Saray taraflıdan CHP’ye atanan Kayyum Kemal Kılıçdaroğlu, ilk televizyon röportajında ağzındaki baklayı çıkarttı: “Demirtaş’ın dokunulmazlığının kaldırılmasına destek verdiğim için pişman değilim.” Hatta aynısını kendi eski yol arkadaşlarının dokunulmazlık dosyaları Meclis’e gelirse yine yapacağı tehdidini savurmayı ihmal etmedi. CHP Meclis Grubunu yolla tehdit etti, yola getirmeye çalıştı!

Özgür Özel CHP Genel Başkanı seçildiğinde, “Anayasaya aykırı ama evet” skandalını özeleştirisini partisi adına vermişti. Yerine kayyum olarak atanan Kemal Kılıçdaroğlu ise “dün Demirtaş’ı hapse yolladık, bugünse Özgür Özel’i yollarız” çizgisinde. Elbette “pişman değilim” açıklaması halkta büyük tepki gördü.

Kayyum Kılıçdaroğlu tam olarak ne için “pişman değil”? Dönemin birebir tanığı olarak, bunu kısaca anımsatmak isterim.

Erdoğan, HDP eş başkanları hapse attırmaya karar vermişti. Ama nasıl yapılacaktı? Erdoğan’ın çağrısı üzerinde savcılıklar Meclis’e fezleke yağdırıyordu. yüzlerce fezlekenin her biri için ayır ayrı dokunulmazlıkların kaldırılması, her biri için milletvekillerine Meclis Genel Kurulu’nda savunma hakkı tanınması gerekiyordu. Anayasa böyle diyordu. yoldan gidilirse, Demirtaş-Yüksekdağ tüm HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması yıllar alabilirdi. Ayrıca fezlekelerin tümü düşük ceza öngören “propaganda” maddesindendi. Dosyalar tek tek ele alındığı sürece HDP’lilere tutuklama çıkartmak zordu.

İşte noktada, dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu ortaya formül. Dokunulmazlık dosyalarının tamamı tek anayasa değişikliği anayasaya geçici madde eklenerek kaldırılacaktı. Böylece milletvekillerine anayasanın tanıdığı savunma hakkı yok sayılacaktı. Yine anayasal zorunluluk olan dosyaların tek tek ele alınması şartı delinmiş olacaktı.

Ancak iktidar kanadı, anayasaya denli açıkça aykırı olan tasarıyı Meclis'e sunmakta kararsızdı. Zira Meclis’ten geçse bile, ana muhalefetin Anayasa Mahkemesi’ne taşıyıp iptal ettirmesi mümkün olabilirdi. Erdoğan – Davutoğlu henüz tasarıyı Meclis'e dahi sunmamışken, Kemal Kılıçdaroğlu beklenmedik açıklama yaparak “Tasarı anayasaya aykırı ama evet diyeceğiz”. Böylece iktidarın tereddütlerini giderip, süreci hızlandırdı.

dönemde CHP Grubu’nun büyük çoğunluğu tasarıya karşıydı. Kılıçdaroğlu, kendisine yakın 20 kadar milletvekiline oy verdirterek tasarının geçmesini sağladı. Daha önemlisi, anayasaya açıkça aykırı geçici maddeyi Anayasa Mahkemesi’ne taşımadı. Böylece HDP’li milletvekillerinin savunma hakkının gasp edilmesine ortak. Saraya büyük hizmette bulundu.

Şimdi ise Kılıçdaroğlu çıkmış, “referanduma gitmesin diye böyle yaptık” yalanını söylüyor. Oysa CHP gün aktif müdahale etse, geçici maddeyi AYM’ iptal ettirebilirdi. Neticede tek tek dosyalar için AKP – MHP çoğunluğu yine dokunulmazlıkları kaldırabilirdi. Ama Meclis’in aylarca kilitlenmesi demekti belli caydırıcılığı vardı.

Dokunulmazlıklar, Kılıçdaroğlu desteğiyle batında, topluca kaldırılınca, Demirtaş Yüksekdağ için tutuklama çıkartmak daha mümkün. Mahalle futbolundaki “üç korner penaltı eder” kuralını anımsatırcasına, savcılıklar, “10 propaganda üyelik eder” iddiasını öne sürdüler. Böylece, haklarında “örgüt üyeliğinden” fezleke bulunmayan Demirtaş Yüksekdağ, propaganda dosyalarının toplama usulü birleştirilmesiyle “örgüt üyeliğinden” tutuklandılar.

Gerisini biliyorsunuz.

HDP’nin böylece ezildiği şartlarda, Kemal Kılıçdaroğlu CHP’sinin aktif kampanya yürütmemesi mühürsüz pusulalara itiraz dahi etmemesi yolundan, sene sonra, 16 Nisan 2017 referandumuyla, Türkiye Başkancı Rejim’e geçirildi. Kılıçdaroğlu 2017 referandumundan hiç bahsetmiyor, Evet’e katkıları çoktur!

Şimdi ise, “Anayasaya aykırı ama evet” rezaletinin özeleştirisini veren Özgür Özel kayyum darbesiyle CHP’den tasfiye edilip, yerine Demirtaş’ı içeri attırdığı için “pişman olmayan” Kılıçdaroğlu hevesle desteğe koşuyor! Ama kez, genel başkan olarak değil, kayyum olarak.