2020 yılından beri düzenlenen programa yıl Üç Horan Kilisesi Vakfı yönetim kurulu üyesi Avukat Aren Dadıroğlu, Esayan Okulu’ndan Ermenice Öğretmeni Maral Ebeoğlu Satar İngilizce Öğretmeni Aras Celal, Getronagan Lisesi’nden Ermenice Öğretmeni Diana Bulduk Yanardağ, Sahakyan Nunyan Okulu’ndan Ermenice Öğretmeni Jbdun Çilingiroğlu Zurnacı, Surp Haç Tıbrevank Okulu’ndan Almanca Öğretmeni Lerna Özdemir Sarıyanidi Hangardz Tiyatro Topluluğu’ndan Tara Demircioğlu Yeğya Akgün katılmıştı. Azınlık-Yeterlilik-Ağı Schleswig-Holstein/Güney Danimarka (MKN) tarafından düzenlenen programın yürütücülüğünü Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi. Olgun Akbulut yapıyor.
23 Haziran Salı günü Beyoğlu Üç Horan Kilisesi Naregyan Salonu’nda düzenlenen panele Ermeni okullarından öğretmenler, Beyoğlu Üç Horan Kilisesi Vakfı yöneticileri davetliler katıldı.
Surp Haç Tıbrevank’tan Lerna Özdemir Sarıyanidi, Dan azınlık okullarının hepsinin ücretsiz olduğunu, okulların hem Alman hem Danimarka devletinden finansal destekler aldığını iki devletin eğitim bakanlıklarının okulları denetlediğini söyledi. Sarıyanidi, tarih dersleri müfredatının tek taraflı olmadığını gözlemlediğini aktardı. Almanya’ azınlık grubu olan Kuzey Frizyalılara dair izlenimlerini aktaran Sarıyanidi, "Kuzey Frizyalılar kendi dil kültürlerini yaşatmaya çalışıyorlar. Ders sayıları az, okulları. bölgede adalarda ana karada dağınık yaşadıklarından toplam 14 ağız / lehçeye sahipler hepsini canlı tutmaya çalışıyorlar” diye konuştu.
“Ermenice eğitim politikamızı sorgulamalıyız”
Sahakyan Lisesi’nden Jbdun Zurnacı, Laz, Çerkez, Zaza, Arap Alevi, Süryani Kürt temsilcilerle Almanya’daki program sayesinde araya gelip birbirlerini tanıma fırsatı bulduklarını söyledi.
Dan azınlıklarının kendi anadillerini koruduklarını belirten Zurnacı, İstanbul’daki Ermeni okullarıyla kıyaslama yaparak şöyle konuştu:.
“Çocuklarımız günlük basit cümleleri kuramıyorsa suçlu sadece onlar değil. Burada bence okullarımızdaki eğitim politikasını sorgulamamız gerekiyor. Anasınıfı ilkokulda öğrencilerimiz Ermeniceyle eğitim alıyor. Ancak çocukların yaşı ilerledikten sonra okullarımızın niteliği değişime uğruyor. Okullarımız zaman sonra lise üniversiteye hazırlık süreçlerine fazlasıyla yoğunlaşıyor. Ermeniceyle konuşmanın azalmasına neden oluyor.”
Esayan Okulu’ndan İngilizce Öğretmeni Aras Celal, sunumuna “Kimliğimizi koruyan kurumlar olarak görülüyoruz, yoksa topluma değer üreten eğitim kurumları olarak ?" sözleriyle başladı. Ermeni okulları olarak enerjilerinin ne kadarını eğitime geliştirdiklerini, ne kadarını ise varlıklarını sürdürmeye harcadıklarını sorguladıklarını söyleyen Celal, “"Kimliği korumak topluluğu büyütmek arasında nasıl denge kurulabilir?” sorusunu gündeme getirdi.
“En büyük eksiğimiz akademik merkez”
Esayan Okulu’ndan Ermenice Öğretmeni Maral Ebeoğlu Satar, birçok azınlık topluluklarının kendi okullarına sahip olamadıklarını, dillerini kültürlerini yaşatmak için çaba sarf ettiklerini söyledi. İstanbul Ermenileri olarak ana dilde eğitim verebilme hakkına görece gelişmiş eğitim materyallerine sahip olduklarını ifade eden Satar, tespit ettiği eksiklikleri ise şöyle sıraladı:
“Özellikle gençler yetişkinler için kapsamlı çevrimiçi platformumuz yoktur. Bana göre en büyük eksiklik ise akademik merkez ya enstitünün bulunmamasıdır. konferans bize gösterdi ki, Ermeni toplumu Ermeni okulları dünyanın farklı azınlık toplulukları arasında saygın takdir edilen konuma sahiptir. Ancak yine yapmamız gerekenler vardır. Daha sıkı şekilde araya gelmeli, eksiklerimizi birlikte gidermeli çalışmaların büyük ölçüde gönüllülük, zaman sorumluluk bilinci gerektirdiğini unutmamalıyız.”
Getronagan Lisesi’nden Ermenice Öğretmeni Diana Bulduk Yanardağ, Almanya’ yaşayan Dan azınlıklarının Danca’yı güçlü şekilde kullandığını gözlemlediklerini söyledi şöyle konuştu:
“Anaokulunda olduğu gibi ziyaret ettiğimiz lisenin eğitim dili Danca idi öğrenciler kurala bağlı kalıyordu. Öğretmenleriyle ders sırasında Danca konuşuyor, ders dışında ise Almanca kullanıyorlardı. Elbette Danimarka'daki üniversitelerde eğitim alma orada yaşama imkânının bunda etkisi vardı.”
Eğitim Konseyi örneği
Yanardağ, Türkiye’den katılan azınlık gruplarının örgütlenme pratiklerine dair ifadeleri kullandı.
“Türkiye'den katılan azınlıkların örgütlenme yapıları oldukça dikkat çekiciydi. Bizim sahip olduğumuz bazı olanaklara -okul, öğrenci anadil hakkı gibi - sahip olmamalarına rağmen çeşitli enstitüler kurmuşlar. Örneğin Laz Enstitüsü, Çerkes Enstitüsü Zaza Enstitüsü gibi yapılar oluşturmuşlar. araya gelerek kitaplar yayımlıyor, çevrim içi dersler düzenliyor çeşitli çalışmalar yürütüyorlar. Ayrıca TADNET (Tehlike Altındaki Diller Ağı) adlı oluşumun üyeleri arasında yer alıyorlar. Ne yazık ki Batı Ermenicesi ağ içerisinde bulunuyor.
beş günlük çalıştay sonunda rahatlıkla şunu söyleyebilirim: Evet, bazı imkânlar açısından azınlıklara kıyasla daha avantajlı durumda olabiliriz. Ancak örgütlenme konusunda gelişmeye ihtiyaç duyduğumuzu düşünüyorum.”
Yanardağ şöyle devam etti: “ noktada Zartonk (Uyanış) dönemindeki önemli yapılardan biri olan Eğitim Konseyi'ni hatırlatmak isterim. yapının amacı eğitim programları geliştirmek, kurallar oluşturmak eğitim sistemini daha güçlü hale getirmekti. Ben benzer birliktelikle öğretmenlerimizin, okullarımızın gönüllülerimizin birlikte çok daha güçlü çalışmalar gerçekleştirebileceğine inanıyorum. Dilimizi dolayısıyla kimliğimizi koruyabilmek için birlik içinde hareket etmeye ihtiyacımız.”
Üç Horan Vakfı’ndan Aren Dadıroğlu sunumda BDN (Kuzey Schleswig’deki Almanların Birliği) adlı yapının Ermeni toplumuna örgütlenme açısından önemli örnek teşkil edebileceğini söyledi. Dadıroğlu, Birlik bünyesinde yer alan kurumların üyelerinin eşit oy hakkına söz sahibi olduğunun altını çizdi.
Konferansa çevrimiçi olarak katılan. Olgun Akbulut, Türkiye’nin azınlıklara özgülenmiş belgelere taraf olmadığını ancak Almanya’nın taraf olduğunu hatırlattı. Konferans, soru-cevap bölümünün ardından sona.