İki farklı gecenin, iki farklı müzikal rüyanın izini sürüyoruz: Adam Young’ın uykusuz gecelerden damıttığı düşsel Ocean Eyes Jeff Healey’nin karanlığı blues’un ışığıyla yaran See the Light. Biri synth’lerin, örneklemelerin masalsı melodilerin içinde kaybolmaya; diğeri gitarın ham, tutkulu sarsıcı sesine davet ediyor. Owl City The Jeff Healey Band, bambaşka dünyalardan gelseler sıradan anları olağanüstü birer duyguya dönüştürme konusunda aynı büyülü noktada buluşuyor. Şimdi kulaklıklarınızı takın; biri sizi yıldızların altında yaz gecesine, diğeri ise karanlığın içinden yükselen eşsiz blues ışığına götürsün.

Owl City – Ocean Eyes

•⁠  ⁠Yayın Yılı: 2009

  • Uzunluk: 42 dakika 47 saniye (12 şarkılık standart sürüm)
  • Tür: Synth-Pop, Indietronica, Elektronik Pop
  • Albümün En Çok Dinleneni: Tüm dünyada fenomene dönüşen devasa hit “Fireflies” hemen ardından gelen “Vanilla Twilight”
  • Yazarın Favorisi: Umbrella Beach

Belki her şey rüyadan ibarettir

Adam Young’ın 2007 yılında tek kişilik dev kadro olarak başlattığı “Owl City” projesi, Of June Maybe I’m Dreaming albümleriyle müzik dünyasında kendine has, çok özel yer edindi. iki çalışma, aslında 2009 yılında çıkacak olan Ocean Eyes şaheserinin ilk ayak sesleriydi. Genç müzisyen, ciddi uyku problemleri (insomnia) çektiği dönemde ailesinin evinin bodrumunda kaydettiği Ocean Eyes yaşadığı problemi, duygusal git gellerini en sıradan gündelik olayları synth’ler, sample’lar eşsiz melodilerle harmanladı. Sonuç ? Her sene onlarca kez baştan sona dinlememe rağmen beni asla sıkmayan, yormayan nostaljik başyapıt…

Albümle ilgili Fun Fact: Projenin yaratıcısı Adam Young, albümü şiddetli uykusuzluk (insomnia) çektiği dönemde, ailesinin Minnesota’daki evinin bodrum katında kaydetmiştir. Albümün rüya gibi, geceye özgü sürreal atmosferi doğrudan Young’ın uyuyamadığı gecelerdeki hayal gücünden yorgunluğundan beslenmiştir. Ek olarak albüm kapağındaki görsel BAE’deki ünlü otel Burc el-Arab’a aittir. Young görseli, yapının yelken görünümlü mimarisini çok diği albüm konseptiyle çok uyumlu bulduğu için kullandığını söylemiştir.

Albüme muazzam atmosfer sunan Cave In başlangıç yapıyoruz. The Bird and The Worm Hello Seattle benzetmelerle dolu yolculuğa çıkıyoruz. Hello Seattle, dönem çok uzun süre telefonumun zil sesiydi. (Sonradan öğrendim ki Adam Young meğer Apple iPhone’un zil sesleri özelinde bizzat çalışma gerçekleştirmiş!) 

Umbrella Beach parçası, “ yere ait olma” hissini harika sözlerle hissettiriyor:

Home will always be here, unseen; out of sight 

Where I disappear and hide 

I think dreamy things as I’m waving goodbye 

So I’ll spread out my wings and fly

On the Wing parçasını dinlerken, serin yaz akşamında gökyüzünde süzüldüğünüzü hissediyorsunuz. 

Young, en sıradan anları bile eğlenceli müziğe dönüştürebiliyor. Dental Care diş hekimi randevusunu; genişletilmiş (deluxe) versiyonda yer alan Rugs From Me To You saç dökülmesini (evet bildiğimiz kellik) esprili dille işliyor.

Fireflies Vanilla Twilight parçalarına derinlemesine girmeye hiç gerek yok; neden kadar özel olduklarını devasa dinlenme sayılarında bulabilirsiniz.

Albümün deluxe versiyonunda yer alan If My Heart Was a House, Hot Air Balloon Strawberry Avalanche kesinlikle ıskalanmaması gereken harika parçalar.

Bana kalsa yazı daha uzar ama tadında bırakmak en iyisi. Uykusuzluk çeken utangaç çocuk, iyi ki tüm hislerini notalara dökmüş, nostalji kokan albümü bizlerle buluşturup duygularına hepimizi ortak etmiş )

Not: Sanatçının Adam Young adıyla yayınladığı çalışmaları yan projesi Sky Sailing’in An Airplane Carried Me To Bed albümünü şiddetle tavsiye ederim.

*
The Jeff Healey Band – See the Light

Yayın Yılı: 1988

Uzunluk: 49 dakika 33 saniye (12 şarkı)

Tür: Blues Rock, Hard.

Albümün En Çok Dinleneni: Angel Eyes 

Yazarın Favorisi: River of No Return

Karanlık dünyayı yırtıp geçen eşsiz blues rock fırtınası

Blues dediğimizde aklınıza ilk kim geliyor?.B. Stevie Ray Vaughan? Belki Eric Clapton? Muhtemelen bunu 100 müziksevere sorsak en fazla ya ikisinden Jeff Healey ismini duyarız. kimdir aslında kıymeti bilinmemiş efsane?

25 Mart 1966’ Toronto’ doğan Healey, henüz yaşındayken nadir görülen göz kanseri (retinoblastoma) nedeniyle görme yetisini tamamen kaybetti. Üç yaşında gitarla tanışan Healey, enstrümanı kucağına yatay şekilde koyarak çaldığı kendine has tekniği “dahi” seviyesindeki müzikal yeteneğiyle genç yaşında yerel sahnede adından söz ettirmeye başladı. Üstelik yandan inanılmaz sololar atarken yandan grubun vokallerini üstleniyordu.

⁠Albümle ilgili Fun Fact: Healey, gitarı kucağına yatay şekilde koyup fretboard üzerinde tüm parmaklarını kullanarak geliştirdiği kendine has, benzersiz esneklikteki çalma tekniğini ilk çıkış albümüyle tüm dünyaya kanıtlamıştır.

Bas gitarist Joe Rockman davulcu Tom Stephen birlikte “The Jeff Healey Band”i kuran sanatçı, henüz 22 yaşındayken ilk albümleri olan See the Light’ı (1988) yayınladı. albüm; lezzetli blues riff’leri baştan sona asla sıkmayan sololarıyla katkısız, saf blues-rock başyapıtı…

Albüme Confidence Man giriyor eşsiz blues titreşimini daha ilk saniyeden yakalıyorsunuz. Şahsi favorim olan River of No Return, adeta Eric Clapton’a selam çakıyor. Don’t Let Your Chance Go By, blues-rock şarkısında aradığınız tüm karakteristik ögeleri barındırıyor.

Albümün en çok dinlenen parçası Angel Eyes ise, Healey’nin fiziksel dezavantajını sevginin en naif haliyle birleştirdiği şaheser: 

So tonight I’ll ask the stars above

How did I ever win your love?

What did I do?

What did I say

To turn your angel eyes my way?

Albüme, adını veren See the Light bomba gibi kapanış yapıyoruz. Ayrıca Blue Jean Blues, Hideaway albümde mutlaka dinlemeniz gereken incilerden.

Sanatçının, albümden bağımsız olarak, (bana kalırsa orijinalinden bile daha iyi olan) While My Guitar Gently Weeps cover’ını dinlemeden geçmeyin

1989 yılında Patrick Swayze Sam Elliott’un başrollerini tığı kült film Road House sinema sektörüne merhaba diyen Healey’i, 2008 yılında henüz 41 yaşındayken maalesef kanser yüzünden kaybettik. Kısacık ömrüne onca şey sığdıran dahi çocuğun müzik dünyasında “underrated” kalması canımı epey sıkıyor olsa onu sizlere tanıtabilmek sıkıntımı nebze hafifletti. Keyifli dinlemeler…