5 Ağustos’ta TBMM Başkanlığı’na sunulan çerçeve yasaya ilişkin DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, partisinin genel merkezinde açıklama yaptı.

DEM Parti’nin ilk kez yasa teklifine imza attığını atılan imzanın sıradan imza olmadığını belirten Doğan, yasaya ilişkin şunları söyledi:

"Siyasi hukuki dönemin ilk kapısı aralandı. On yıllara yayılan çatışmaların ardından barışa giden yolun çok aşamalı olması kaçınılmaz. Böyle dönemlerde atılan adımları ne olduğundan büyük göstermek ne küçümsemek, görmezden gelmek doğru yaklaşım. Eleştirilerimiz önerilerimizle süreci güçlendirmeye çalışacağız. Yapıcı katkılar süreci zayıflatmaz, aksine güçlendirir.

" başlangıç"

düzenleme bütün sorunları anda çözen nihai düzenleme değil. başlangıç. anda Türkiye'yi demokratikleştirecek yasal düzenlemeden bahsetmiyoruz. Böyle sihirli etkiyle Kürt sorununu çözmeyecek. Tüm bunlar bizim ortak mücadelemize bağlı. Bundan sonra. Ama tüm bunlar için çok kritik kapı aralandı. kapıdan girmeli kapıyı ardına kadar ortak mücadeleyle açmalıyız. İşte nedenle diyoruz ki ilk günden beri barış demokratik toplum sürecinin esas barış demokrasi mücadelesi verenlerdir. mücadele onların omuzlarında yükseldi bugüne kadar. Bundan sonra onların omuzlarında yükselmeye devam edecek."

Teklife yönelik eleştiriler

Ayşegül Doğan, yasa tekifine getirilen eleştiriler hakkında ise şöyle konuştu:

"Teklif hakkında son derece haklı kaygılarla çeşitli değerlendirmeler yapılıyor. Kimi pozitif, kimi eleştiriler eleştirel olması gerektiği. Ancak biz parti olarak diyoruz ki içinde bulunduğumuz anda sorulması gereken temel soru teklifin tek başına bütün beklentileri karşılayıp karşılamadığından ziyade önümüzde açılan tarihsel imkanı nasıl değerlendireceğimiz nasıl yolu birlikte inşa edeceğimiz. Yine teklifin kapsamı çok tartışılıyor. Daha tartışılacak. Ama dünden yana teklifin kapsamıyla ilgili zaten açık bazı bilgiler var yasada.

'Hukuki belirsizlik sonsuza kadar sürmemeli’

Teklif hukuki belirsizliği tabii ki sonsuza kadar sürdürmemeli. Teklif yol açıyor. ülkeye dönüş yolu açıyor. Ülkeye dönmek silahlı çatışmadan demokratik hayata geçmek ilk kez ayrıntılı öngörülebilir hukuk prosedürüne bağlanıyor. Onlarca yasa yapıldı Türkiye' bugüne kadar. Geçmişte çıkarılan düzenlemelerin bölümü bireysel kopuş, etkin pişmanlık, itiraf veya bilgi verme anlayışı üzerine kurulmuştu biliyorsunuz. hiçbiri soruna çare olmadı. Aksine çözümsüzlüğü derinleştirdi, aksine acıları arttırdı. Ancak ilk kez teklif örgütün feshi silahsızlanması sonrasında ortaya çıkan kolektif durumu düzenleyen yaklaşım içeriyor biz yaklaşımı önemsiyoruz.

İnsanları onur kırıcı pişmanlık ilişkisine zorlamak yerine dayatmacılık yerine çatışmanın sona ermesinin hukuki sonuçlarını tanımlayan yasa teklifinden bahsediyoruz. Tabii ki ülkeye dönüşler yalnızca sınırı geçip gelmek değil. Elbette. Bunun gerekleri. İşte yüzden çeşitli mekanizmalar öngörüyor. Biz bunu çağrısını daha önce yapmıştık. Gerekirse yeni kurullar oluşturulsun sürecin ivme kazanması. Süreçte oluşabilecek risklerin bertaraf edilebilmesi. bunları yaparken korkulardan özgürleşmeliyiz demiştik."

“Ortak demokratik gelecek inşa etmek herkesin sorumluluğu”

Sürecin başarıya ulaşması için tüm siyasi öznelerin dahil olması gerektiğini ifade eden Doğan, konuşmasını sözlerle tamamladı:

" açıdan bazı kurulları öngörüyor olması yasanın yine hukuki belirsizlikleri giderebilecek önem taşıyor. Dinamik süreçten bahsediyoruz. Gerekçesinde DEM Parti'nin sorumluluğu dün olduğu gibi bugün demokratik siyasetin temel öznelerinden biri olarak mecliste gerekli hukukun kurulmasına katkı sunmak toplumun temel talep kaygılarını siyasal alana taşımak uygulamayı denetlemek sürecin demokratikleşmesi doğrultusunda ilerlemesi için kurucu sorumluluk üstlenmek. Ancak yine ilk günden beri söylediğimiz konu. Yaptığımız çağrı. yalnızca DEM Parti'nin sorumluluğu değil. tüm siyasetin sorumluluğu. farklı toplumsal kesimlerin aynı zamanda sorumluluğu. Türkiye' ortak demokratik gelecek inşa etmek için çaba sarf eden herkesin sorumluluğu.

"Barış için olanakları birlikte artırmalıyız"

Farklı düşünebiliriz. Aynı yerlerden bakmıyor olabiliriz. Farklı acıların özneleri olabiliriz. Ancak daha acıların yaşanmaması için ülkede çatışmaların tamamen kalıcı biçimde sona ermesi için önümüzdeki yüz yılı inşa edebilmek için sorumluluğu ortak biçimde malıyız. konuşarak, diyalog kurarak çözemeyeceğimiz sorunun olmadığını hem siyaset kurumuna hem topluma ispat etmek gösteriyor. Gündelik hayatta bunun somut değişimlerini dönüşümünü emarelerini iz düşümünü yaratmak başta tabii ki siyasi kararlılık gerektiriyor. Ancak toplumsal mücadeleyi zorunlu kılıyor. Barış için olanakları birlikte artırmalıyız. Barış süreci aynı zamanda empati sürecidir. Dil en azından yasalar kadar kurucu özelliktir. Biz dilimizi baştan beri yasadan, özgürlükten, eşitlikten yana kullanmak üzere inşa ettik."

: BirGün