Her sanatçının kendine özgü geleneksel, ritimsel icrasal özellikleri vardır. Ortadoğu Balkanlarda kullanılan darbukanın geleneksel müzikteki rolü oldukça önemlidir. İstanbullu müzisyen Burak Hamzaoğlu’nu yaklaşık iki senedir takip ediyorum. Onun ritimdeki ustalığını, darbukadaki tınılarını sizinle mak istedim.

Küçüklüğünüzün Elmadağ’ geçtiğni duydum. Bize çocukluğunuzun Elmadağ’ını, eğitiminizi müzik yolculuğunuza nasıl başladığınızı anlatabilir misiniz?

Evet; Elmadağ’ doğdum 25 yaşıma kadar burada ikâmet ettim. Aslında çok şanslıyım diyebilirim. kadar saf kadar temiz çocukluk geçirdim. Karşılıksız komşuluk ilişkileri insanların birbirlerine yardım ederek, birbirlerinin iyiliği için hareket ettiği belki son döneme denk geldim diyebilirim. Elmadağ Surp Agop Vakıf Evleri’nde oturuyordum. Eski zaman filmlerini aratmayacak mimari yapıları olan cumbalı evler, sokaklarda rahatlıkla oynayabildiğimiz yıllar, mahalle arkadaşlarım, her yaz mahalle esnafında işe girip çalışmam, anlatırken bile gözümün önüne geliyor günlerin hayali.

Ailemizde hiç müzisyen. Benim rol model seçebileceğim biride. Ben çocukluk aklıyla annem Beşiktaşlı diye bende Beşiktaşlıyım derdim. Babam ise fanatik Galatasaray taraftarıydı benim Beşiktaşlıyım dememi istemezdi. Bana gün Galatasaraylı ol, sana ne istiyorsan alacağım. Bende Şişli’ yayam Katrin Derderyan dolaşırken beyaz eşya dükkanında org görmüştüm. Vitrinde duruyordu çok güzeldi. Babama bana org alırsan Galatasaraylı olurum dedim babam bana org’u. yıllarda fark edememiştim ama müzik beni çağırmıştı aslında. Ben orgu kendi imkanlarım ilerlettim. Majör akorları kulak eğitim almadan buldum. Hatta ortaokul yıllarında okuduğum Lütfi Banat İlköğretim Okulu’nda düzenlenen konserde çalma imkanım bile. Tabi sonrasında gençlik yılları, askerlik çalışma hayatı derken kenarda hobi olarak kaldı.

Kendinizi Katolik Ermeni olarak tanımlıyorsunuz. Pekii kilise korolarına hiç katıldınız ?

Ermeni Katolik ailede başladı hayat yolculuğum. Merhum daydayım çok kıymetli Başepiskopos Kerabaydzar Ohannes Çolakyan’ın görev yapmış olduğu kiliseye defalarca gitmeme rağmen hiç kilise korolarına katılmadım. Fakat şunu söyleyebilirim, ben hep ayinlerde sesler nereden geliyor diye arkamı dönüp bakardım.

Darbuka yollarınız nasıl kesişti? Sizi aleti çalmaya iten neydi?

Askerden gelmiştim, oto galeride çalışıyordum akşam eve dönerken müzik marketinin vitrininde Djembe (Afrika Perküsyon Enstrümanı) gördüm. Aldım eve geldim. Müzik açtık darbuka gibi kolumun altına koyup çalmayı denedim. Çok hoşuma gitti. İş çıkışlarında hiçbir yere uğramadan eve geliyordum her akşam aynı rutini tekrarlamak. enstrümanın üstünde hayvan derisi vardı çaldıkça bollaşıyordu. Çok bilinçsizim tabi, tamamen amatör ruh ocakta ısıtıp gerilince çalıyordum. gün kardeşime verdim ısıtıp bana getirmesi için, kardeşim ısıtırken patlatmış. Çok üzüldüm tabii. Üzülme yarın git istediğini al, ben sana hediye alıyorum. Bende ufak araştırma sonrası Taksim tünelde enstrüman bulabileceğim kanısına vardım. Tabii arada araştırıyorum benim çalmak istediğim darbukaymış aslında. Enstrümanların isimlerini öğreniyorum. Fakat tane darbuka var ki diğerlerinden farklı. Darbukalardan anlamıyorum aslında tamamen acemiyim. darbukayı çalan kişi farklı çalıyor alışılagelmiş teknik değil. Darbukanın içinde ışık. Tünelde mağazaya gittim. Işıklı darbuka almak istiyorum dedim. Acemi olduğumu anladılar, güldüler. Toprak darbukaları gösterdiler. Al çal bak dediler ben bilmiyorum ki çalmayı, kendi çapımda şeyler yapmaya çalışıyorum. Gözümle seçtim aldım darbukayı. İşte gün başladı serüven. “Ben bunu nasıl öğrenebilirim?” dedim. “Mısırlı Ahmet’in kursu var, oraya git” dediler.  Yolculuğum başlamıştı an!

Yaklaşık on yıl özel sebeplerden çalmaktan ayrı kaldınız. yıllarda radyoculuk ses sanatçılığı yaptınız. Peki nasıl müziğe dönmeye karar verdiniz?

Ben müziği bıraktım demiştim ama içimdeki Burak öyle dememişti. Hepimizin içinde birden fazla biz yok muyuz? Burak bana yıllarca “Müziğe Dön’’ diye söylendi durdu. Bazen hayatımızda seçim yapmak zorunda hissederiz ya kendimizi. İki sokağın olduğu Ya sağa dönmeliyim ya Sordum kendime hangisiyim ben dedim. Hayatın bana direttiği Burak yoksa kendime dokunduğum mutlu olmak için yaşayan Burak ? Çünkü darbuka çalmak benim için nefes almak, uyumak, uyanmak, yemek yemek, yani günlük zaruri ihtiyaçlarım gibi hâl aslında. Nasıl ki sabah uyanır yüzümüzü yıkarız. bizim rutinimiz değil ? Darbukada benim rutinim. Farkettim ki benim çalmaya ara verdiğim yıllarda aslında kendi içimde yerlerde hapsolmuşum. hapsolmuşluk hissinden çıkıyorsun artık vazgeçemediğin aşkına geri dönüyorsun dedim!

Darbuka vurmalı çalgılar üzerine virtüözlüğüyle tanınan Mısırlı Ahmet’ten eğitimler aldığınız. yılları bize anlatabilir misiniz?

Sekiz yıl eğitim aldığım, altı yılda asistanlığını yaptığım değerli üstadımdan çok şey öğrendim. teknik öğrendim ama en önemlisi felsefesini öğrendim. İş değildi yaptığım; aşktı, sevgiydi, sevgiliye dokunur gibiydi darbukaya dokunmak. Hep izlerdim ustamı. Ellerini değil yüzünü izlerdim, ruh halini anlamaya çalışırdım. Çünkü teknik çalışılarak yapılırdı benim düşüncelerime göre ama yaşayarak çalmak nasıl yapılırdı ki acaba? yıl kadar eğitim aldıktan sonra çalıştığım işimi bırakma kararı aldım, sene kendimi eve kapatıp inzivaya çekildim. Gece gündüz çalışıp kendimi geliştirmeye çalıştım. yılın sonunda artık sahne almaya başlamıştım. Tabi yandan Mısırlı Ahmet Ritim Akademisi konserlerinde yer almaya başladım. Ustamın düzenlemiş olduğu geleneksel kamplara katıldım. Sonrasında artık kendi kendime ilerlemeliyim, kendi becerimle darbukaya ritime müziğe bişeyler katmalıyım diyerek piyasaya açılma kararı aldım.

Siz Caz eğitimi alan müzisyensiniz? Caz eğitimi darbuka birleşimi nasıl oldu? 

Darbuka doğu enstrümanıdır. Fakat benim içimde doğu ritimleri haricinde, caz latin melodileri ilgili merak başlamıştı. Neden darbuka daha farklı müziklere eşlik etmesin dedim. Araştırmalarım sonucu Türkiye’ sadece tane Caz Akademisi vardı (Modern Müzik Akademisi). Buraya başvuru yaptım fakat özel kurum olduğu için ücreti karşılayabilecek maddi gücüm yoktu. Burs için sınav olacağını söylediler. Bursu kazandım, ufak miktar ödeme yapmam gerekiyordu. Daydayım Kerabaydzar Ohannes Çolakyan tüm masraflarım için bana destek. Daydayım melek gibi adamdı. Hayatım boyunca bana babalık yaptı. Evimin baş köşesinde fotoğrafı vardır. Her Pazar karşısına geçer muhabbet ederim.

Caz eğitimi alırken batı perküsyonlarına geçiş yapmıştım ama darbuka kadar beni heyecanlandırmıyordu. Batı müziğini öğrenip armonizasyon bilgimi geliştirip acaba darbukaya uyarlasam nasıl olur diye düşünce belirdi bende.

Darbuka üzerine kendi tekniğinizi stilinizi geliştirdiniz. Bundan bahsedelim ?

Caz eğitimi alıp batı perküsyonlarını çaldıktan sonra ben sound’ları neden darbukamda çıkarmıyorum dedim tekniğimi darbuka üzerine taşımak için çalışmalara başladım. anda kullanmış olduğum teknik, darbukanın eski tekniğine göre çok konforludur. Hem süratlenebilir hem daha melodik olarak icra edilebilir. Aynı zamanda bütün müzik türlerine teknik sayesinde eşlik edilebilir. doğu enstrümanı gibi çalınır fakat yeri geldiğinde batı tınıları, yeri geldiğinde türkü tınıları duyulabilir.

Her gün uzun saatler alıştırma yaptığınızı öğrendim. Bize günlük rutin çalışmalarınızı anlatabilir misiniz?

Sabah gün çok erken başlar benim için 04:00’ uyanırım, yürüyüşümü yaparken günün doğmasına tanık olurum. Sabah rutinlerimden sonra günlük ders programıma göre antrenmanlarımı ayarlarım. Talebelerim sosyal medya hesaplarımdan soruyu sık sık alıyorum. Günlük en az 6 saat antrenman yapıyorum. 10 saatleri bulduğu, bazen geçtiğide oluyor. Stüdyomda saat yok çalışma esnasında kesinlikle saate bakmam. Zaman algısını yitirir enstümanımla meşk ederken. Artık çalışma değil benim için karşılıklı sohbet ediyoruz gibi durum diyebiliriz.

Önemli isimlerle çalıştınız ? Sahne performanslarınız var ?

Müziğe ara vermeden önce sayısız sahne performansım. Bunlardan biri; dönem kendisiyle beraber çalıştığım albüm kaydının perküsyonlarına eşlik ettiğim Alex Tataryan. Teos Kınalıada’ sahne aldığımız gece benim için unutulmaz performanslardan. Daha öncesine gidersek yine belirli dönem Eski Bando grubuyla sahne aldım. 2011 yılındaki stüdyo kayıt aşamalarında grubun ritim altyapılarına katkı sağladım. televizyon programında Tuğba Altıntop’un orkestrasında yer aldım.

Sizce iyi müzisyen nasıl olur? yetenek ilgili midir, yoksa çok çalışmak sabır zamanla oluşan şey midir?

Yetenek her konuda olduğu gibi tabii ki değerlidir. Bazen çok çalışmanın yeteneğin önüne geçtiği görülmüştür. Yetenek var ise yeteneği farkedip yolda ilerliyor, disiplinliyseniz zaman başarı kaçınılmazdır. Entrüman çalmak spor yapmak birbirine çok yakın iki dal diyebiliriz. enstrüman icracısının sporcudan tek farkı müzik soyuttur, kondüsyon dışında kalbende ruhende şeyler katman gerekir. Beyin gönül arasındaki köprünün yollarını açmalısın.

Siz sadece darbuka çalmıyor aynı zamanda eğitimde veriyorsunuz. Eğitim sisteminizden bahsedebilir misiniz?

Eğitim sistemim yıllar geçtikçe birikmiş olan bilgi birikimimden oluşmakta. müfredat var buradan yola çıkıyoruz diyemeyiz. Nasıl ki hepimizin huyu suyu farklı ise her talebenin anlama hareket becerisi farklıdır. Eğer odağım talebemi ilerletmek ise ilk önce onu anlayıp ona göre ilerleme yolu çizmeliyim. Her talebem nasıl onlar benden şeyler öğreniyorsa bende onlardan şeyler öğrenirim. Aslında karşılıklı etkileşim.

Darbukaya olan ilgi nasıl ilerliyor? Özelikle gençler darbukaya ilgi gösteriyor ?

Darbuka son zamanlarda aşırı ilgi görür durumda hem gençler hem kadınlar darbukayı seviyorlar. Müzikte çağımız gibi devamlı yenilik istiyor yenileniyor. Yeni tür müziklere darbuka dinamiklik katıyor heyecan veriyor.

Kendi özel tarzınız uslubunuz. Hatta kendi adınıza imzalı darbuka serisi olduğu doğru ? darbuka türünden bahsedelim ? İlerde Zilciyan’lar gibi sizin darbuka serinizi yurt dışıda görebilir miyiz?

Hayatımın hiçbir döneminde şekilde olacak diye iddialarım olmadı. Ben her zaman emek ver karşılığı sana mutlaka gelir olarak bakarım hayata. Çok basit matematiği var bence yaşamın. emeklerin neticesinde iki çeşit darbuka serisi çıktı. Biri ‘Burak Hamzaoğlu’ serisi, diğeri ‘Usta’ serisi. Bunların çıkış hikâyesi; talebelerimin, benim çalmış olduğum ölçülerde sound’larda darbuka alıp çalmak istemeleriyle başladı. Çalışmış olduğum ustaların, titizlikle yapmış olduğu darbuka serileri bunlar. Zilciyan’larda babadan oğula aktarılan çok büyük geçmiş emek var, öyle ki sanatı Osmanlı İmparatorluğu sarayına kadar ulaşıyor. Zilciyan seviyesinde dünya markası olmak elbette uzun yolculuk. İleride serileri Türkiye sınırlarının dışına taşıyıp farklı ülkelerde, farklı müzisyenlerin elinde görmek benim için çok büyük gurur.

Biraz akademinizden bahsedelim ? Eğitim almak isteyenler nasıl başvuracaklar?

anda halihazırda Sümer Ezgü Sanat Akademisi etkinliklerinde darbuka sanatçısı olarak performans icra etmekteyim. Ayrıca Sümer Ezgü Sanat Akademisi Ritim Topluluğu’nda yüzyüze orkestra şefliği yapmaktayım. Akademiye ulaşım imkanı olmayan talebelerim bana sosyal medyadan internet sitemde yer alan iletişim bilgilerinden ulaşabilir.