Cahit Yılmaz’ın, okuyucuyu küçük deniz yolculuğuna çıkararak İstanbul’un Marmara Boğaziçi kıyılarındaki çini seramik bezemeli 10 adet iskele yapısını incelediği kitabı İstanbul’un Çini Bezemeli İskeleleri YEM Yayın tarafından yayımlandı.
Kitabın tanıtım metninden:
Tarihçelerinden yapım öykülerine yer verilen, çini seramik detayları özgün fotoğraflarla okuyucuya aktarılan kitapta irdelenen 10 iskele şöyle sıralanıyor: Beylerbeyi İskelesi, Beykoz İskelesi, Bostancı İskelesi, Eski Büyükdere İskelesi, Kuzguncuk İskelesi, Beşiktaş İskelesi, Büyükada İskelesi, Eski Kadıköy İskelesi, Haydarpaşa İskelesi, Moda İskelesi.
İstanbul “su şehri”dir. Suyun biçimlendirdiği eşsiz topografya, yerleşime yaşama kültürüne şekil vermiştir. Marmara, Boğaziçi Haliç kıyıları en eski Antik dönem efsanelerinde dahi kendine yer bulur. Bizans döneminde merkezden uzak köyler bulunan İstanbul kıyılarında, Osmanlı döneminde köşklerin, kasırların yalıların sayısı özellikle 17. yüzyıldan sonra giderek artmış; bunlarla birlikte Boğaz kıyılarında yeni semtler oluşmuştur. Boğaziçi’nin mimari sanatsal açıdan değer taşıyan esas gelişmesi ise 18. yüzyılda olmuş yapılaşma tarzı 19. yüzyıl ortalarında zirveye ulaşmıştır. Zamanla Boğaziçi kıyılarına Adalar’a iyice yayılmış olan yerleşimlere, doğal olarak ancak deniz yolu yelkenli kürekli kayıklarla, teknelerle ulaşılabiliyordu. 19. yüzyılda buharlı gemilerin dünya denizlerinde egemenlik kurmasına Osmanlı kayıtsız kalamamış 1852 yılında, Sultan Abdülmecid döneminde ilk vapur alınarak Boğaz’ çalıştırılmaya başlanmıştır. 1854 yılında padişahın ortak olduğu Şirket-i Hayriye kurulmuş altı vapur seferler başlamıştır. Zamanla vapurların sayıları çoğalmış, seferler uğradığı iskeleler gelişerek zamanımıza kadar gelmiştir. vapurların uğradığı kıyılarda iskeleler yapılmaya başlanmış yapıların bazıları Balyanlar, Vedat Tek gibi dönemlerinin seçkin mimarları tarafından tasarlanmıştır. Mimari kültürel değer taşıyan iskelelere estetik açıdan önemli gösterilmiş; iç dış cephelerinde çini seramik bezemelere sıkça yer verilmiştir. Mimarlık kent tarihi açısından yapıların değerini zenginleştiren bezemeler Hafız Mehmet Emin Efendi gibi Türk çini sanatının en büyük ustaları tarafından tasarlanarak uygulanmıştır.
Tarih boyunca İstanbul’ 123 iskele yapılmış bunlar işlevlerine göre kullanılmıştır. İskelelerin 81 tanesi çeşitli nedenlerle, farklı zamanlarda yok olmuştur. Halen iskelelerin 42 tanesi aktif olarak kullanılmaktadır. kitabın içeriğini oluşturan 10 tanesinde çini seramik bezemeler kullanılmıştır. Bunlara yakından bakarsak, sekiz iskele Kütahya çinileriyle, iskele seramikle bezenmiş; tanesinde ise İznik Vakfı üretimi çini kullanılmıştır.