Artı Gerçek- CHP'nin tutuklu Cumhurbaşkanı Adayı İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun aralarında bulunduğu 59'u tutuklu 414 kişinin yargılandığı İBB davasının 59. celsesi görülüyor.

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Silivri (Marmara) Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda görülen duruşmada görevliler davayı mek için Silivri’ye giden gazeteci Barış Pehlivan’ı basın kartı olmadığı gerekçesiyle duruşma salonundan çıkarttı.

Tutuklu Medya.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun Danışmanı Murat Ongun, seyircilere seslenerek “Bugün çok güzel gün olacak”.

İMAMOĞLU'NUN SAVUNMASI DAHA SONRA ALINACAK

Mahkeme başkanının cuma günleri duruşma yapmak istemesi üzerine Ekrem İmamoğlu, dört duruşması daha olduğunu belirtti. Bunun üzerine mahkeme başkanı, duruşmalara ilişkin ayarlama yapacağını cuma günleri duruşma olmayacağını söyledi. Mahkeme başkanı, İmamoğlu'nun talebi üzerine savunmasının Murat Ongun, Tuncay Yılmaz, İnan Güney Fatih Keleş'ten sonra alınacağını belirtti.

MURAT ONGUN: DAVA A'DAN Z'YE SİYASİDİR

Bugünkü celsede tutuklu Medya.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun Danışmanı Murat Ongun, savunmasına başladı. Ongun, davanın 'İmamoğlu Davası! olarak anılması gerektiğini söyledi. " dava A'dan Z'ye siyasidir" diyen Ongun, "Bunu siz cümle alem biliyor. Ben burada prosedürü tamamlamak için ifade verdiğimin bilincindeyim" ifadelerini kullandı.

'İDDİANAMEYİ YAZANLAR GAZETECİLİĞİ BİLMİYOR'

Gazetecilere talimat verdiği iddiasına yanıt veren Ongun, "Bizim mesleği bilmiyor iddianameyi yazanlar. Belli ki havuz medyasındaki gazetecileri, aldıkları gazeteci sanıyorlar. Benim meslek büyüğüm olan Soner Yalçın'a, Ruşen Çakır'a, Şaban Sevinç'e, Yavuz Oğhan'a talimat veremeyeceğimi öğrenirlerdi. Ancak onların benim kulağımı çekme, bana fırça atma, bana talimat verme hakları olduğunu bilirlerdi" diye konuştu.

'İFTİRACILAR ART ARTA TAHLİYE OLMAYA BAŞLADI'

Ongun, 19 Mart'tan sonra özellikle nisan ayının sonunda başlayan itirafçı furyası olduğunu belirterek, "Art arda benzer cümleler kuranlar, art arda tahliye olmaya başladı. Her çıkan, geride yeni yalancı tanığın daha doğmasına yol açıyordu. Hayatımda adını ilk kez duyduğum itirafçılar, daha doğrusu iftiracılar kendimin dahi bilmediği yönlerimi anlatıyor. ben huylarımı gazetelerden okuyarak öğreniyordum".

'SAYIN GÜRLEK NE İÇTEN BİR AK PARTİLİ OLDUĞUNU ORTAYA SERDİ'

Ongun, "İddianame Türkiye’ ikili hukuk olduğunu ispat ediyor. İddianame bağıra bağıra 'siyaset yapıyorum’ diyor. Ben son paragrafı yazdığımda, yazar ekibinin lideri olan Sayın Başsavcı henüz Bakan olarak atanmamıştı. atanınca ' dava siyasidir' söylemini terk etsem diye düşündüm. Çünkü İmamoğlu davasının göbekten siyasi dava olduğunu gösterecek daha kuvvetli delilim yoktu. Zaten, bakanlık performansında, Sayın Gürlek ne içten AK Partili olduğunu ortaya serdi. Şimdi ne yapmalıyım? Ne düşünmeliyim? Sayın Bakan şubat ayına kadar; bağımsız, siyasete mesafeli, önyargısız hukukçuydu, savına inanmalı mıyım? günde AK Parti’yi kadar içselleştirdi diye düşüneceğim? Hayatın olağan akışına pek pek uymuyor" diye konuştu.

'İDDİANAME FRANKENSTEİN’IN ESERİ GİBİ'

İddianameyi eleştirilerini sürdüren Ongun, "Yaklaşık 200 yıldır tüm dünyanın bildiği hikaye. hikâyede kibrinin esiri olmuş biri, kendisini Yaradan’la kıyaslayacak kadar cüretkarlaşmıştır. gün sadece Tanrı’ya mahsus şey yapmaya kalkar. yaşam formu yaratmaya karar verir. İşinde çok başarılı biri olsa etik ahlak sınırlarını çok aştığı için yaratmak istediği canlı, yaratık, ucube olarak ortaya çıkar. Anlattığım hikaye Mary Shelley’nin yazdığı. Frankenstein isimli korku hikayesidir. Sayın Başkan; iddianame. Frankenstein’ın eseri gibidir. Onun gibi saldırgan acımasızdır. Üstelik onu ortaya çıkaran kişi eserinden tiksindiği için olsa gerek, onu terk etmiştir. Ankara’ya gitmiştir. Ankara’ya giderken yaratığı sizin kollarınıza terk etmiştir".

'DİPLOMA İPTALİ İLE ANAYASAL SUÇ KAVRAMININ ÖNÜNE GEÇİLMEK İSTENDİ'

18 Mart'ta saat 18.00' İmamoğlu'nun üniversite diplomasının iptal edildiğini, 19 Mart sabah 06:00’ ise İmamoğlu operasyonunun yapıldığına dikkat çeken Ongun, "Her şeyin sırrı burada. iptal, yorumlandığı gibi cumhurbaşkanı adaylığı iptalini garantiye almak için yapılmadı. Diploma iptali operasyonun ilgisi; Anayasal suç kavramında saklı. Üniversite diploması varken İmamoğlu tutuklansa CHP’nin resmi cumhurbaşkanı adayı tutuklanmış olacaktı. demokratik sisteme darbe sayılacaktı. Halefiyet ilkesi ihlal edilmiş, seçimlere müdahale edilmiş olacaktı Haksız, hukuksuz operasyonu yapanlar böyle riski bertaraf etmek için diploma iptalini bekledi" diye konuştu.

Diploma, işte korkuyla, endişeyle iptal edildi. Haksız olan korkar! Başka şey daha diyeyim. mutlak butlan kararı, gözükaralık bile buradan kaynaklı.

'KIZIMIN KÜPELERİ, OĞLUMUN HARÇLIĞI SORUŞTURMAYA DAHİL EDİLDİ'

yıldan fazla süredir tutuklu olduğunu hatırlatan Ongun, Evinizi basmaları yetmiyor kızınızın kulağındaki küpeleri, oğlunuzun başucundaki harçlığı soruşturmaya dâhil ediliyor. Sonra bunlar, medyada yazılınca dönemin Dezenformasyon Başkanlığı haberleri yalanlıyor. Oğlumun harçlığının kasadan çıktığını belirtiyor. Zeka küpleri. Kasaya oğlanın harçlığını koyup, üzerine ‘'Koray’ın Harçlığı' yazdık? Nereden anladın? Birazcık zekâ kullanın. Ama Allah büyük. Benim evlatlarıma yapılanları hafife alıp yalanlayan birimin başkanının adı her türlü rezilliğe karıştı görevden alındı. Tabii ki tutuklanmadı. Hatta yeni iş buldu. Çocuklar üzerinden algı yaratmaya çalışan zatın, kendisini en son Akın Bakanımızın devir teslim töreninde alçak koltuğunu kaldırmaya çalışırken gördük. Kaldıramadı. Kaldırmayı beceremeyince şahsı ortadan kaldırdılar. Perde arkasından çalışıyor şimdi. Aklı sıra gizli".

'1 MİLYON DOLAR VERİRSE EŞİNİN TUTUKLANMAMASINI SAĞLARIM'

26 Nisan 2025'te 2. Dalga İBB operasyonunda eşinin gözaltına alındığını belirten Ongun, "Ertesi gün, yani 27 Nisan 2025 Pazar günü saat 14:15’te bana avukat ziyareti. İlk son kez ziyaretime gelen avukatın adı Beliz Özkan’dı. 15 aydır sadece 27 Nisan günü bana geldiğini cezaevi kayıtlarından görebilirsiniz. Görüşme kabinine girer girmez bana 'Beni hem sizin hem benim ortak şişman arkadaşımız gönderdi'. Cüneyt kiloludur biraz. Ben kendisine şifreli konuşacak durum olmadığını, Cüneyt Yakut’u kastettiğini sordum, 'evet’'. Sonra, Cüneyt Yakut’un kendisine söylediklerini bana aktarmaya başladı. Şöyle dedi 'Biliyorsunuz, size anlatmış Başsavcılıkta yakın tanıdıkları. Kendisi benzer şekilde tahliye edilmişti. Ortak arkadaşımız diyor '1 milyon dolar verirse, eşinin tutuklanmamasını sağlarım.' Avukat gayet açık sözlüydü, işi halledecek ismi bile veriyordu ama ben dile getiremeyeceğim. Cezaevinde avukat kabininde benden 1 milyon dolar talep edilince şok oldum. Avukat sözünü bitirdi ama ben dona kaldım. Benden yanıt gelmeyince Avukat Beliz Hanım, pazarlık yapıyorum zannetti sanırım şöyle dedi: 'Kendisi ben 300-400 bin var, 600-700 bin dolar verse bile hallederiz'. Avukata 'Benim eşim suçsuz ayrıca böyle param yok' diyerek görüşmeyi bitirdim. Avukat Beliz Özkan hakkında 7 Ocak 2026 tarihinde 2975 numaralı dilekçe İstanbul Barosuna şikâyette bulundum" diye konuştu.

'İDDİANAMEYE GÖRE HIRSIZLIK YAPMAK İÇİN SEÇİMLE İŞ BAŞINA GELMEYİ PLANLAMIŞ ENTERESAN KAFASI OLAN İNSANLARIZ'

İddianameye yönelik eleştirilerine devam eden Ongun, "İddianameye göre sözde örgüt kadrolarının yani bizlerin birinci amacı kişisel zenginleşme. İkinci amaç, üyesi olduğumuz siyasi partiyi yani CHP’yi ele geçirmek. Üçüncü amaç sözde örgüt liderimizi partimizin cumhurbaşkanı adayı yapmak olarak gösteriliyor. Yani aslında iddianameye göre biz, hırsızlık yapmak için seçimle işbaşına gelmeyi hedeflemiş enteresan kafası olan insanlarız. Savcı, 2015’ Beylikdüzü’nde kurulan örgütün liderinin ilçe belediye başkanı iken, ileride cumhurbaşkanı olmayı hedefleyip yolsuzluğu nihai hedef olarak ilçe sınırından, Türkiye sathı mahalline taşıma amacında olduğunu iddia ediyor. Belirtmek isterim ki 12 bin 500 yıllık insanlık tarihinde hırsızlık yapmak için devletin başına geçme gayesiyle yola çıkan herhangi Homo Sapiens görülmemiştir".

'ÖRGÜTE GELİR DEĞİL, GİDER KALEMİ OLUR'

CHP İstanbul İl Binasının satın alınmasıyla ilgili iddialara yanıt veren Ongun, "Bina CHP’nin kurumsal malı olacak, İmamoğlu’nun kişisel malı değil. Kişisel zenginleşmeyle çelişti durum. işlem sözde örgüte gelir kaynağı değil, bilakis gider kalemi oluyor. satın alma 2. amaca yani partiyi ele geçirme amacına uygun ? Tabii ki hayır. amaçla çelişiyor. Parti delegesi 81 il sathındadır. İstanbul’ il binası alınması, il delegelerine menfaat sağlamaz. Delege para yakınına iş yoksa il binası alımı ikna edildi, kafalar karışık. İddialar birbirine dolanmış. Hal böyleyken Ankara 36. Bölge Adliye Mahkemesi, mutlak butlan kararı verebilmiştir" diye konuştu.

'SEÇİM KAZANMAK SUÇ OLARAK DEĞERLENDİRİLİYOR, MİLLETİ ZANLI STATÜSÜNE SOKUYORLAR'

"İddia makamının suç olarak değerlendirdiği şey seçim kazanmak" diyen Ongun, şöyle devam etti:

"Çünkü iddia konusu eylemler ancak seçim kazanılınca edinilecek yetkilerle yapılabilir. durumda İstanbul’un tüm seçmeni 3 defa sözde suçların kesintisiz işlenmesine yardımcı olmuştur. Yani 10 milyon İstanbullu seçmen, sözde örgüte yardımcı olmuş. Milleti zanlı statüsüne sokan metindir. Böyle cümle olmaz.

'ÖRGÜT DİYE BİR ŞEY YOK, İHALEYE FESAT YOK, RÜŞVET YOK'

Bizler her düşünceden, farklı hayat tarzlarından, bambaşka siyasi görüşlerden araya gelmiş liyakat paydasında İstanbul’a hizmet için görev verilmiş insanlarız. İddia makamının burada yazdığı gibi yapılanma değiliz. Örgüt diye şey. İhaleye fesat. Rüşvet. Kamu zararı. Dosyada ne var? 30-40 yıllık alın teriyle kurulmuş şirketlere kayyım atanması. Yılların birikimi mallara sanki suçtan kazanılmış gibi el koyma. Cezaevine atılan insanlar. zorlamalarla, itirafçı olanların beyanları. İşkence, sadece fiziksel şiddet değildir. Eşi-ailesi suçlamayla tehdit edilenler. durumu kaldıramayıp boynunu büküp yalan söylemek zorunda bırakılanlar. bence işkencedir." (POLİTİKA SERVİSİ)