1971 yılında sinema dünyasına ilk adımını isimsiz figüran olarak atmıştı. Bugün ise Oscar rekorunu elinde tutan “dünyanın en iyi aktörü” olarak anılıyor.
dönem setin köşesinde duran çocuğun geleceğini muhtemelen hiç kimse tahmin edemezdi: 1971 yılında usta yönetmen John Schlesinger’ın dört dalda Oscar adayı gösterilen unutulmaz draması “Sunday Bloody Sunday” çekilirken kadroda yalnızca Peter Finch Glenda Jackson gibi dönemin dev isimleri yer almıyordu. Kamera arkasında sokak sahnelerinde, henüz 14 yaşlarında, gelecekte sinema dünyasını kökünden sarsacak gencecik delikanlı vardı. günlerde jenerikte adı bile zar zor anılan, yalnızca “sokakta taşkınlık yapan çocuk” rolündeki küçük figürandı. Bugün ise “dünyanın en iyi aktörü” olarak anılıyor Akademi Ödülleri tarihinin kırılması en güç rekorlarından birini elinde bulunduruyor!
Elbette bahsettiğimiz isim, sinema sanatının yaşayan en büyük dehalarından biri olan Daniel Day-Lewis. Beyaz perdenin nev-i şahsına münhasır ismi, 2017 yılında spot ışıklarından uzaklaşarak emekliye ayrıldığını duyurmuş tüm sinemaseverleri derin hüzne boğmuştu. Ancak usta aktör, sinema tutkusuna daha fazla kayıtsız kalamayarak kez daha setlere geri döndü: Bugün 69 yaşında olan efsane oyuncu, oğlu Ronan Day-Lewis’in yönetmen koltuğunda oturduğu aile draması “Anemone” hayranlarının yıllardır hasretle beklediği görkemli dönüşünü 2025 yılında gerçekleştirdi.
Daniel Day-Lewis'li "Anemone"un Yeni Fragmanı Yayında Kırılması Güç Oscar RekoruDaniel Day-Lewis, sinema endüstrisinde eşine benzerine az rastlanan gerçek fenomen. Rol seçimleri konusunda onun kadar titiz, seçici tavizsiz başka aktör bulmak neredeyse imkânsız. Karakterlerine hazırlanmak için mesleğine verdiği uzun süreli molaların etkisiyle, İngiliz aktör son 30 yıllık kariyerinde 10 filmde bile rol almadı. Nicelikten ziyade her daim niteliği ön planda tutan usta ismin kariyer istatistiği tam yüzden büyüleyici: Akademi Ödülleri’nde toplam altı kez aday gösterilen aktör, adaylıkların üçünü zaferle taçlandırdı. Üstelik kazandığı üç ödül “En İyi Erkek Oyuncu” kategorisinde geldi! Sinema tarihi boyunca başarıyı elde edebilmiş başka hiçbir erkek oyuncu bulunmuyor.
İngiliz aktör altın heykelleri sırasıyla unutulmaz biyografi “Sol Ayağım” (My Left Foot, 1989), Paul Thomas Anderson şaheseri “Kan Dökülecek” (There Will Be Blood, 2007) Steven Spielberg imzalı “Lincoln” (2012) filmlerindeki olağanüstü performanslarıyla kucakladı. Bununla kalmayan Day-Lewis; “Babam İçin” (In the Name of the Father, 1993), Martin Scorsese klasiği “New York Çeteleri” (Gangs of New York, 2002) yönetmen Paul Thomas Anderson yeniden buluştuğu “Phantom Thread” (2017) filmleriyle aynı kategoride Akademi adaylığı kazanarak tarihe geçti.
Phantom Thread Daniel Day-Lewis’in Çıkış Yaptığı Yıldızlaştığı FilmlerPeki tüm dünyayı büyüleyen sıradışı kariyer tam olarak nasıl filizlendi? “Sunday Bloody Sunday” setinde figüran olarak kameralarla ilk kez tanışan Day-Lewis, hemen yıldız olma sevdasına kapılmak yerine tiyatro sahnelerine yöneldi kapsamlı oyunculuk eğitimi. Bristol Old Vic Tiyatro Okulu’nda aldığı köklü eğitimin ardından, kameraların karşısına yeniden geçmek için 1980’li yılları bekledi. Dönemin televizyon yapımlarında irili ufaklı roller üstlenen oyuncu, sinemaya ise Richard Attenborough’nun sekiz Oscar ödüllü görkemli tarihi epiği “Gandhi” adım. Çok geçmeden onun sıra dışı yeteneği sektördeki usta yapımcıların yönetmenlerin dikkatini çekti; roller birbiri ardına büyümeye başladı.
On yılın ortalarına gelindiğinde Daniel Day-Lewis kariyerinde tam anlamıyla vites yükseltti:.M. Forster uyarlaması “Manzaralı Oda” (A Room with a View) Hanif Kureishi’nin sahne eserinden uyarlanan “Benim Güzel Çamaşırhanem” (My Beautiful Laundrette) filmlerinde canlandırdığı taban tabana zıt kilit rollerle kariyerinin dönüm noktasını yaşadı. Metot oyunculuğunun dünyadaki en tavizsiz temsilcisi olarak tanınan aktör, büründüğü her karaktere kendini bütünüyle adama tutkusuyla daha günlerden tüm sektörü kendine hayran bırakmıştı.
Nihayet 1989 yılında, tekerlekli sandalyeye mahkûm İrlandalı beyin felçli yazar ressam Christy Brown’ı canlandırdığı biyografik dram “Sol Ayağım” filmindeki başrolü kaptı. Çekimler boyunca karakterinden çıkmayarak tekerlekli sandalyeden inmeyen aktörün akıl almaz performansı, hem sinema tarihine hem Oscar kayıtlarına altın harflerle geçti.