Richard Girinternethabercisiian’la sanırım ilk kez 2006’ tanıştım. gün gündür Türkiye-Ermenistan-Azerbaycan konularında çalışan aynı küçük düşünce politika dünyasının içinde dolaştık; panellerde yan yana oturduk, birçok şehirde uzayan yemeklerde tartıştık. süre içinde coğrafyamızda diplomatik süreçler başladı çöktü, savaşlar yaşandı, eski kabuller sarsıldı, yenileri ortaya çıktı. Biz bütün bunları anlamlandırmaya çalışırken değiştik; yaşımız ilerledi, fikirlerimiz evrildi.
Birbirimize karşı temkinli olduğumuz dönemler oldu ama bunu sanki hep çok normal karşıladık, nedenini niçinini deşmedik. Birimizin bulunduğu panelde diğerimiz konuşurken, birbirini uzun zamandır tanımanın getirdiği aşinalık rahatlık vardı. Hemfikir olmadığımız dönemlerde birbirimizi bölgeyle ilgilenen Batılılara hep önerirdik. Nihayetinde, erişilmesini istediğimiz son ilgili hemfikirdik. Oraya nasıl ulaşılacağı konusunda ayrışmalarımız çok önemli değildi.
Richard’la ilişkimizin temelinde, nasılsa yeniden aynı masada buluşacağımız tartışmaya kaldığımız yerden devam edeceğimiz varsayımı hakimdi. kendine özgü güven biçimiydi: karşındakinin seninle aynı fikirde olacağına değil, tartışmanın süreceğine, medeni kalacağına duyulan güven. Hafızası gözlemciliği çok kuvvetliydi. Yıllar önce içinde bulunduğumuz ortamları, insanları tuhaflıkları hatırlayıp bunlar üzerine yaptığı zekice kara mizahla beni sık sık güldürür düşündürürdü.
Richard beraber Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin Güney Kafkasya’nın son yirmi yılına yakın tanıklık etmişiz. Onun kaybıyla ortak hafızamız eksildi. Richard panelleri sık sık kendine has cümleyle bitirirdi: “The conclusion is that there is no conclusion.” (‘Sonuç ki ortada sonuç yok’) Onun kaybıyla tam öyle hissediyorum. Sanki tartışmamız sonuçlanmadan yarıda kesildi, karşımdaki sandalye birden boş kaldı.