Artı Gerçek- İBB davasında başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere davada yargılanan kişilere uygulanan savunma süresi kısıtlamasına ilişkin mahkemeye başvuru yapıldı.
Avukat Hüseyin Ersöz tarafından yapılan başvuruda sanıklara müdafilere 'konuşma hakkı' verilmeksizin yapılan tutukluluk incelemelerinin savunma sırasında getirilen süre kısıtlamalarının adil yargılanma hakkına aykırı olduğu vurgulandı.
ERGENEKON DAVASINDAKİ BOZMA KARARI HATIRLATILDIErsöz sosyal medya hesabından yaptığı ımda şunları aktardı:
“Kamuoyunda 'İBB davası adıyla bilinen İstanbul 33. (kapatılan 40.) Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında 'süre kısıtlaması" uygulamasına itiraz ettik.
Dilekçemizde, mahkeme tarafından sanıklara müdafilere 'konuşma hakkı' verilmeksizin yapılan tutukluluk incelemelerinin savunma sırasında getirilen süre kısıtlamalarının Adil Yargılanma Hakkı'na aykırı olduğunu, durumun ileride başka Savunma Hakkı ihlallerini beraberinde getireceğini belirttik.
konuda Yargıtay 16. Ceza Dairesi tarafından 'mutlak kanuna aykırılık sebebiyle' verilen Bozma Kararına Yargıtay 8. Ceza Dairesi tarafından 'Ergenekon Hakimlerine' verilen mahkumiyet kararına atıf yaptık.
İtiraz dilekçemizde hukuka aykırı uygulamalardan dönülmesini aksi halde dilekçemizin itirazımızı incelemeye yetkili İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesini talep ettik.”
ADİL YARGILANMA HAKKI VURGUSUDilekçede şunlar denildi:
"Mahkemeniz tarafından görülmekte olan davanın 08 Temmuz 2026 tarihli duruşmasında “sanıklar müdafilerinin savunma sürelerinin kısaltılmasına dair verildiği ifade edilen ara kararın “Adil Yargılanma Hakkı” “Silahların Eşitliği” prensibi çerçevesinde açıkça hukuka aykırı olduğu,
Yaklaşık 4000 sayfalık iddianame, yüzbinlerce sayfa delil klasörü 400’ü aşkın sanığın bulunduğu kovuşturma aşamasında sanıklar müdafilerinin savunma sürelerinin kısıtlanmasının Ceza Muhakemesinin temel ilkeleriyle bağdaşmadığı,
uygulamanın hukuka aykırılığının kamuoyunda “Ergenekon Davası” olarak bilinen yargılamaya ilişkin Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 2015/4672 E, 2016/2330 K sayılı “Bozma İlamında” açıkça ifade edildiği, Söz konusu Bozma Kararına konu yargılamayı yürüten hakimler hakkında ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 8. Ceza Dairesi tarafından yürütülen yargılama neticesinde “sanıklar müdafilerin savunma sürelerinin hukuka aykırı olarak kısıtlanması” gerekçesiyle “Görevi Kötüye Kullanma” suçundan cezalandırılmalarına karar verildiği,
Tüm haksız hukuka aykırı fiili uygulamaların Ceza Muhakemesi Kanunu. 289/1-h kapsamında “Mutlak Bozma” sebebi olarak açıkça Sayfa 11 / 12 düzenlendiği,
Mahkemeniz uygulamasının, henüz savunmasını yapmamış olan bazı Müvekkillerimizin hukuki durumlarını yakından ilgilendirdiği hatta Esasa İlişkin Mütalaaya karşı savunma aşamasında yapılacak savunmaları etkileyebileceği,
Tutuklu olan Müvekkillerimiz yönüyle, sözlü tahliye talepleri alınmayarak dosya üzerinden yapılan incelemeyle tutukluluk hallerinin devamına karar verildiği, uygulamanın Yargıtay 16. Ceza Dairesi Yargıtay 8. Ceza Dairesi Kararlarına aykırılık teşkil ettiği dikkate alınarak,
Duruşmalarda sanıklar müdafilerine, tahliye tevsi tahkikat amaçlı söz verilmemesi şeklindeki hukuka aykırı uygulamadan vazgeçilmesini, 08 Temmuz 2026 tarihli duruşmada Mahkeme Başkanı tarafından ifade edilen bila tarihli ara karardan İTİRAZIMIZ ÜZERİNE DÖNÜLMESİNİ,
İtirazımızın, Mahkemenizce kabul edilmemesi halinde CMK.268 gereğince itirazı incelemeye yetkili Ağır Ceza Mahkemesine tevdiini neticede, İTİRAZIMIZIN KABULÜ İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nin bila tarihli kararının KALDIRILMASINI, Sanıklar müdafilerin Savunma Hakkının AİHS. 6 kapsamında “Adil Yargılanma Hakkı”na uygun şekilde tesis edilmesini vekaleten arz talep ederiz.” (POLİTİKA SERVİS)