Şirketlerin yapay zekâ projelerini üretim ortamına taşımaya başlaması, işe alım piyasasında dengeleri değiştirdi. Randstad Digital tarafından yayımlanan yeni araştırmaya göre yapay zekâ geliştiricisi pozisyonlarına yönelik talep son beş yılda yüzde 597 arttı. Teknoloji yatırımlarının hız kazanmasına rağmen kurumların en büyük sorunu artık yazılıma erişmek değil, teknolojileri güvenli şekilde hayata geçirebilecek uzmanları bulmak olarak öne çıkıyor.
İşe Alım Piyasasında Yapay Zekâ Becerileri Öne ÇıkıyorRandstad Digital, 35 milyondan fazla iş ilanını inceleyerek hazırladığı araştırmada geleneksel yazılım geliştiricilere olan talebin son beş yılda yüzde 28 yükseldiğini belirledi. Aynı dönemde yapay zekâ uzmanlığına sahip geliştiricilere yönelik ilanlar ise yüzde 597 artış gösterdi. Araştırmaya göre bugün yayınlanan her dört geliştirici ilanından yaklaşık biri yapay zekâ alanında bilgi veya deneyim talep ediyor.
Şirket, yapay zekâ projelerinin artık deneme aşamasını geride bırakarak doğrudan iş süreçlerine entegre edilmeye başladığını vurguluyor. nedenle yalnızca model geliştirebilen değil, yapay zekâyı kurumsal sistemlere güvenli şekilde entegre edebilen uzmanlara olan ihtiyaç hızla büyüyor.
Randstad Digital Küresel Platform Yetenek Başkanı Michael Morris, kurumların önündeki en büyük engelin teknolojiye erişim olmadığını, doğru yeteneği bulabilmek olduğunu belirtiyor. Morris’e göre üretken yapay zekâ çözümlerini satın almak görece kolay olsa bunları büyük ölçekli kurumlarda güvenli, yönetilebilir sürdürülebilir biçimde devreye almak çok daha fazla uzmanlık gerektiriyor.
Araştırma, teknik sertifikaların kariyer gelişiminde giderek daha belirleyici hâle geldiğini ortaya koyuyor. Özellikle AWS Solutions Architect Professional sertifikasına sahip uzmanların maaşlarında yaklaşık yüzde 54, LangGraph Retrieval-Augmented Generation (RAG) mimarisi alanında uzmanlaşan profesyonellerde ise yaklaşık yüzde 31 seviyesinde gelir artışı görüldüğü belirtiliyor.
İşe alım eğilimleri yalnızca yazılım geliştiricilerle sınırlı kalmıyor. Yapay zekâ eğitmenleri son dönemin en hızlı büyüyen meslek grubu olarak öne çıkarken alandaki talep yüzde 281 yükseldi. Yapay zekâ çözüm liderleri yüzde 226, süreç otomasyonu uzmanları yüzde 196, yapay zekâ mimarları ise yüzde 152 oranında büyüme kaydetti. Yapay zekâ geliştiricisi profiline yönelik artan ihtiyaç, şirketlerin yalnızca kod üreten değil, kurumsal dönüşümü yönetebilen uzmanlara yöneldiğini gösteriyor.
Şirketler Nitelikli Aday Bulmakta ZorlanıyorAraştırma, açık pozisyon sayısındaki artışa karşın işe alım süreçlerinin giderek uzadığını ortaya koyuyor. Standart bilişim pozisyonu ortalama 38 günde doldurulabilirken ileri düzey yapay zekâ görevlerinde süre ABD’ 53, Birleşik Krallık’ta ise 54 güne kadar çıkıyor. İtalya’ süreç otomasyonu uzmanı pozisyonlarının kapanması ise ortalama 90 günü bulabiliyor.
En zor doldurulan pozisyonların başında yapay zekâ çözüm liderleri geliyor. ABD’ alandaki açık pozisyon oranı yüzde 27’ye yaklaşırken Birleşik Krallık’ta oran yüzde 18 seviyesinde bulunuyor. Makine öğrenmesi mühendisleri için geniş aday havuzlarına rağmen açık pozisyon oranlarının yüksek seyretmesi, deneyimli uzman açığının devam ettiğini gösteriyor. Japonya ise araştırmanın en dikkat çekici pazarlarından biri olarak öne çıkıyor. Ülkede yapay zekâ mühendisleri için açık pozisyon oranı yüzde 46,8’e ulaşırken üretken yapay zekâ mühendislerinde oran yüzde 25 seviyesinde ölçüldü.
Yapay zekâ alanındaki uzman eksikliği maaşları doğrudan etkiliyor. ABD’ büyük dil modeli (LLM) mimarları ortalama 240 bin dolar seviyesinde yıllık gelir elde ederken şirketler uluslararası işe alım stratejilerine daha fazla yönelmeye başladı.
Araştırmaya göre ABD Hindistan yapay zekâ yeteneklerinin yoğunlaştığı başlıca ülkeler olmayı sürdürürken Brezilya Arjantin son dönemde hızla büyüyen yeni yetenek merkezleri hâline geliyor. Avrupa’ ise Birleşik Krallık, Almanya, Polonya İspanya istikrarlı talep gösteren pazarlar arasında yer alıyor.
Uzmanlar, yapay zekâ projelerinin başarıya ulaşmasının yalnızca yeni çalışan istihdam etmekle mümkün olmadığını düşünüyor. Kurumların mevcut çalışanlarını yeniden yetkinleştirmesi, teknik eğitim yatırımlarını artırması küresel yetenek havuzundan yararlanması önümüzdeki yıllarda rekabet avantajı sağlayan temel stratejiler arasında gösteriliyor.