Irmak Su Timur / Özlem Songül Abayoğlu – EVRENSEL – 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın üzerinden 11 yıl geçti. Bugün katliamda hayatını kaybedenlerin aileleri, arkadaşları, yoldaşları; katliamın sorumluları yargılansın diye mücadele ediyor. Ailelerin talebi net: Adalet…
Ankara Garı’nın önünde 2015 yılında; emek, barış demokrasi güçlerinin “barış demokrasi” talebiyle araya geldiği mitinge düzenlenen saldırıda 103 kişi hayatını kaybetti. Katliamın üzerinden 11 yıl geçmesine rağmen hayatını kaybedenlerin aileleri, yoldaşları, arkadaşları adalet mücadelesini sürdürüyor. İl dışında olan aileler; her davaya gelmeye, bulundukları illerde çocuklarının, yoldaşlarının mücadelesini, “barış demokrasi” talebini yükseltmeye, onların isimlerini yaşatmaya devam ediyor.
Katliamın 11 yılında Evrensel’e konuşan aileler her davada, her 10 Ekim’ söyledikleri gibi kamu görevlilerinin sorumluluğuna, katliama nasıl yol verildiğine dikkat çekiyor. Aileler, sorumluları ortaya çıkarmayanlara, “Mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz” diye sesleniyor.
“Artık adalet istiyoruz”
Katliamda hayatını kaybeden Cemal Avşar’ın eşi Gülşen Avşar, mücadeleye devam ettiğini ısrarla adalet talep ettiğini anlatıyor. “Çok yorulduk ama devam edeceğiz” diyen Gülşen Avşar yaşadıklarından şöyle bahsediyor: “11 yıldır mücadele ediyoruz. Onlar bizi yıldırmaya çalışıyorlar ama yılmıyoruz. Hem yollar hem mahkemeler bizi yoruyor. Her davadan döndüğümde çocuklarımın başının bükülmesi bizi yoruyor. 11 sene oldu, hiçbir şekilde sesimizi duyuramadık. zaman kızım 11 yaşındaydı, şimdi işe başladı. Torunlarım dedelerini göremedi. Ben ağlayamadım. İşe gitmek zorunda kaldım. Çocuklarıma anne, baba, abi olacağım diye sağlığım gitti. Artık adalet istiyoruz.”
“Şebnem’e sözüm var, mücadeleye devam edeceğim”
Şebnem Yurtman’ın annesi Şafak Yurtman kızının mücadelesinden ne kadar gurur duyduğunu anlatarak başlıyor sözlerine. Katliamın ardından eşine karakolda, “Kızınızın oraya gittiğinden haberiniz var mıydı?” diye sorulduğunu anlatan Yurtman, “Kızım 23 yaşındaydı, izin alacaktı? Zaten işim olmasaydı ben gidecektim. Beraber alanda olacaktık. Barışı beraber talep edecektik. 11 senedir davalara gidip geliyoruz. Küçücük ilerleme olmaz ? İnsan ‘adalet varmış’ demez ? Biz diyemiyoruz. Sözüm var Şebnem’e. Ömrüm yettiği sürece mücadeleye devam edeceğim. Tüm ailelere sesleniyorum. hepimizin mücadelesi” diyor. Yurtman, “Elimizden bütün renklerimizi aldılar. Ben rengarenk insandım. Şebnem’in sevdiği yemekler evde pişmiyor. İnternette gezinirken Şebnem’in yoldaşlarının, onun resimlerini tığını görüyorum. Bazıları benim bile bilmediğim resimler. Mutlu oluyorum” diye noktalıyor sözlerini.
“Dünya alem bilsin ki katillerden hesap soracağız”
Korkmaz Tedik’in annesi Zöhre Tedik gün barış talep etmek için ailecek mitinge gittiklerini anlatıyor: “Biz ailecek gittik alana. Ben gidemeyecektim. Korkmaz, ‘Anne gelmen lazım, sen gelmezsen barış olmaz. Bak parti çağırıyor’ demişti ikna etmişti. gün hepimiz alandaydık. ara Korkmaz yanımızdan ayrıldı, sonra bomba patladı. Ancak öğrendik ki bomba patladığında Korkmaz hayattaymış. Onunla ilgilenen arkadaşına, ‘Ben iyiyim, sen diğerlerine bak’ demiş. Korkmaz’ın ölümüne neden olan, bombanın ardından polis tarafından sıkılan biber gazı olmuş.”
günden itibaren avukatlarla, Korkmaz’ın yoldaşlarıyla, katledilenlerin aileleriyle mücadeleyi sürdürdüklerine vurgu yapan Zöhre Tedik, “İçimiz kan ağlarken katillerden hesap sormak için mücadele ettik. Başta Korkmaz’ın yoldaşları, partisi, avukatlar, sendikalar birleşti. Bugüne kadar mücadeleyi sürdürdük. Avukatlarımız bize cesaret verdi. İl il, ilçe ilçe gezip delil topladılar. Davanın heyeti 4 kere değişti, hepsine dosyayı baştan anlattılar. Biz olduğumuz her yerde katliam unutulmasın diye mücadele etmeye devam ediyoruz. Dönemin başbakanının sözlerini sorumluluğunu, bakanlarının sözlerini sorumluluklarını unutmadık, unutmayacağız. Dünya alem bilsin ki katillerden hesap soracağız. Vasiyetimdir, benden sonra Korkmaz’ın 102 insanın mücadelesi unutulmasın” diye konuşuyor.
“Benim çocuğum yaşayamadı, bundan sonraki çocuklar barış içinde yaşasın”
Güney Doğan’ın annesi Derman Doğan “11 yılı yaşayan bilir. 11 yıldır hem onun yokluğu hem mahkemeler yıpratıyor bizi” diye söz ediyor mücadelesinden. Mahkemeden olumlu ilerleme görememenin, sürekli heyet değişmesinin, her heyete tüm dosyanın tekrar anlatılmasının yorucu olduğunu söyleyen Doğan, “Mahkeme heyetinin bize karşı tavırları, ‘Çok konuşursan dışarı atarım’ demelerine göğüs gerelim, acıya göğüs gerelim bilmiyorum” diye soruyor.
Fotoğraf: Evrensel
“Benim çocuğum sadece barış istediği için katledildi” diyen Doğan, “Katledilenlerin suçları barış, özgürlük, demokrasi istemekti” diye tepkisini anlatıyor. Doğan, “Bombanın ardından yaralıların üstüne zehirli gaz sıkıldığını mahkemede öğrendim. Bunları duymak beni kahrediyor. Benim çocuğum öğrenciydi. Talebim an önce katillerin cezalandırılması. Çocuğumun katilleri dışarıda” diye tepki gösteriyor. Doğan, sözlerini şöyle noktalıyor: “Benim çocuğum yaşayamadı, bundan sonraki çocuklar barış içinde yaşasın. Başka anneler üzülmesin”
“Mahkeme salonlarını dolduralım”
Dilan Sarıkaya’nın annesi Nesligül Sarıkaya, “ düzen değişmezse, yargı baskılanmaya devam ederse dava uzayacak” diyerek başlıyor sözlerine. İnsanlığa karşı suçtan yargılama yapılmamasına değinen Sarıkaya, “Davalar bizim ağzımıza parmak bal çalmaktan ibaret. Avukatlarımızın talepleri karşılanmıyor. Mahkeme ailelere zorluk çıkarıyor” diye tepki gösteriyor. Tüm bunlara karşı birlik olma çağrısı yapan Sarıkaya, siyasi partilere, sendikalara, konfederasyonlara, ailelere, “Mahkemelere katılın, salonları dolduralım” diye sesleniyor.
Dava sürecinde sürü yeni insanla tanıştığını anlatan Sarıkaya, “Dava sürecinde tanıştıklarımla aile gibi olduk. İki ayda üç ayda görüştüğümüzde sanki aileden birini görmüşüz gibi sarılıyoruz. Orada birbirimize destek veriyoruz” diye anlatıyor. Avukatların mücadelesinin davayı bugünlere getiren temel şeylerden biri olduğunu vurgulayan Sarıkaya, “Avukatlarımızın çok büyük gayretleriyle, inatlarıyla dava buraya kadar geldi. Yoksa çoktan bitirmeyi düşünüyorlardı. En umutsuz olduğumuz zamanda bile avukatlarımız bizlere umut verdi” diye anlatıyor.
Fotoğraf: Evrensel
“Biz hâlâ barış istiyoruz”
Uygar Çoşgun’un annesi Nuray Çoşgun geçen sürede acılarının azalmadığını vurguluyor. Mahkemelerde kendilerine izleyici gibi muamele edilmesine tepki gösteren Coşgun, “Biz seyirci değiliz, biz müştekiyiz. Acımızı görmeyen karşı taraf. Sanki sanık biriz, öbür taraf müşteki. ‘Mahkemenin huzurunu bozma’ diyorlar. katliamın arkasında sürü insan. Hepsinin yakalanmasını istiyoruz. Dava insanlığa karşı suçtan görülmeli. Ancak sanıklar tam olarak bundan beraat ettiler” diyor.
Hâlâ barış istediklerinin altını çizen Coşgun, sözlerini şöyle tamamlıyor: “Biz kavgadan yana olanlar değiliz. Biz insanların ölmesinden yana olanlar değiliz. Biz sadece barış için mücadele eden insanlarız. Herkes oraya barış için gitti. Kimse ölmesin, barış olsun, huzur olsun, mutluluk olsun.”
Fotoğraf: MA
“Her 10 Ekim dönümünde göğe bakıp şarkımı söylüyorum”
10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda hayatını kaybeden Elif Kanlıoğlu’nun ardından “Bum” isimli şarkıyı besteleyen seslendiren Beliz İtiş, katliamın 11. yılında duygularını Evrensel’e anlattı:
“Ben Elif’i kalbinden tanıdım; gözündeki ışıltıdan, gülüşündeki umuttan…
Aynı köyün çocuklarıydık biz, onun annesiyle benim babam süt kardeş olmasına rağmen ne hikmetse Elif’le hiç yüz yüze gelememiştik. kaybettikten sonra, tanışmadan tanıdım.
İnsan genç yaşlardayken yaşıtını kaybetmeyi pek kabullenemiyor, hele ki söz konusu barış iyilik uğrunda yitirilmiş hayat ise etkisi ömür sürüyor sanırım. Şimdi, yaşımızda Elif nasıl biri olurdu, neler yapardı diye merak etmekten kendimi alıkoyamıyor, anneciğinin gülüşündeki hüznü gördükçe insanlık adına utanıyorum.
Ankara Garındaki patlamanın haberlerini okuduğum günden yana kendimce Elif yerine yaşıyorum; umudumu sırtlanıp iyiliğin peşinden gidiyor, zorlandığım zamanlarda sanki beni duyarmışçasına onunla dertleşiyorum. dertleşmelerden biri zaman içinde “Bum” isminde şarkıya evrilmişti; şimdi her 10 Ekim dönümünde göğe bakıp şarkımı söylüyor, Elif’e gün kaybettiğimiz onlarca cana selam uçuruyorum.
Canım Elif; kalbi gözünde, umudu göğsümde…”
Bum
“…Periler kuşlarla
Dostsundur belki orda
Burası değişmez
Hâlâ yıkık, boynu bükük aileler
Sırtı yanık talebeler
Susturulur tüm sesler…”
habere emoji tepki ver
😡0Kızgın🤣0Hahaha👍0dim.❤️0Muhteşem😢0Üzgün😮0İnanılmazÖnceki haberAtaşehir Belediyesi AKP’ye geçti: Yeni Parti CHP seçime katılmadı