Artı Gerçek- Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybettirilen yakınlarının akıbetini sormak faillerin yargılanması talebiyle sürdürdükleri eylemlerinin 1115’inci haftasında İstanbul Beyoğlu'nda bulunan Galatasaray Meydanı’nda araya geldi.

Çok sayıda kayıp yakının katıldığı eylemde, kaybettirilen katledilenlerin fotoğrafları karanfiller taşındı. haftaki eylemde, 29 Temmuz 1981’ gözaltına alındıktan sonra işkenceyle katledilip kimsesizler mezarlığında defnedilen Süleyman Cihan'ın faillerinin yargılanması talep edildi.

'HAKİKAT KOMİSYONLARI KURULSUN, DEVLET ARŞİVLERİ AÇILSIN'

Basın açıklamasını okuyan İnsan Hakları Derneği (İHD) Kayıplar Komisyonu üyesi Sebla Arcan, Barış Demokratik Toplum Süreci’nin hukuki çerçeve yasanın demokratikleşme hedefi doğrultusunda geliştirilmesi gerektiğini belirtti. Sebla Arcan, kalıcı barışın yalnızca silah bırakanlara ilişkin ceza hukuku düzenlemeleriyle kurulamayacağını vurguladı. Arcan “Kalıcı barış, geçmişte yaşanan ağır hak ihlalleriyle yüzleşilmeden ihlallere maruz kalanların adalet talepleri karşılanmadan kurulamaz. nedenle çözüm sürecine, hakikat, adalet, onarım daha tekrarlamama güvencelerini içeren geçiş dönemi adaleti mekanizmaları eşlik etmelidir. Hakikat komisyonları kurulsun, hakikati bilme hakkı yasal güvence altına alınsın, zorla kaybetmelerde cezasızlığa son verilsin, devlet arşivleri açılarak kayıpların akıbetleri açıklansın. Çözüm demokratikleşme sürecinin geçmişle yüzleşme, hakikati ortaya çıkarma adaleti sağlama mekanizmalarıyla birlikte yürütülmesini istiyoruz. Çünkü hakikat olmadan adalet, adalet olmadan kalıcı barış olmaz” diye konuştu.

'SÜLEYMAN CİHAN’A NE OLDU?'

Süleyman Cihan’ın 29 Temmuz 1981’ Edirne’den İstanbul’a gelmek üzere bindiği otobüsün sivil polisler tarafından durdurularak gözaltına alındığını söyleyen Sebla Arcan, Cihan’ın İstanbul Emniyet Müdürlüğü 2’nci Şube’nin bulunduğu Sansaryan Han’a götürüldüğünü, ertesi gün ise Gayrettepe Emniyeti’ne nakledildiğini ifade. Sebla Arcan, “Ailesi avukatları Emniyet Müdürlüğü’ne savcılığa başvurduğunda, kendilerine Süleyman Cihan’ın gözaltına alınmadığı söylendi. Ancak ailesi avukatları aramaktan vazgeçmedi. Süleyman Cihan’ı şubede işkence altında gören tanıkların bulundu. Tanıklar mahkemelerde gördüklerini anlattı ısrarla aynı soruyu sordu: ‘Süleyman Cihan’a ne oldu?’”.

'İNTİHAR SÜSÜ VERİLDİ'

Emniyetin, artan baskılar nedeniyle Cihan’ın çatışmada öldürüldüğünü öne sürdüğünü, daha sonra ise intihar ettiği iddiasını ortaya attığını söyleyen Sebla Arcan, “Ardından altıncı kattaki boş daireden atlayarak, intihar ettiği iddia edildi. Oysa otopsi raporunda, Süleyman Cihan’ın altıncı kattan atılmadan önce öldürüldüğünü gösteren önemli bulgular vardı. Dahası olayla ilgili hazırlanan rapor 30 Temmuz 1981 tarihini taşımasına rağmen tarihten sonra Cihan’ı emniyette gören çok sayıda tanık bulunuyordu”.

'CEZASIZLIK HAKİKATİN ÜSTÜNÜ ÖRTEN BİR DEVLET POLİTİKASI'

Ailenin, avukatların tanıkların 85 gün süren mücadelesinin ardından gerçeğin ortaya çıktığını belirten Sebla Arcan, “29 Temmuz 1981’ gözaltına alınan Süleyman Cihan, İstanbul Emniyeti Siyasi Şube’ günlerce işkenceye maruz bırakıldıktan sonra öldürülmüş; cansız bedeni altıncı kattan atılarak intihar süsü verilmişti. Ardından kaybedilmek amacıyla Zindanarkası Mezarlığı’nın kimsesizler bölümüne ‘kimliği meçhul’ olarak gömülmüştü. Süleyman Cihan’ın hikayesi, cezasızlığın yalnızca failleri koruyan mekanizma olmadığını gösteriyor. Cezasızlık, aynı zamanda hakikatin üzerini örten, mağdurların adalete ulaşmasını engelleyen geçmişte işlenen suçların geleceğe taşınmasına yol açan devlet politikasıdır. Kaç yıl geçerse geçsin; Süleyman Cihan için, tüm kayıplarımız için, adalet istemekten, devletin hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

AHMET CİHAN: FAİLLER DEVLETİN GÖREVLİLERİ

Süleyman Cihan’ın kardeşi Ahmet Cihan ise şöyle konuştu:

"Cezasızlık politikası devletin asıl politikası olduktan sonra biz 1115’inci hafta değil, 5000'inci haftada burada olacağız. Devletin bunu bilmesi lazım. Süleyman’ın soruşturmasında ismi geçen suç işlediklerine dair dosyada deliller olan kişiler devletin görevlileri. sağır, dilsiz rolü oynamamaları gerekir. Failler açıkta, suç sabit. Adaletin tecelli etmesi gerekiyor. Burada olmaya bin yıl geçse devam edeceğiz.”

Açıklama meydana karanfillerin bırakılmasının ardından sona. (MEZOPOTAMYA AJANSI)