Artı Gerçek- Halkların Eşitlik Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, İstanbul'un Ümraniye ilçesinde bulunan Kazım Karabekir Cemevi'nde Alevi temsilcileriyle araya geldi. Buluşmaya Alevi dernek örgütlerinin temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.

'BARIŞ YENMEK YENİLMEK DEĞİL, ORTAK YAŞAMI İNŞA ETMEKTİR'

Toplantıda konuşan Tülay Hatimoğulları, sürece dair değerlendirmelerde bulunarak, "Barışa, 'biri yenecek, biri yenilecek', 'biri kaybedecek, biri kazanacak' şeklinde bakmıyoruz. Barış, yenmek yenilmek üzerinden değil ortak yaşamı inşa etmek konuda birbirimize rızalık vermektir. Biz barışı temelde görüyor değerlendiriyoruz. Ezcümle barış, 72 milletten 86 milyon yurttaşımızın adalet, barış özgürlükler içinde yaşadığı zaman barış olur".

SURİYE'DEKİ ALEVİ KATLİAMLARINI HATIRLATTI

Alevilerin yaşadığı tüm coğrafyalarda acı, katliam asimilasyon politikalarıyla karşı karşıya kaldığını hatırlatan Tülay Hatimoğulları, "Alevi canlarımızın savunduğu çok temel değerli yaklaşım. Acılarımızın bizim zincirimiz olmasına, elimizi kolumuzu bağlamasına izin verseydik yalnızca acılarımızla yaşayan topluluk olarak kalsaydık, örgütlenmemizi gerçekleştiremezdik. Bugün Türkiye' Avrupa' ulaşmış olduğumuz örgütlülüğü, bütün eksiklerine gediklerine rağmen sağlayamazdık. Bunu başarabildiysek acılarımıza teslim olmadığımız, onları zincir olarak görmediğimiz aşarak geldiğimiz içindir" diye konuştu.

Suriye' Kasım 2024'te iktidara gelen HTŞ'nin Alevilere dönük yaptığı katliamları hatırlatan Tülay Hatimoğulları, katliamlara karşı gerçekleşen eylemlerin oradaki Aleviler tarafından memnuniyetle karşılandığını söyledi.

'ALEVİLERLE KONUŞMADAN BARIŞI İNŞA EDEMEZSİNİZ'

Abdullah Öcalan'ın başlattığı sürece işaret eden Tülay Hatimoğulları, Alevi temsilcilerinin Meclis'te dinlenmemesine tepki göstererek, "İktidara defalarca kez neden Alevilerin dinlenmediğini sorduk. Biz DEM Parti olarak ısrarla şunu söylüyoruz, Alevi canlarımız mutlaka dinlenmeli. topraklarda yaşayan milyonlarca yurttaşımızın mensubu olduğu inanç topluluğu dinlenmeden süreç ilerleyemez. Alevilerle konuşmadan barışı inşa edemezsiniz. Alevi canlarımızın Meclis'te dinlenmesi çok önemliydi. Fakat Meclis Başkanı konuda farklı kanaat ortaya koydu talebi kabul etmedi. Bunu kez daha buradan eleştiriyoruz".

'TÜRKİYE TARİHİNDE GÖRÜLMEMİŞ BİR SANSÜR YAŞANIYOR'

Sürece rağmen iktidarın muhalefete yönelik tavrı belediyelere kayyım atanması gibi uygulamaları eleştiren Tülay Hatimoğulları şunları söyledi:

"Düşünce ifade özgürlüğüne, insanların sosyal medyada düşüncelerini ifade eden mesajlar yayımlamasına kadar büyük sansür uygulanırken, Türkiye tarihinde görülmemiş ölçüde sansürün yaşandığı dönemde barış sürecini ne kadar hakikate uygun biçimde inşa edebiliriz? Alevi canlarımızın temel sorularından biri. soru, aydınlara, yazarlara sanatçılara kadar baskı uygulanırken sürecin mümkün olup olmadığı. süreçte AKP yan yana durulacak? Mevcut iktidar, önümüzdeki dönemde süreci kendisi için seçim malzemesi hâline getirmek bunun için araçsallaştırmak istiyor olabilir ? Bunlar, Alevi canlarımız tarafından bize çok ciddi şekilde iletilen kaygılar sorular. Hepsi haklı sorular.

'FONCULAR ÜLKEYİ SOYA SOYA BİTİREMEDİLER'

Şunu bilmenizi isterim ki biz parti olarak soruları sizin sorduğunuz netlikte soruyoruz. Sizin ortaya koyduğunuz tutumla ilgili görüş alışverişine sonuna kadar açığız. Çünkü kaygılar gerçekten önemli. kadar baskının şiddetin olduğu yerde ağzını açanı hemen gözaltına al, tutukla, hapse koy; bununla yetinme, varsa annesini, babasını, kardeşini, eşini, dostunu alıp hapse. kabul edilir değil. Fonculara atanmayan kayyım küçük esnafa atanıyor, küçük işletmeciye atanıyor. Foncular bugün ülkeyi soya soya bitiremediler, değerli arkadaşlar. Türkiye, yüz yıldır gördüğü en büyük soygunlardan birine tanıklık ediyor. soygunun içinde milletvekillerinin, hatta mevcut iktidara yakın üst düzey bürokratların olduğu söyleniyor. isimler neden açıklanmıyor? Muhalefetten isimler olsaydı onları çarşaf çarşaf yayımlamazlar mıydı? Ama şimdi isimleri dahi açıklamıyorlar. Neden? Çünkü ucu kendilerine dokunuyor. Siyasetçilere birçok kesime yönelik itibar suikastları gerçekleştiriliyor.

'BARIŞI İNŞA ETMEK DIŞINDA BAŞKA BİR SEÇENEĞİMİZ YOK'

Şimdi böyle sürecin içinde biz barış sürecini nasıl inşa edeceğiz? Bunlar kolay sorular değil. Cevaplanması zor sorular. Ancak biz şuna inanıyoruz: Bütün kaygılara eleştirilere rağmen topraklarda barışı tesis etmek dışında bizim başka seçeneğimiz. Bize ümmet kardeşliği değil, eşit yurttaşlığa dayalı kardeşlik lazım. dönemde temel çağrımız olmalı. Ümmet kardeşliği bize yetmez. Eşit yurttaşlık eşit haklarla donatılmış kardeşlik gerekiyor. kardeşliğin yasal statüye kavuşması lazım. Eşit yurttaşlığın hukuk güvencesi altına alınması gerekiyor. Sürece yaklaşımımızın çerçevede olduğunu bilmenizi isterim."

'ALEVİLERİN BÜTÜN TALEPLERİ BİZİM TALEPLERİMİZDİR'

Alevilerin sahip olduğu kaygılara dair konuşan Tülay Hatimoğulları, Alevilerin sürecin izleyeni değil öznesi olması gerektiğini belirterek, şöyle dedi:

"Alevi canlar olarak hep birlikte sürecin tam kalbinde yer almayı, süreci sahiplenmeyi ilerletmeyi başarırsak sürecin özneleri yalnız bırakılmamış. Böylece sürecin özneleri iktidarın insafına bırakılmamış, barış iktidarın insafına terk edilmemiş. Hep birlikte sahiplenebilir, konuda kenetlenebilirsek bunu başarabiliriz. Alevi canlarımızın bugüne kadar dile getirdiği bütün sorunlar bizim asli sorunlarımız, bütün talepleri bizim asli taleplerimizdir. talepleri yalnızca tür buluşmalarda dile getirmedik. Parlamentoda yaptığımız konuşmalarda, Türkiye'deki demokrasi mücadelesinde, Alevi canlarımızla alanlarda meydanlarda gerçekleştirdiğimiz her buluşmada onların taleplerinin doğrudan siyasi sözcüsü olmayı kendimize görev bildik. Çünkü bize göre siyasete düşen en önemli görev, toplumun taleplerini siyasette sonuç almak üzere gündeme taşımak talepler doğrultusunda sonuç almaya çalışmaktır.

'EN ÇOK İHTİYAÇ DUYDUĞUMUZ ŞEY CUMHURİYETİN DEMOKRATİKLEŞMESİ'

Alevi canlarımızın en büyük şikâyetlerinden biri eğitimin tek yönlü tekleştirici olmasıdır. geçmişte bizim temel eleştirimizdi, bugün Bizim açımızdan eğitim tekleştirilmemelidir; eğitim bilimsel olmalıdır. Ana dilde eğitim hakkı mutlaka güvence altına alınmalıdır. Bütün bunlara ulaşabilmemizin yolu, Cumhuriyet'in daha güçlü demokrasiyle buluşmasından geçiyor. Dün Cumhuriyet'in 103'üncü kuruluş yıl dönümüydü. Dün verdiğimiz mesajda, Cumhuriyet, 86 milyon yurttaşımızın ortak evi olması gerektiğini söyledik. Aynı yerde duruyoruz. Cumhuriyet hepimizin ortak evi olmalı. Bunun için Cumhuriyet hepimize eşit yaklaşmalı, hiç kimseyi inkâr etmemeliyiz. Bugün Türkiye' en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, Cumhuriyet'in demokratikleşmesi demokratik Cumhuriyet'in inşa edilmesidir."

Toplantı Tülay Hatimoğulları'nın konuşması ardından basına kapalı olarak devam.