Artı Gerçek - Meclis Adalet Komisyonu’nda 18 saat süren görüşmelerin ardından 8 Ağustos sabahı kabul edilen “Milli Dayanışma Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”nin görüşmeleri TBMM Genel Kurulu’nda devam ediyor.

Halkların Eşitlik Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, teklifin Genel Kurul’daki görüşmeleri kapsamında partisinin adına kürsüye çıktı.

Bakırhan, konuşmasının başında barış için emek çaba harcayan herkesi, Sırrı Süreyya Önder şahsında anarak başladı.

'KANUN TEKLİFİ YENİ BİR İSTİKAMETİN PUSULASIDIR'

Kürt meselesinin asırdır çatışmanın gölgesinde hukuk zemininde taşındığını belirten Bakırhan, Meclis’te görüşülen kanun teklifinin Türkiye’nin yeni istikamete yönelmesi açısından önem taşıdığını söyledi.

Bakırhan, teklifin Meclis tarafından ele alınmasını tarihsel eşik olarak nitelendirerek şöyle konuştu:

“Bugün ülkemizin kaderini ilgilendiren önemli gündemi görüşmek için aradayız. asırlık Kürt meselesi çatışmanın gölgesinde, hukukun zemininde taşınıyor. Biz burada tarihe geçişe tanıklık ediyoruz. Görüştüğümüz kanun teklifi ülke olarak yeni istikamete yol almanın pusulasıdır. Bizi istikamete götürecek olan adres Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir.”

Bakırhan, Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren Kürt meselesinin “sıkıyönetim zihniyetiyle” ele alındığını söyledi. Takrir-i Sükûn, İstiklal Mahkemeleri, olağanüstü hal rejimleri farklı idari uygulamalara işaret eden Bakırhan, meselenin devlet katındaki tarihinin “istisnanın genişlediği” süreç olduğunu söyledi.

yaklaşımın bedelini tüm ülkenin ödediğini ifade eden Bakırhan, gelinen aşamada geçmişin “acı inkâr dolu sayfalarını” kapatma fırsatı bulunduğunu belirtti.

“Şimdi acı inkar dolu sayfayı kapatma şansıyla karşı karşıyayız. Bütün cümlelerimizin gramerini değiştirmemiz gereken zaman dilimindeyiz.”

'PARLAMENTO YENİ BİR TARİHİN ÖNÜNÜ AÇMALI'

Bakırhan, kanun teklifinin önceki dönemlerden farklı olarak gerekçesi yazılmış, müzakere edilebilir itiraz edilebilir yasama metni olarak ele alındığını söyledi.

Kürt meselesinin ilk kez “olağan yasama diliyle” konuşulduğunu belirten Bakırhan, Meclis’in çözüm konusunda siyaset müzakereyi esas alması gerektiğini ifade.

Bakırhan, “Bugün mesele ilk kez gerekçesi yazılmış, müzakere edilebilir, itiraz edilebilir, olağan yasama diliyle konuşuluyor. Bugünün önemi tarihsel düğümün nihayet siyaset eliyle çözülmeye başlanması Meclisin kayıtlarına geçmesidir”.

Parlamentonun hem ortak tarihe hem ortak geleceğe karşı sorumluluk taşıdığını belirten Bakırhan, Kürtler Türklerin tarihsel ortaklığına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

1064’te Kars’ta Şeddadi Kürtleri Selçuklular arasında başlayan ortak kader hukukun 1071’ Malazgirt Savaşı Anadolu’nun kapılarının açılmasına uzandığını söyleyen Bakırhan, ortaklığın sonraki yüzyıllarda farklı biçimlerde sürdüğünü ifade.

1900’lü yıllarda küresel, bölgesel ulusal gelişmeler nedeniyle bozulan dinamiğin demokratik eşitlikçi ilkeler temelinde yeniden kurulabileceğini belirten Bakırhan, Meclis’e çağrısını şöyle sürdürdü:

“ halde parlamento sorumluluğu taşımalı yeni tarihin önünü açmalıdır. Biliyoruz ki tarihe geçecek günler güçlü irade gerektirir. irade bugün mecliste vardır.”

1921 ANAYASASI HATIRLATMASI

Bakırhan'ın konuşmasının devamından satır başları şöyle:

" meclisin hafızası bizlere, Türkler Kürtlerin ortak hikayesini güçlü ortaklık potansiyelini hatırlatıyor. Anadolu Mezopotamya arasında yüzyıllara yayılan ortak hayat. Aynı kültür havzasında, aynı kavşaklarda aynı hikayede buluşmalar. Bin yıllık kardeşliğimiz Cumhuriyet’in kuruluşu bunun kanıtıdır. Amasya’ topraklar Türklerin Kürtlerin ortak vatanı olarak telaki edildi. Erzurum’ birlik iradesi iklimde dile geldi. Birinci Meclis farklı bölgelerin kimliklerin temsilcilerini aynı çatı altında topladı. 1921 Anayasası yerel idareye alan açan yolcu ruh taşıdı. Ama ufuk, inkar sarmalında daraldı. Kadim tarihsel ilişkimiz büyük zarar gördü. durum en çok toprakları tehdit olarak görenleri sevindirdi. parantez açmak istiyorum. süreç başladığında bazı dış güçler ne dedi biliyor musunuz? adımla Ortadoğu dengeleri alt üst olacak. Aslında alt üst olacak olan küresel güçlerin yüzyıllık hesaplarıydı. süreç kardeşi kardeşe kırdırma hesaplarını alt üst edecek.

ÖCALAN, ERDOĞAN BAHÇELİ’YE ÖZEL TEŞEKKÜR

Yüz yıl önce Kürtler hukuk dışına itildi. köklü yasa Kürtleri hukuka dahil etmenin ilk adımıdır. kanun teklifiyle beraberliğimizi geleceğimizi güçlendirecek önemli adım atıyoruz. Güçlü başlangıç yapıyoruz. 27 Şubat 2025 tarihinde yaptığı Barış Demokratik Toplum çağrısıyla başlangıca imkan sağlayan Sayın Öcalan’ın kurucu rolünün altını önemle çizmek istiyorum. Kendisinin Türkiye çözümünden yana çabalarını ön yargılarla değil, hakkaniyetle görülmesi gerekiyor. Özellikle Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Meclis Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin süreçteki kurucu rolünün hakkını veriyoruz.

'ŞİMDİ İLK KEZ HUKUKLA YAZILAN BİR SAYFA VAR'

Şimdi Türklerin güvenlik kaygısıyla Kürtlerin eşitlik talebini aynı hukuk düzeni içinde buluşturacak ufka bakıyoruz. Irak’tan Suriye’ye, İran’dan Doğu Akdeniz’e kadar sınır güvenlikleri ittifaklar güç dengeleri hızlı şekilde değişiyor. Ortadoğu’ devletlerin yeniden inşası yeni paradigma bölgesel düzen ekseninde gerçekleşiyor.

Kürt jeopolitiği, Ortadoğu’nun düğümünü çözmenin siyasi coğrafyasıdır. jeopolitik, demokratik geleceğe imkan sunuyor. Tarihi Türk-Kürt ilişkilerini jeopolitik gerçek etrafında yeniden güncellemeliyiz. bize bölgedeki sıcak ateşlerden korunmak için büyük fırsat sunuyor. Türk-Kürt kardeşliğini doğru ele almak Türkiye’yi ihya eder, Ortadoğu’ya huzur demokrasi getirir.”

Fırat’ın doğusuyla Fırat’ın batısını, ortak hukuk kaderde mühürlemek, büyük tehlikelere karşı büyük güvence yaratır. Biliyoruz ki, komşuları yanan evde barış lüks değildir, sigortadır. Türkiye’nin kendi içindeki ateşi hukukla söndürmesi, bize olduğu kadar bütün komşularımıza nefes aldıracaktır. coğrafyada haritalar, silahla, sınırlar genelde acıyla çizildi. Şimdi ilk kez hukukla yazılan sayfa. Altını önemle çizmeliyim ki, sayfa Türkiye’ yazılırsa, mürekkebi tüm bölgeye yeter.

' YASA BİR AYRICALIK YASASI DEĞİL'

Bugün görüştüğümüz yasa, ayrıcalık üreten yasa değildir. Çatışma çözümünün ilk adımıdır. al ver meselesi değil, tarihsel ilişkimizi düzeltme doğru buluşmayı gerçekleştirmenin adımıdır. yasal süreç taviz değildir, yenme yenilme hiç değildir. sürecin tek kazananı var, tüm Türkiye, 86 milyon yurttaşımızdır. Barış, müsabaka değildir. Halklar arasında tutulmuş skor tablosu olarak görülmemelidir. kürsüden Türk kardeşlerime bütün açık yürekliliğimle seslenmek istiyorum. süreçte sizden eksilen hiçbir şey yoktur, olmayacak. Aksine süreç Türkiye’yi büyüten refaha kavuşturacak süreçtir. Ülkenin bütünlüğü değerleri asla müzakere konusu değildir. Kürtler ayrılmak isteseydi, meclisin çatısı altında olmazdık arkadaşlarımızla birlikte. Biz buradayız, çünkü vatan ortak, gelecek ortaktır.

'EVLATLARINI YİTİREN AİLELERE SESLENİYORUM'

Evlatlarını yitiren ailelere sesleniyorum. Evlatlarınızın hatırasına gösterilecek en büyük hürmet, başka hiçbir evladın ölmemesi zarar görmemesidir. Acılarınızı asla çarpmayacağız, asla yarıştırmayacağız. Acı hangi evde olursa olsun, Şırnak’tan Tekirdağ’a kadar hepimizindir. ülkedeki her acıyı yüreğimin en müstesna köşesinde taşıyorum. Tek amacımız var, başka acıların yaşanmamasıdır. Kürt halkına aynı açıklıkla sesleniyorum. süreç kimliğimizin eritilmesi değil, varlığımızın hukukla buluşmasıdır. Yine kandırılacağız kaygısını biliyoruz. kaygı boşuna değil, çok iyi anlıyoruz. Her şeyden önce Kürtler örgütlü halktır. Ne kanar ne kandırılır. Velev ki terazimiz şaşsa düzeltecek kantar var, sizsiniz. Emin olun, siyaset alanında Kürt halkının demokratik hakları için daha güçlü mücadeleye devam edeceğiz. Ama şimdi hepimizi yakan ateş. Önce ateşi söndürmeliyiz.

EKİM AYI AÇI İÇİN ‘DEMOKRATİK REFORMLAR’ ÇAĞRISI

Kürtçe’ ‘agir bi agir venamir’ denir. Yani ateş ateşle söndürülmez. 50 yıllık çatışmanın bize öğrettiği en yalın hakikat budur inanın. tarafın yenilgisi üzerine kurulan her düzen, içinde sonraki çatışmanın tohumunu taşır. Çatışma çözümlerinde başarı, her kimlik, her inanç, her topluluk kendisini ülkenin asli vatandaşı olarak görüyor sorusuna verilen cevapta bulunur. süreç Türkiye’nin bölünmesine değil, bütünleşmesine, barışmaya, ortak yaşamanın güçlendirilmesine büyük fırsat sunacak. kanun teklifi ise ortak yaşamın siyasi hukuki harcının güçlendirilmesine atılan ilk adımdır. Kanun teklifinde yer alan demokratik siyaset alanının güçlendirilmesi vurgusu önemli yörüngeye işaret ediyor. ilk adımı güçlü demokratikleşme rüzgarıyla ilerletmemiz gerekiyor. Demokratikleşme barışın teminatıdır. Barış gemisini deryalarda yürütecek güç demokratik siyasettir. Demokratikleşme, hukuk Kürt meselesinin çözümü ilk adımdan sonra gelmelidir. İlk adımı anlamlı kılacak şey, ikinci adımdan yani Ekim ayında meclis açıldığında demokrasiyi, hukuku, eşitliği yol edinerek demokratikleşmeyi sağlamaktır. Ekim’le birlikte artık Türkiye’ Kürtlerin, Alevilerin, işçilerin, kadınların yani haksızlığa uğrayan tüm kesimlerin dahil olacağı yeniden inşa süreci başlatmalıyız. süreçte herkesin hakkını, hukukunu sağlamalıyız. Ekim’ parlamentonun istikameti demokratik entegrasyon, özgürlükler hukukun üstünlüğünü sağlayan yasal düzenlemeler olmalıdır. pusulayla barışa gitmenin sorumluluğu meclistedir, siyasi partilerdedir, yargıdadır, basındadır, sivil toplumdadır yani hepimizdedir.” (POLİTİKA SERVİSİ)