Bazı şehirler kendilerini tek hikâyeyle anlatamaz. İstanbul onlardan. şehirde geçmiş, kapanmış defter gibi geride kalmaz; dilde, sokak adında, eski binanın cephesinde, ailelerden aktarılan anılarda yaşamayı sürdürür. Bazen sanat eserinin yüzeyinde karşımıza çıkar. Antonis Donef’in İstanbul’daki ilk kişisel sergisini gezerken aklımdan geçenlerden biri buydu: Üst üste gelen çizgiler, metinler renkler yalnızca sanatçının dünyasını anlatıyor, yoksa bizim içinde yaşadığımız, farklı hafızaların birbirine değerek varlığını sürdürdüğü şehri hatırlatıyor?

sergiyi sadece gezmedim, eserlerin mekânda yerini bulmasına izleyiciyle buluşmasına tanıklık etmek fırsatım. Antonis Donef’in İstanbul’daki ilk kişisel sergisinin hazırlık açılış sürecinde, sanatın yalnızca görünen yüzünü değil, onu mümkün kılan karşılaşmaları gözlemleme fırsatı buldum.

Kalfayan Galleries Portakal Sanat, Kültür Müzayede Evi iş birliğiyle gerçekleşen sergi, Atina İstanbul arasında çağdaş sanat üzerinden yeni diyalog kuruyor. 1978’ Atina’ doğan Donef, ansiklopedilerden, atlaslardan çeşitli başvuru kaynaklarından aldığı sayfaları desen, renk, metin çizgilerle yeniden yorumluyor. Böylece gündelik hayatta bilgi edinmek ya yön bulmak için kullandığımız basılı malzemeler, sanatçının elinde alışılmış anlamlarından uzaklaşarak katmanlı görsel yüzeylere dönüşüyor.

Okumakla görmek arasındaki sınır belirsizleşiyor

Eserlerine bakarken okumakla görmek arasındaki sınır belirsizleşiyor. Haritalar yön göstermeyi, sözcükler yalnızca okunmayı bırakıyor; izleyiciyi ayrıntılar arasında dolaşmaya çağırıyor. Zamanla biriken izler üst üste gelen müdahaleler, sanatçının sabırlı üretim sürecini görünür kılıyor. Doğanın içinde yaşayan çalışan Donef’in sakin yapısı, eserlerindeki yavaş katmanlı oluşumla örtüşüyor.

Maya Portakal’ın, eserlerdeki katmanlarla İstanbul’un çok katmanlı yaşamı arasında kurduğu ilişki özellikle dikkat çekici. Tarihlerin, dillerin kültürlerin izlerini arada taşıyan İstanbul’ geçmiş bütünüyle silinmiyor; yeni olan, çoğu zaman eskiden kalan izlerle birlikte var oluyor. Donef’in çalışmalarını şehirde anlamlı kılan bağlardan biri benzerlik.

İki kurumun işbirliği

Kalfayan Galleries’in temsilcisi Roupen Kalfayan ise serginin İstanbul’un çağdaş sanat ortamının gelişimine katkı sunacağına inanıyor. İki kurumun iş birliği, yalnızca sanatçıyı yeni izleyici kitlesiyle buluşturmakla kalmıyor, İstanbul Atina arasındaki kültürel alışveriş için yeni alan açıyor.

sergide benim için başka katman daha var: kültürel hafıza. Kalfayan Galleries Portakal Sanat, Kültür Müzayede Evi’nin Ermeni sahipleri tarafından kurulan işbirliği, İstanbul’un sanat hayatını şekillendiren farklı kültürel birikimleri düşündürüyor. Ermeni kültüründe hafızanın yalnızca geçmişi hatırlamakla değil, onu dil, sanat, müzik, edebiyat gündelik yaşam aracılığıyla geleceğe taşımakla ilgili olduğunu düşünüyorum. Kuşaklar boyunca el değiştiren hikâyeler gibi, sanat bazen kaybolmaya yüz tutan izleri yeniden görünür kılıyor. serginin benim için anlamı, yalnızca Atina’dan İstanbul’a gelen sanatçının eserlerinde değil; farklı kültürel hafızaların aynı şehirde birbirine alan açabilme ihtimalinde yatıyor.

Donef’in İstanbul’daki varlığı, İstanbul Modern’in yeni koleksiyon sergisi Beneath the Same Blue (Aynı Mavinin Altında) devam ediyor. Sanatçının iki eseri sergide yer alıyor; böylece üretimleri farklı sergi bağlamlarında izlenebiliyor.

Antonis Donef’in eserleri, 28 Ekim’e kadar Portakal Sanat, Kültür Müzayede Evi’nde görülebilir. sergi, basılı sayfaların, çizgilerin renklerin ötesinde, zamanın hafızanın yüzeyde nasıl biriktiğini keşfetmek isteyenlere İstanbul Atina arasında kurulmuş sanat diyaloğunu (Ermeni sanatseverin açtığı/ araladığı kapılardan)  görünür kılıyor.