Render: DAMAC
The Delmore’un mimari yaklaşımı, bulunduğu doğal çevre kıyı coğrafyasıyla kurduğu ilişki üzerinden şekilleniyor. Proje, okyanus kıyısındaki arazinin detaylı çevresel analizleri doğrultusunda geliştirilmiş.
Render: DAMAC
analiz kapsamında güneş ışınımı, sıcaklık, nem, hâkim rüzgâr yönleri, hava kalitesi, yağış miktarı yıl boyunca değişen zemin deniz koşulları kapsamlı biçimde haritalandırılmış. Elde edilen veriler, gelişmiş dijital modelleme araçlarıyla değerlendirilerek tasarım sürecine entegre edilmiş.
Render: DAMAC
yaklaşım sayesinde yapı, sakinlerin yaşam konforunu artıracak şekilde optimize edilmiş her konut biriminin manzaradan maksimum düzeyde yararlanması sağlanmış. Ayrıca Miami’nin yılda yaklaşık 250 güneşli günü bulunan tropikal muson iklimiyle uyumlu mimari performans elde edilmiş.
Her konutun geniş yaşam alanları, derin planlı döşeme sistemleri kurgulanmış. Ancak derin planın doğal aydınlatma açısından dezavantaj yaratmaması için yapı, ortasından geçen merkezi “kanyon” boşluğu ikiye ayrılıyor. kentsel ölçekteki iç boşluk, gün ışığının konutların yaşam alanlarına derinlemesine ulaşmasını sağlayarak mekânsal konforu artırıyor.
Yapının dış cephelerinde yer alan geniş teraslar, iç mekân yaşamını dış mekana doğru genişleten ara alan oluşturuyor. teraslar sayesinde konutlar, Atlantik Okyanusu Biscayne Körfezi manzarasını kesintisiz şekilde deneyimleyebilen geniş açık yaşam alanlarına dönüşüyor.
The Delmore’un karakteristik cephe dilinde Miami’nin mimari mirasından Subtropikal Modernizm anlayışından esinlenilmiş. Geniş geometrik gölgeleme elemanları, yarı açık galeriler, korunaklı avlular akışkan iç mekân düzenleri yaklaşımın temel unsurlarını oluşturuyor. mimari dil, Miami’nin erken dönem Art Deco mimarisinden evrilmiş subtropikal iklim koşullarına uyum sağlamak amacıyla geliştirilmiş.
Okyanus şehir yönüne bakan dış cephelerde heykelsi balkonlar yer alıyor. balkonlar, konutlar için geniş açık hava yaşam alanları oluştururken aynı zamanda mahremiyeti koruyor. Cephede monotonluğu önlemek amacıyla balkonlar dikey akslarda hizalanmamış, akışkan değişken kompozisyon oluşturacak şekilde tasarlanmış. eğrisel formlar, bölgenin mimari geçmişine referans verirken projenin akıcı tasarım dilini güçlendiriyor.
Cephe tasarımında kullanılan renk paleti dokusunda, doğrudan sahildeki kumun karakterinden esinlenilmiş. hassas biçimde tasarlanan cephe sistemi, The Delmore’un Surfside topluluğuyla görsel mekânsal olarak bütünleşmesini sağlıyor. Aynı zamanda gün doğumundan gün batımına kadar değişen ışık koşullarını yansıtarak yapının cephe yüzeylerinde sürekli değişen atmosfer yaratıyor.
Yapının kuzey güney kanatlarında tipik katlar iki konut biriminden oluşurken, en üst iki katta her katta yalnızca tek konut yer alıyor.