“Bilge yaşadığı hayatı düşünür düşündüğünü yaşar.” Andre Comte Sponville

“Başkalarının bilgisiyle bilgin olabiliriz, ama sadece kendi bilgeliğimizle bilge olabiliriz.” Michel Montaigne

Ruhumuzu kirleten, insanlarla ilişkimizi cehenneme çeviren kötülükleri yenebilmek için aklımız, kalbimiz vicdanımızla yaşamayı öğrenmek, bilgelik yolunda mücadele etmemiz gerekmekte.

Bilinçli, sorumluluktan kaçmayan, adil, özgür neşeli hayat idealine yönelerek, hayatı sanat eseri yaratır gibi yaşamaya gayret etmek; yolun yolculuğunu sürdürürken bilgelik yolunda ilerlemek demek.

Bilgeliğe yaklaşmayı istemek tercih. tercihi yapmamız, hayatımızı değiştirecek seçimde etik değerlerimizi önem sırasına koymamız demek. Her şeyden önce var olmayı istiyoruz, varlıklı olmayı ? Dışsal zenginliğe sahip olmayı istiyoruz, içsel zenginliği ?

Bilgelik yolunda ilerlemek isteyen kişi akıl, yaratıcılık iyilik bakımından içindeki potansiyeli ortaya çıkarmayı, gelişmeyi olgunlaşmayı amaçlarken dünyanın kaderini daha iyiye götürme arayışına girer. Montaigne’nin dediği gibi “Gideceği limanı bilmeyene faydası dokunacak hiçbir rüzgar yoktur.” Kendine rota yön belirlemek, oraya varabileceğinden hiçbir zaman emin olmasan bilgelik yolunda ilerlemek. (Frederic Lenoir- “Bilgelik”,. Yusuf Yıldırım, Türkiye İş Bankası Yayınları, 2023)

Bilgeliğe ulaşma yolunda ilerlemek, kişiyi devletin kodlanarak kafese girmiş büyük çoğunluğun baskı hükümranlığından kurtarıp, yönde toplumu etkilediğinden siyasi dini otoritenin nezdinde baltalıyıcı tahripkar kabul edilir. Şiddete dayalı rejimin istikrarı için iki otorite birlikte çalışır. aklı, vicdanı, yaratıcılığıyla rejimin kırmızı çizgilerini aşıp, koşullandırmalardan kurtulmaya çalışırsa bütün dini-siyasi sistem çökme tehlikesiyle karşılaşır.

nedenle insanları bilgeliğe yönelten, sevgi, şefkat merhametin yasalardan üstün olduğu mesajını verenler dini-siyasi otoriteler tarafından ya hapsedilmiş ya öldürülmüştür.

Buddha, her insanın kişisel ruhsal çabayla uyanışa varabileceği bunun için dini kuruma ihtiyacı olmadığı öğretisini yayarak kast sistemini temelinden sarsıyor, Brahmanların iktidar iddialarını hiçe sayıyordu. Buddha’nın zehirlendiği konusunda güçlü iddialar bulunmakta.

Sevginin yasadan daha önemli olduğunu öne süren, kadını zina yaptığı için taşlamayı reddeden İsa, Yahudi yasasını çiğneyerek din adamlarının rolünü boşa çıkarıyordu. Sokrates şehrin gençlerini yoldan çıkararak dine tehdit oluşturduğu gerekçesiyle suçlanarak ölüm cezasına mahkum edildi.

Manevi arayışın bilgeliğin devrimci karakterini savunan Lenoir, din maneviyatın ayrımını şöyle yapmakta: “Din aynı siyasi bütün içindeki bireyleri, her birini aşan görünmez aşkınlığa inanmalarını sağlayarak birbirine bağlar. inançlara, dogmalara, kurallara normlara boyun eğilmesini talep. Maneviyat ise hakikati, sevgiyi gerçek mutluluğu arayan bireyin, kültürel koşullanmaların aklın öncüllerinin bağından sıyrılmak için gösterdiği kişisel çabadır. Manevi hayat hem ruhu hem kalbi içerir.”

Aklın öncülleri veya felsefi tabiriyle aklın ilkeleri, insan zihninin doğru düşünmek, varlığı anlamlandırmak mantıklı çıkarımlar yapmak için zorunlu olarak kabul ettiği en temel kurallardır. Günlük hayatta, bilimsel metodolojide hukukta ilkelere bağlı kalmak hayati önem taşır. Ancak sakıncası, ilkelerin yanlış olmasında değil; zihnimizin esnekliğini kaybettirip bizi dogmatik veya aşırı mekanik düşünce yapısına sürüklemesindedir.

Bilgelik, sadece aklın ilkeleriyle inşa edilen "mantıklı rasyonel" zihin yapısının ötesine geçmeyi gerektirir. Aklın öncülleri (özdeşlik, çelişmezlik.) dünyayı kutuplara ayırarak çalışır: İyi-kötü, doğru-yanlış, ben-öteki. Bilgelik ise kutupların ötesindeki bütünlüğü birliği görebilme becerisidir. nedenle bilgelik yolunda aklın katı sınırlarından ölçüde sıyrılmak sakınca değil, aksine olgunlaşma basamağıdır.

Bilgi (Rasyonalite), parçalara ayırır, analiz eder, etiketler kategorize. Aklın öncüllerini kullanır. ağacın hücrelerini, fotosentez formülünü bilmek bilgidir. Bilgelik (Sezgi/Bütünlük), birleştirir, hisseder, büyük resmi görür. Ağacın evrenle olan bağını, onun gölgesindeki huzuru yaşamın döngüsünü kavramak için analitik zihni susturmak gerekir.

Metafizik sorulardan hareket eden Sapiens önce dinleri inşa etti, sonra dinlerden kısmen ya tamamen özgürleşerek din dışı maneviyat akımları geliştirdi. Antikçağın büyük felsefe okulları dinsel inanç üzerine değil akıl üzerine kurulu maneviyatı, bilgeliği telkin ettiler.

Antik felsefe akımları olan Platonculuk, Aristotelesçilik, Epikurosçuluk, Stoacılık, Kiniklik, Şüphecilik, Yeni Platonculuk’un ortak hedefi bilgelik arayışı. Ruhani alıştırmalar arasında odaklanmak, bilincini sınamak, hayat düsturları edinmek, kendine hakim olmak, tutkulardan arınmak, iyiyi hatırlamak gibi öneriler bulunmakta. anlamda felsefe uzman yetiştirme işi değil, insan yetiştirme işiydi.

Antikçağ felsefesi uzmanı Pierre Hadot’un belirttiği gibi “felsefe yapma eylemi salt bilgi düzleminde yer almaz, “kendi olma” varlık düzleminde yer. Bizi var kılan daha iyiye yönelten ilerlemedir. bütün hayatı sarsan dönüşümdür onu gerçekleştiren kişinin varlığını değiştirir. İnsanın kendi bilincine vardığı, içsel huzura özgürlüğe kavuştuğu sahici yaşama haline geçiştir.” (Lenoir-.g.e)

Roma İmparatorluğu Hristiyanlığı kabul ettikten sonra antikçağın bilgelik okulları ortadan kalktı. Justinianus, 529 yılında Atina Okulu’nu, Müslüman Araplar 640 yılında İskenderiye Okulu’nu kapattı. Ancak Müslümanlar Yunan felsefesinin önemli eserlerini tercüme ettirdiler. eserler Rönesans birlikte antik bilgeliklerin yeniden keşfedilmesinde etkili. Sonuç olarak antik felsefenin ölüm fermanını imzalayan tektanrılı dinlerin zaferi. İman aklın, dogmatik kesinlik bilgelik arayışının yerini. (Lenoir-.g.e)

Antikçağın felsefe akımlarına paralel olarak Doğu’ Budizm, Konfüçyüsçülük Taoizm hayat buldu. Doğu felsefeleri, aklın "A, A'dır B olamaz" kuralını bilerek kırdı. Taoizm’ evren Yin Yang’ın dengesidir. Işık karanlığı, karanlık ışığı içinde barındırır. Akıl buna çelişki derken, bilgelik buna uyum.

Zen Budizminde kullanılan Koan adı verilen bilmeceler (örneğin: "Tek elin alkış sesi nasıldır?") aklın mantık mekanizmasını kilitlemek insanı mantığın ötesindeki saf farkındalığa, bilgeliğe ulaştırmak için tasarlanmıştır.

Bilgelik idealinde insan, bağlı olduğu bütünün parçasıdır doğanın evrensel yasalarını izlemekle yükümlüdür. Baruch Spinoza, görüşü derinleştirerek bilgeliğin kazanılmasına adanmış etik felsefe inşa. Nietzsche hayatı sadece mantık rasyonaliteye (Apolloncu güç) indirgemenin yaşamın coşkusunu, kaosunu yaratıcılığını (Dionysosçu güç) öldürdüğünü savundu.

Tasavvufta rasyonel akıl (Akl-ı maaş), günlük işleri yürütmek için gereklidir ancak hakikate ulaşmada yetersiz kalır. Mevlana, aklı çamura saplanmış eşeğe benzetir yüce gerçekleri anlamak için aklın ötesine geçen "gönül gözüne" (sezgiye) ihtiyaç olduğunu söyler. Akıl çelişkilerden kaçarken, bilge kişi çelişkilerin içindeki evrensel düzeni görür.

Aklın öncülleri, bizi delilikten dünyadaki kargaşadan koruyan sağlam zemin (iskele) gibidir. Ancak iskelede sonsuza kadar kalırsanız açık denizlere açılamazsınız. Bilgelik; iskeleyi yıkmak değil, gerektiğinde ondan ayrılıp sezginin, paradoksların hayatın akışının derin sularına yüzebilme cesaretidir.

noktada, hayatta akılla asla çözülemeyecek, sadece yaşanarak veya hissedilerek anlaşılabilecek en büyük paradoks ya kavram hangisi olabilir? Cevabı sonraki yazıda.