Artı Gerçek- Halkların Eşitlik Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Parti Meclisi (PM) toplantısı öncesi güncel gelişmelere ilişkin Balgat’ta bulunun genel merkezde basın toplantısı düzenlendi.

AHMET TELLİ'Yİ ANDI

Konuşmasına yaşamını yitiren şair Ahmet Telli’yi anarak başlayan Tülay Hatimoğulları, Ahmet Telli'nin dizelerine insanlığın doğanın bütün sorunlarını taşıdığını söyledi. Tülay Hatimoğulları, "Ahmet Telli devrimci mücadele, devrimci duyguyla yazdı şiirlerini. hep gülen yüzüyle hatırlayacağız. Kendisini saygı minnetle anıyorum".

SİLAH YAKMA TÖRENİNİN YIL DÖNÜMÜ

Barış Demokratik Toplum Grubu'nun silah yakma töreninin yıl dönümüne dikkati çeken Tülay Hatimoğulları, "Demokratik Toplum Süreci açısından tarihi günün yıldönümündeyiz. topraklarda barış için atılacak her adımın sınırları sadece Türkiye mahdud değildir. Barış, sadece ölümsüz eser değil; insan aklının yarattığı en önemli erdemli iştir. Çünkü barış, harikulade insani metamorfozdur. Barış harikulade insani değişimdir. Barış 'ben' dediğimiz şeyin 'öteki' haline gelmesidir" diye konuştu.

'BARIŞ İÇİN ATILACAK ADIMLAR BÜYÜK BİR CİDDİYET SORUMLULUK İSTER'

Kadın Meclisi Parti Meclisi toplantılarının ardından yarın toplantılarının devam edeceğini ifade eden Tülay Hatimoğulları, "Üç günlük tartışmalarımız süresince bunları konuşacak bunları değerlendireceğiz. tartışmalarımızda Kürt halkının toplumun tamamının süreçten beklentilerini değerlendireceğiz. Barışı toplumsallaştırmak için barışı sonuca vardırabilmek için toprakların büyük özlemle duyduğu barışın demokratikleşmenin toplumda tesis edilebilmesi için daha çok neler yapabileceğimizi konuşacağı değerlendireceğiz. Barış için atılacak adım büyük ciddiyet sorumluluk ister. Barışa yürekten inanmak gerek barışı tesis edebilmek. Bunun aynı zamanda toplum stratejisine dönüşmesi çok önemlidir. Aynı zamanda toplumun stratejisini devletin görmesi, bilmesi buna uygun adım atması son derece önemlidir" ifadelerini kullandı.

' ATEŞ BARIŞI ÇAĞIRAN BİR ATEŞTİ'

Silah yakma töreninin sıradan gün olmadığını, atılan adımın önemli kritik olduğunu belirten Tülay Hatimoğulları, devamla şunları söyledi:

" tarihi ana bizler hep birlikte tanıklık ettik. Barış demokratik siyasete olan inancımız çok daha fazla büyüdü. Süleymaniye’ silah yakma törenine tanıklık ettikten sonra dönerken büyük umut inançla dönüyorduk. Ateş yakıldığı silahlar ateşe atıldı. ateş ölümü, çatışmayı, şiddeti tarihe havale eden ateşti. Yaşamı kutsayan, barışı çağıran ateşti. gün gördüğümüz şey çok açık netti. Silahlı dönem yerini demokratik siyaset dönemine bırakıyordu. 11 Temmuz’daki ateş, insanlığın barış mirasına geçmiş, kılıçları sabana çevirme düşüncesinin topraklardaki en somut haliydi. Dünyanın başka yerlerinde silahlar gömülürken, buralarda silahlar yakıldı. çatışma çözüm süreçlerine çok anlamlı armağandı.

'DEMOKRATİK SİYASET KRİMİNALİZE EDİLEMEZ'

Kürt sorunu güvenlik duvarına hapsedilemez. Silahlar yanıyorsa hukuk ertelenemez. Demokratik siyaset kriminalize edilemez. 11 Temmuz’un anlamı budur. Bundan sonra hiçbir anne evladını kaybetmesin, hiçbir genç çatışmayla, ölümle, dağla, cezaeviyle sürgünle, yoksullukla karşılaşmasın. Hiçbir halk inkar yaşamasın, hiçbir yurttaş korkuyla büyümesin. Hiçbir çocuk kendi adını, dilini, kimliğini saklamak zorunda ya unutturulmak zorunda, unutmak zorunda kalmasın. Başta Türk kardeşlerimiz olmak üzere bütün Türkiye yurttaşları olarak bizler sürecin anlamını önemini çok iyi idrak etmek, çok iyi anlamak zorundayız. Biz bunları bıkmadan, usanmadan 7/24 anlattık, anlatmaya devam edeceğiz. Törenin yapıldığı yerin hafızası bize çok şey söylüyor.

'11 TEMMUZ ONURLU BİR BARIŞ ÇAĞRISIYDI'

Cesenê Mağarası Şeyh Mahmut Berzenci'nin sığındığı, direndiği Berzenci mağaraya sığınırken yanına matbaa götürüyor. matbaa 1923'te Hakikatin Sesi Gazetesi'ni basıyor. Aradan asır geçti, aynı yerde başka hakikate tanıklık ettik. zamanlar matbaanın mürekkebiyle yükselen ses kez küle dönen silahların içinden yükseldi. Bunun için 11 Temmuz'u dar kareye sığdıramayız. sadece kameraların kaydettiği sıradan an değildi. Kürt halkının güçlü, onurlu barış çağrısıydı. Şiddetle, inkarla açılmış olan parantezi kapatma iradesini ortaya koymaydı. topraklarda barışın ortak yaşamın mümkün olduğunun en güçlü göstergesiydi. Sayın Öcalan'ın çağrısı kapı. Silahı yakan PKK'liler yıldır kapıdan girmeyi bekliyorlar. Şimdi görev kimde: soruyu sormak lazım. Görev sorumluluk Meclis'te, iktidarda, siyaset kurumlarında devlettedir. Devlet iktidarın Meclis'in, toplumun yani ezcümle aslında hepimizin Türkiye' kapının arkasına zemini hukuk, çatısı demokrasi olan ortak yaşamı kurmak zorundayız. Ortak yaşam çağrımız acziyet değildir. Siyasidir, toplumsaldır, hukukidir ortak yaşam arzusunun ta kendisidir.

'BARIŞA İNANILIYORSA ADIM ATILIR, ÇÖZÜME İNANILIYORSA HUKUK KURULUR'

Elbette herkes oturacak senenin muhasebesini yapacak. yıl geçti aradan. yılın hesabını bizler soğukkanlılıkla hep birlikte yapacağız. Dünyada, bakın dünyada çatışma çözüm deneyimleri içinde eşine az rastlanan adım atıldı. iyi niyet göstergesidir. Silahlar geri dönüşsüz biçimde yakıldı. Fakat aynı açıklıkla şunu söylemeliyiz ki; yıl yeterince değerlendirilmedi. Bugün çok daha iyi noktada olunabilirdi. Hukuki çerçeve hazırlanmış, İmralı' özgür çalışma koşulları oluşturulmuş, kayyım pratiği bitirilmiş, cezaevlerine dair cesur adımlar atılmış, siyasi tutsaklar serbest bırakılmış olabilirdi. Bakın bunlar olsaydı biz seneyi çok başarılı, çok olumlu, çok umut verici biçimde geçirmiş olacaktık. Bunlar olabilirdi ama henüz olmadı. Bunların hiçbiri lütuf değildir. Barışın doğası budur. Barışa inanılıyorsa adım atılır. Çözüme inanılıyorsa hukuk kurulur. Demokratik siyasete inanılıyorsa seçimlerin seçilmişlerin iradesi tanınır. Biz süreçte, süreç başladığı günden bugüne noktaların altını ehemmiyetle çizdik bunları defaatle kez söylemeye devam edeceğiz.

'SÜREÇ 'TERÖR' GÜVENLİK PARANTEZİNDE ASLA TUTULAMAZ'

Bakın süreçte güç savaşlarının devam ettiği, Ortadoğu'nun yeniden şekillenmesi bekleniyor. Aynı zamanda biliyorsunuz Türkiye' NATO Zirvesi gerçekleşti dünya çatışmalarla karşı karşıya kalmaya devam edecek. İşte böylesi süreçte Türkiye'nin kendi iç barışını oluşturması, iç barışını tahkim etmesi aynı zamanda devletin stratejisi haline dönüşmesinin anlam önemini uluslararası gelişmelere baktığımızda burada buluyoruz görüyoruz. süreç ayrıca dar manada herhangi siyasi partinin çıkarlarına kurban edilemez. sürecin muhalefetin dövüldüğü atmosferde güçlendirilmesi toplumsallaşmasıyla ilgili ciddi sıkıntılar yaşanıyor. süreçte Kürt halkının dostlarının barış demokrasi mücadelesini zayıflatma aracına dönüştürme taktiğiyle ilerlenemez. Kürt sorunu terör güvenlik sorunu parantezinde asla tutulamaz. Zira yaklaşımlar barışın çözümün ruhuna, anlayışına, duygusuna fikrine terstir. Bütün bunların aksine güçlü iç barış bölgesel fırtınalarda Türkiye toplumunu kenetler, Türkiye'nin demokratikleşmesinin önünü ardına kadar.

'ÖZEL YASA HÂLÂ ÇIKMADI'

Bakın dünyada örnekleri önümüzde duruyor. Hiçbir ciddi barış süreci yalnızca silahlar bırakıldı diye sağlanamamıştır. Kuzey İrlanda' kurumlar devreye girdi barış kalıcı kılınmaya çalışıldı. Kolombiya' geçiş adaleti belirleyici. Bask'ta uzun siyasal dönüşümün sonucunda barış süreci gerçekleşti. Her yerde gerçek var ki aynıdır. Silahların susması başlangıçtır. Kalıcı barışın adı hukuktur, demokratik siyaset güvencesidir, eşit yurttaşlıktır demokrasidir. Evet değerli Türkiye halkları, değerli basın emekçileri, bakın silah yakmanın yıldönümündeki asıl soruya geliyoruz bakın. süreçte kim ne yaptı, kim neyi üstlendi? Burada tablo nettir. Kürt cenahı Sayın Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat'ta yapmış olduğu çağrı barış demokratik çağrı top demokratik toplum çağrısına icabet etti gerekli bütün yükümlülüklerini sırasıyla yerine getirmeye çalıştı. Ancak özel yasa hâlâ çıkmadı.

'İMRALI' KOŞULLAR SÜRECİN RUHUNA TERS İLERLİYOR'

İmralı' koşullar halen sürecin ruhuna ters ilerliyor. Kayyımlar yerinde duruyor, siyasi tutuklular hâlâ devam ediyor. AİHM kararları uygulanmıyor. Osman Kavala, Can Atalay Gezi mahpusları AİHM kararlarına rağmen hapishanelerde. Sevgili Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş, MYK üyelerimiz Kobani Kumpas davasındaki tutuklu olan yoldaşlarımız yine AİHM kararlarına rağmen hâlâ hapishanede. Mahkeme salonlarında habire tutuklama kararları çıkıyor. Ekranlarda inkar dili konuşulmaya, inkar diliyle konuşulmaya devam ediliyor. Seçilmiş belediye başkanları hala hapishanelerde ya yerlerinde kayyım hâlâ bulunuyor. Yargı demokrasinin kılıcı gibi muhalefetin tamamının üzerinde sallanıyor. Oysa dönemle dönem kılıçlar kınına girmeliydi saban olmalıydı. Bakın özellikle Sayın Öcalan'ın koşulları konusunda artık hiçbir izah kalmamıştır. Süreç açısından tali mesele değildir, asli meseledir. Sayın Öcalan'ın artık çalışma, görüşme, iletişim kurma süreci yönetebileceği, özgür yaşayabileceği koşulların özgür çalışabileceği koşulların oluşması şarttır. Baş müzakereci özgürce konuşamıyorsa iktidar devlet süreci nasıl ilerletmeyi düşünebilir ki?

'ÖCALAN DEMOKRATİK CUMHURİYET TAHAYYÜLÜNÜ ORTAYA KOYDU'

Bütün Türkiye şunu bilmeli: PKK'nin attığı bütün adımları zemini Sayın Abdullah Öcalan sağlamıştır. Geçen sene bugün gibi silahlar yakıldıysa bunu Sayın Abdullah Öcalan'ın onurlu barış perspektifi sağlamıştır. Sayın Öcalan'ın 27 Şubat 2025'teki çağrısını özeti hatırlayalım, Kürt halkının eşit yurttaş olarak haklarının hukuki olarak tanındığı, Alevilerin bütün halkların inançların eşit yurttaş olarak yaşadığı, herkesin dilinde, inancında özgür olduğu, kimsenin aç açıkta kalmadığı, işçinin, emekçinin, emeklinin, çiftçinin, esnafın, ezilenin sömürülenlerin karnının doyduğu demokratik cumhuriyet tahayyülünü ortaya koydu. Burada her şey kadar açık ifade edilmiş ki Türkiye'nin 100 yıldır demokratikleşmesinin önündeki Kürt sorununa demokratik zeminde çözüm oluşturmak, demokratik cumhuriyete giden yolun kapılarını ardına kadar açacak.

' TARİHSEL EŞİĞİ YARIM BIRAKMAYALIM'

Görevimiz, 11 Temmuz'un ateşini anı olarak hatırlamak değil, demokratik cumhuriyetin yolunu aydınlatan ışık olarak görmek, buradan ilerlemek, barış için atılmış önemli adımı daha ileri seviyeye taşımak. tarihsel eşiği yarım bırakmayalım. kapıyı daraltmayalım, imkanı ertelemeyelim. Savaşın parantezini gelin hep birlikte kapatalım demokratik siyasetin önünü sonuna kadar hep beraber açmayı başaralım.

'SÜRECİ DAHA GÜÇLÜ SAHİPLENELİM'

Türkiye halkları şunu iyi bilsin ki: Türkiye'nin elinde tarihi fırsat. Bugün silahların sustuğu, Türkiye' silahların artık konuşmayacağının ilan edildiği dönemde Kürt sorununun barışçıl demokratik yöntemlerle çözülmesi Türkiye toplumunun tamamını rahatlatacaktır. buradan ben başta Türk kardeşlerimiz olmak üzere Türkiye'deki bütün halklara sesleniyorum. süreci daha güçlü sahiplenelim. süreç hepimizin süreci, süreç sadece Kürt halkının baş başa bırakılacağı süreç değildir.

DEVLETE İKTİDARA ÇAĞRI: ÇERÇEVE YASA BİR AN ÖNCE ÇIKMALI

ülkede başta ülkenin demokratik vicdanı, ülkede özgürlüklerden, demokrasiden, barıştan, insan haklarından olan herkesin elini taşın altına daha güçlü şekilde koyması gereken süreçtir. süreçte bizler çok daha büyük somut adımların atılabilmesi için hep birlikte daha güçlü sahiplenelim, hep birlikte bunun için daha büyük emek verelim. Buradan çağrımız iktidara devletedir. Temmuz ayını en doğru şekilde değerlendirelim. Beklenen kök yasa, çerçeve yasanın an önce beklentiye olumlu yanıt verecek şekilde çıkmasını sağlayalım, engelleri ortadan kaldıralım yolumuzda daha iyi şekilde ilerleyelim." (MEZOPOTAMYA AJANSI)