Artı Gerçek - Halkların Eşitlik Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin haftalık Meclis grup toplantısında güncel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunuyor.

Konuşmasında, Ankara’ NATO Zirvesi öncesi gerçekleştirilen gözaltı operasyonlarına tepki gösteren Hatimoğulları, gece saatlerinden itibaren Ankara merkezli yapılan operasyonlarda yüzlerce devrimci sosyalist ismin gözaltına alındığını belirterek, bunun demokratik haklara açık müdahale olduğunu ifade.

NATO GÖZALTILARINA TEPKİ

DEM Parti Eş Genel Başkanı, Devrimci Parti Eş Genel Başkanı Elif Torun Öneren’in aralarında bulunduğu çok sayıda kişinin gözaltına alındığını hatırlattı.

Hatimoğulları açıklamasında, güvenlik gerekçesiyle alınan önlemlerin toplumsal yaşamı olumsuz etkilediğini belirterek, “Bütün Türkiye’yi felç edecek şekilde güvenlik önlemleri alınıyor”.

'VALİLİK KARARINA DAVA AÇTIK'

Hatimoğulları, şunları söyledi:

" demokratik haklara siyasal özgürlüklere açıkça aykırıdır. Bütün dünya açlıkla yoksullukla karşı karşıyayken, silahlanmaya milyarlarca dolar ayrılmasına itiraz ettikleri için arkadaşlarımız gözaltındadır. Halkların barış talebi kapılar kırılarak bastırılamaz.

NATO yasakları kapsamında yurttaşların demokratik hakları engelleniyor. Valilik karar alıyor bunun hayata geçirilmesini istiyor. DEM Parti olarak buna itiraz ediyoruz. kararın yürürlükten kalkması için ayrıca DEM Parti olarak dava açtık. Bunu bütün Türkiye’nin bilmesini istiyoruz."

Konuşmasının devamında Muharrem ayı içinde olduğumuzu hatırlatan Hatimoğulları,Muharrem ayının 'zulme karşı direnişin, adalet arayışının, hakikatin mazlumdan yana duruşun' simgesi olduğunu söyledi "Toplumsal barışa, kardeşliğe birlikte yaşam umuduna vesile olmasını temenni ediyoruz".

'KOBANİ DAVASI DÜŞMELİ, AİHM KARARLARI UYGULANMALI'

Hatimoğulları'nın konuşmasının devamından satır başları şöyle:

"Geçtiğimiz hafta Sincan Cezaevi’ndeydim. Kobani Kumpas Davası’ndan hukuksuz biçimde tutuklu olan arkadaşlarımızı ziyaret ettim.

Dilek Yağlı, Zeynep Karaman, Ali Ürküt, Nazmi Gür, Alp Altınörs, Günay Kubilay, Bülent Parmaksız İsmail Şengül’le görüştüm. Yine Sincan Cezaevi’nde bulunan Ayşe Gökkan, Leyla Güven Melike Göksu’yu ziyaret ettim.

Her birinin gözünde aynı ışık, aynı devrimci inanç demokratik yaşama duyulan özlem vardı. ülkenin barışçıl geleceğine dair derin umut vardı.

Yıllar, kararlılığı inancı aşındıramamış. gözler bize yıllardır yılmadan şunu söylüyor: mücadele sürecek, mutlaka başaracağız.

Geçtiğimiz hafta sevgili Ayşe Gökkan’a 19 yıl 6 ay hapis cezası verildi. ceza, adaletin değil intikamın dilidir. Hele barış müzakerelerinin devam ettiği dönemde verilen cezaları kabul etmiyoruz.

Kobani Kumpas Davası bütün siyasi davalar artık düşmelidir. Buradan iktidara tekrar hatırlatıyoruz: AİHM kararları uygulanmalıdır.

LGBTİ+'LARA BASKILAR

Geçtiğimiz günlerde LGBTİ+ hakları konusunda ım yapan, Onur Haftası etkinliklerini duyuran sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirildi.

bilinsin ki; yasaklarla, baskılarla sansürle ne kadınlar ne LGBTİ+’lar yok.

Baskıya, sansüre nefrete karşı dayanışmayı büyüteceğiz. Düşünce ifade özgürlüğünü, örgütlenme özgürlüğünü yok sayanlara karşı herkesin yanında olmaya devam edeceğiz.

Geçtiğimiz hafta burada, Meclis çatısı altında başka baskı yaşandı. Grup toplantılarını mek üzere Meclis’e girmek isteyen kadın gazetecilere kapıda çıplak aramaya varacak girişimde bulunuldu. korkunç şeydir. İnsan onurunu zedeleyen davranış hakkında gerekli inceleme, Meclis Başkanlığı tarafından acilen başlatılmalıdır.

Meclis’te emek veren, sesimizi duyuran, yurttaşa haber taşıyan bütün basın emekçilerine teşekkür ediyoruz.

'G-7'DEN UKRAYNA-RUSYA SAVAŞINI ALVELENDİRECEK KARARLAR ÇIKTI'

Her küresel zirve yeni felaketin kapısını aralıyor. G-7 toplandı, Ukrayna-Rusya savaşını alevlendirecek kararlar çıktı. Ardından Moskova’ya büyük saldırıların gelmesi dikkat çekicidir.

Yapay zekânın gelişimi dijitalleşmenin hız kazanması, nadir elementlere duyulan ihtiyacı artırıyor. Yeni dönem savaşlarının önemli nedenlerinden biri Enerji havzaları, enerji koridorları, pazar alanları ticaret savaşları sürecin parçası.

İnsan hakları, evrensel değerler, demokrasi Batı’ işçi sınıfının mücadelesiyle kazanılan sosyal haklar tırpanlanıyor. Kuralsızlık “gücü yeten yetene” anlayışı hâkim kılınıyor.

Soruyoruz: durumdan kimler kazanıyor? avuç sermaye grubu, savaş baronları, spekülatörler… Kim kaybediyor? Halklar, milyarlarca insan kaybediyor.

vahşi gidişata karşı halkların, işçilerin, ezilenlerin sömürülenlerin enternasyonalist mücadelesi tek seçenektir.

karanlık tabloda, İran-ABD arasındaki anlaşma görüşmelerini memnuniyetle karşılıyoruz. Diyaloğun savaşa tercih edildiği her adım çok kıymetli, çok değerlidir. Temennimiz, anlaşmanın tamamına ermesi kâğıt üzerinde kalmamasıdır.

İran-ABD anlaşması sağlanırken İsrail, Lübnan’ı bombalamaya devam ediyor. Doğu’nun incisi, dünyanın en güzel kentlerinden biri olan Beyrut’a yağmur gibi bombalar yağıyor.

İsrail saldırıları 2 Mart’tan yana yaklaşık 4 bin kişiyi öldürdü, 1 milyondan fazla insanı yerinden etti çatışmalar günlük olarak sürüyor. Artık buna son verilmelidir.

anlaşmayla birlikte Lübnan’a yönelik saldırılar bitirilmelidir. hengâmede kan ağlayan mazlum Filistin halkı asla unutulmamalı, Filistin işgaline son verilmelidir.

İRAN'A ÇAĞRI

Buradan İran devletine seslenmek istiyorum:

Yaşadığınız musibetlerin muhasebesini yapacak, geleceğe ilişkin yeni yapılanmanın içine gireceksinizdir.

İran’a müdahalenin, başta İran halkları olmak üzere bütün bölge halklarına olumsuz etkilerinin farkındayız. Çözüm savaşta değil, barıştadır.

anlamda iç barışınızı sağlamanız çok önemlidir. Kürtlerin, Azerilerin, Farsların Beluçların eşit yurttaşlık hakkı güvence altına alınmalıdır.

Kadınların özgürlüklerinin önü açılmalıdır. sanatçı başı açık şarkı söyledi diye kırbaçlanmamalı, hiç kimse idam edilmemelidir.

İşçiler, esnaflar “Açız, ekmek adalet istiyoruz” diye miting yürüyüş yaptıkları için sokaklarda öldürülmemeli, şiddet görmemelidir.

'KÜRTLERİN TUTUMU NETTİR'

çift sözümüz çözümü dışarıda değil, içeride arayan İran’daki Kürt halkıyla ilgili olacak: Savaş döneminde Kürt halkının ortaya koyduğu tarihi tutuma denk düşen karşılık verilmelidir. Savaş başladığı andan yana Kürtleri tehlikeli maceraya çekmek, vekil güç yapmak istediler. Olmadı. İran’daki Kürt örgütleri, kimsenin koçbaşı olmadıklarını kez daha gösterdi.

Yalnızca halkların çıkarlarını esas alan net tutum ortaya koydular.

Kürtlerin tutumu nettir: Irak’ta muhatap Bağdat, Türkiye’ Ankara, Suriye’ Şam, İran’ Tahran’dır. tutum kıymetlidir, değeri bilinmelidir.

İran rejimi buna karşılık vermelidir. Kürtlere yönelik idam inkâr politikalarından vazgeçmeli, demokratik yöne doğru adım atmalıdır.

'YOKSULLUK, İŞSİZLİK DERİNLEŞİYOR'

Mutfaktaki yangın büyüyor. Emeğiyle geçinen milyonlar için hayat her gün daha zorlaşıyor. Yoksulluk, işsizlik, borçluluk derinleşiyor.

Sabah markete giden emekli, akşam buzdolabının önünde hesap yapıyor.

Bunun sorumlusu AKP uyguladığı ekonomi politikalarıdır. Enflasyon kalıcı hale geldi. Alım gücü eriyip gitti. Gelir dağılımı daha bozuldu.

Sadece iki somut örnek vereceğim. Birincisi emekliler. Onlarca yıl çalışmış, ülkeye emek vermiş insanlar. Şimdi ne yapıyorlar? İş arıyorlar.

İŞKUR’a başvuran 60 yaş üzeri kişi sayısı geçen yıla göre yüzde 20 arttı. Bunlar kayıtlı olanlar. Kayıtsızlar ise çok daha fazla. Emekli taksi şoförü örneği ortada.

ev gençleri. Eve kapatılan kuşak. En ağır tablo budur.

6,5 milyon genç ne eğitimde ne istihdamda. Evlere kapatılmış, üretimden koparılmış, hayatın dışına itilmiş durumda. Türkiye, genç kuşağın yitirilişini sessizce izliyor.

Cumhurbaşkanı bakanlar “Nüfus yaşlanıyor, evlenin, çocuk yapın” diyor. 6,5 milyon genç işsizken doğmamış çocuğa iş aş vadediyorsunuz? Neyin kafası ?

ÖĞRETMENLERİN EYLEMİ

Bakın, özel okul öğretmenleri mülakat mağduru, atanmayan öğretmenler günlerdir Meclis’e birkaç adım ötede açlık grevinde, eylemdeler.

Kendilerini ziyaret ettik, taleplerini dinledik. Talepleri; taban maaş uygulaması, belirsiz süreli iş sözleşmesi, özlük haklarının kamuda çalışan öğretmenlerle eşitlenmesi, liyakatsizliğin önünü açan torpilli mülakatların son bulması, atanmak çalışmak.

Peki taleplerinin karşısında neyle karşılaşıyorlar? Taleplerini demokratik zeminde dile getiren öğretmenleri copluyorlar, gaz sıkıyorlar. İşin trajik yanı Öğretmenleri coplayan polislerin kimisi öğretmen olarak atanamadığı için polis olmuş durumda. Üstelik onların büyük bölümü aldığı maaşla geçinemiyor. Geçinemeyen polis, geçinemeyen kamu emekçisini copluyor, gaz sıkıyor.

Soruyorum: Meclis’ten birkaç yüz metre ötede açlık grevindeki öğretmene çözüm olmayan Meclis siyaset olur ? Buna çözüm üretemeyenler; Rize’ köyünde, Hakkâri’ yaylasında yaşayan, Kocaeli’ merdiven altı atölyelerde cefa içinde çalışmak zorunda kalan insanlara nasıl çare olacak, nasıl derman olacak?

Genel Kurul’ ülke anlaşma yapılıyor. Meclis çatısı altında AKP milletvekillerinden oluşan grup 76 sahte oy kullanıyor. sahteliği yapanlar, ülkenin sorunlarını nasıl çözecek?

BARIŞ DEMOKRATİK TOPLUM SÜRECİ

Dünya savaş çağından, bölge büyük fırtınadan geçerken bizim iddiamız barış demokrasidir.

Böylesi atmosferde Türkiye'nin yapması gereken, bölgesel savaşların uzantısı olmak değil; demokratik barışın kurucu gücü olmaktır. Bölgede çizginin öncüsü olmaktır.

Geçtiğimiz günlerde Kürt toplumunun farklı kesimleriyle araya geldik. arkadaşımız çok sade çarpıcı şey söyledi:

"PKK silahları yaktı. Ülkeye dönüp siyaset yapmak istiyor. Ama iktidar iyi niyet dilekleriyle vakit geçiriyor, Meclis irade göstermiyor. Şunu sormak istiyorum: Çatışmanın sürmesini istiyorlar? PKK'lilerin gelip yaşama katılması ülkeye ne kaybettirecek? Nedir onları yasal adım atmaktan alıkoyan?"

Buyurun, sorular Türkiyeli Kürt yurttaşımızın soruları. Meclis, iktidar soruları yanıtlasın.

'SÜRE TEMMUZ AYINI GEÇMEMELİ'

AKP sözcüsü "Yeni aşamadayız".

Meclis Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş hafta sonu yaptığı açıklamada, çerçeve yasayı en kısa sürede Meclis gündemine taşıyacaklarını söyledi. sözü önemsiyoruz.

Beklentimiz açık nettir: süre Temmuz ayını geçmemelidir.

Çerçeve yasa, Meclis'in yasama dönemi kapanmadan gelmelidir. "Yetiştiremedik, ne yapalım; gelecek dönemin başında hallederiz" gibi yaklaşımlarla gelinmemelidir.

Silahların sustuğu yerde çerçeve yasa; kolektif hakların, eşit yurttaşlığın, farklılık içinde birliğin yerel demokrasinin zeminini açmalıdır.

Barış keyfiyete değil, hukuk düzenine emanet edilmelidir. Çatışma şiddet zemininden siyaset hukuk zeminine geçiş için atılacak çerçeve yasa adımı, 21. yüzyılın Orta Doğu'daki en büyük atılımlarından birini yaratacaktır.

Barışın güvencesi sadece silahların susması değil, hukukun konuşmasıdır. Kalıcı çözümün teminatı temenniler değil, demokratik güvencedir. Türkiye'nin ihtiyacı artık geçmişin korkularını yönetmek değil, ortak geleceği kurmaktır." (POLİTİKA SERVİSİ)