Kitap incelemeleri söz konusu olduğunda kendimi net amatör olarak görsem sıkı bilimkurgu hayranı olmanın getirdiği türe ait dinamiklere aşinalık, bana yazıyı yazma cesaretini verdi. Sevgili yazar inanılmaz deha Anıl Şahal’ın bana ulaştırma nezaketinde bulunduğu yeni bilimkurgu romanı Markut’un Hayaleti’ni taze taze bitirdim. 17 bölüm boyunca tuttuğum notları, hikayenin vites geçişlerini bilimkurgu sever olarak bende bıraktığı derin izleri detaylıca anlatmak istiyorum. Çünkü karşımızda, janrın içindeki basmakalıp fikirleri kırıp çok özgün anlatım tekniği deneyen yerli eser.
Giriş KısmıHikayemiz, siberpunk elementleriyle harmanlanmış tekinsiz uzay madenciliği evreninde açılıyor. Kitap, siberpunk türünde görmeye alışkın olduğumuz isyankar umursamaz, hayatta kalmaya çalışan klasik karakter klişelerini daha ilk sayfadan elinin tersiyle itiyor. Birinci şahıs (ben dili) anlatımıyla yazılan eserde, ana karakterimizin daha en baştan ölmüş, yani ne tam arafta ne tam hayalet olan tuhaf varoluşuna şahit oluyoruz.
Genellikle uzay madenciliği denince klostrofobik, dar boğucu mekanlar akla gelir; ancak yazar burada farklı tercih yapmış. Ortada fiziksel klostrofobiden ziyade, siberpunkın ruhsuz, soğuk teknolojisinin getirdiği muazzam monotonluk sıkılmışlık hissi. Karakterin kendi durumu hakkındaki belirsizliği sıkılmışlığı, evrenin mekanik yapısıyla birleşince ortaya çok özgün, hafif melankolik atmosfer çıkmış. Hikayeyi zaten “bitmiş” (ölmüş) gibi birinin filtresiz gözünden dinlemek, anlatıyı türün örneklerinden anında ayırıyor.
Kitap, okuyucuyu büyük aksiyonların, patlamaların ortasına hemen bodurlama daldırmıyor. Aksine, 2. 3. bölümlerde tempoyu bilinçli şekilde biraz daha sakin tutarak dünya inşasına (worldbuilding) odaklanıyor. bölümler, karakterlerin birbirleriyle olan esprili şakalaşmalarıyla, evrenin kendi kuralları siberpunk dünyasına ait ilgi çekici “fact”lerin havada uçuştuğu diyaloglarla geçiyor.
okur olarak sakinliği çok sevdim. Çünkü yazar, yaratmış olduğu devasa teknolojik evreni okuyucunun gözüne sokarak (infodump yaparak) anlatmıyor; tam tersine günlük, samimi sohbetlerin arasına öyle organik yediriyor ki, kendinizi evrenin kitabi arka plan değil, gerçekten “yaşanan” yer olduğuna ikna olmuş buluyorsunuz. Büyük macera henüz başlamamışken bile, sırf karakter dinamikleri sohbetlerin sarıcılığı sayesinde sayfaları hızla çeviriyorsunuz.
Fitilin Ateşlenmesi: Cyberpunk-Noir Organik İpucu Avı (4 – 8. Bölümler)17 bölümün sonunda gelen final, bilimkurgu sever olarak beni fazlasıyla tatmin. Hikaye boyunca peşinden koştuğumuz organik ipuçları, cinayet gizemi en önemlisi karakterin tuhaf araf durumu harika noktaya bağlanıyor: Karakterimiz sonunda kendi bedenine kavuşuyor. Arkasında hiçbir mantık hatası veya ucu açık soru işareti bırakmayan son, hikayenin hak ettiği doyurucu kapanışı yapıyor.
Eğer bana kitabın en büyük gücünü, onu bilimkurgulardan ayıran en net özelliğini sorarsanız, hiç düşünmeden yazım dili derim. Yazarın öyle akıcı, samimi adeta okuyucuyla karşılıklı konuşuyormuş gibi hissettiren üslubu var ki, büyük aksiyon sekansları olmasa bile sırf kalemin lezzeti için kendinizi kitaba kaptırıyorsunuz. Siberpunk evrende olabilecek, türe ait neredeyse her şeyi hakkını vererek barındıran eser, stabil temposu güçlü diliyle öne çıkıyor.
Kitap incelemesi konusunda yolun başında olsam Markut’un Hayaleti bana bilimkurgu hayranı olarak çok keyifli, dolu dolu 17 bölüm yaşattı. Siberpunk gizem türlerinin başarılı birleşimini görmek beni çok mutlu. harika özgün macera, aynı zamanda nazik hediyesi için yazar Anıl Şahal’a yürekten teşekkür ederim. Türün meraklılarının kesinlikle radarını alması gereken, çok başarılı yerli bilimkurgu eseri olmuş.