Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, çerçeve yasaya "evet" diyeceklerini açıkladı. "Ben yönetici arkadaşlarım tarihsel tutarlılık sorumluluk içinde yasaya evet diyeceğiz" ifadelerini kullanan Özel, partinin blok oy kullanmayacağını söyledi. "Milletvekillerimiz seçildikleri illerde halk ne diyorsa ona göre karar verecek, ona göre oy kullanacak".
Kamuoyunda "çerçeve yasa" olarak bilinen Milli Dayanışma Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin görüşmeleri Genel Kurul' devam ediyor. Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM Genel Kurulu'ndaki tarihî oturumda konuştu. " yasaya 'hayır' deme hakkına en çok biz sahibiz. Ama hakkı, milletin barış hakkının önüne koymayan biziz. Komisyonda masadan kalkmadık çünkü masa milletin barış umutlarının masasıdır. Türkiye' yaşayan etnik kökeni ne olursa olsun bütün gençlerin iyi gelecek umudunun masasıdır. Öfkemizi milletin geleceğinin önüne koymadık, koymayacağız".
"Bugün silah faslının kapanması için kapı aralanıyor. Biz kapıyı kapatan taraf olmayacağız. Ama asıl mücadele şimdi başlayacak" diye konuşan Özel, şunları söyledi:
"Demokrasi, eşit yurttaşlık, kalkınma mücadelesi. Biz komisyon raporuna imza koyduk. Koyduğumuz imzayı namusumuz biliyoruz. Raporun silah bırakma hukuki geçişi düzenleyen altıncı bölümüne demokratikleşme sorumluluğunu ortaya koyan yedinci bölümüne imza attık. Biz imzamızın gereğini yapacağız. Ama Cumhur İttifakı'nın yedinci bölümün altında imzası vardır. Şimdi bölümü unutturma, erteleme gayretlerini dikkatle takip ediyoruz. Biz imzamızı namus biliyoruz. Sizin kendi imzanıza sahip çıkıp çıkmadığınızı milletle birlikte takip edeceğiz."
Özel'in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
"Toplumsal barışın sağlanmasını üniter devletin alternatifi olarak değil tam tersine en güçlü dayanağı güvencesi olarak görüyoruz. Yurttaşlarımızın adalete, devlete cumhuriyete bağlılığı korkuyla değil, eşitlikle, özgürlükle aidiyet duygusuyla güçlenir. Korku üzerine devlet inşa edilmez. Devlet özgüven üzerinde ayakta sağlamdır. Baskıyla yöneten iktidarlar devletlerini güçlendirmezler. kutuplaştırırlar, aidiyeti zayıflatırlar bölünme riskini büyütürler. Cumhuriyeti kurmak çok partili demokrasiye geçirmek ünlüler zayıflatmamış aksine güçlendirmiştir. Kürt meselesinin demokratik çözümü cumhuriyetimizi devletimizi ulusal bütünlüğümüzü güçlendirecektir. soruna hiçbir zaman seçim takvimine bakarak yaklaşmadık. Anketlere göre konuşmadık. Konjonktür değişince söz tavır değiştirmedik. işine geldiğinde çözüm diyen işine gelmediğinde bütün Kürtleri terörist ilan edenlerden olmadık. Tarihsel tutarlılık içinde hep aynı yerde hep doğru yerde Dün ne söylediysek bugün aynısını söylüyoruz. mesele şiddetle değil siyasetle çözülmelidir. Gizli pazarlıklarla değil milletin gözü önünde milletin rızasıyla çözülmelidir. kişinin iradesiyle değil Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin demokratik meşruiyetiyle çözülmelidir. Herkesin kaygısını gören acısını umudunu yüreğinde taşıyan büyük toplumsal mutabakatla çözülmelidir. Yıllarca biz bunu savunduk. meselenin çözüm adresi meclistir dedik. Komisyon kurulmasını yıllarca önerdik. Komisyon kurulduğunda katılım gösterdik.
Tüm tahriklere, bütün sabotajlara rağmen masada kaldık. AK Parti partilerle birlikte bazen aynı salonda buluştuk. Bazen ayrıştık ama meselenin kendisinden hiçbir zaman kopmadık. Yapıcı katkımızı hiçbir zaman esirgemedik. Ülkenin hayrına olmayan hiçbir işin altına imza atmadık. Komisyon raporuna katkı verdik, imzamızı koyduk. Sürecin başında durumumuzu şöyle özetlemiştik. Destekleyeceğiz, katkı sunacağız denetleyeceğiz. Her aşamasında yapıcı olmaya gayret gösterdiğimiz süreçte başta ortaya koyduğumuz ilkelerden hiç sapmadık. Çünkü bizim tutumumuz günlük değil tarihsel konjonktürel değil, ilkeseldir. Siyaset ilkeyle yapılır. Biz işine gelince çözüm işine gelmeyince terörist diyen süreci önce masaya koyup sonra buz dolabına kaldıran Dolmabahçe' görüştükleri rahmetli Sırır Süreyya Önder'i hapse atıp sonra arkasından Timsah yaşı, timsah gözyaşı dökenlerden hiç olmadık. Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, siyasi iktidar süreci maalesef büyük özensizlikle yönetmiştir. Müzakereleri kapalı kapılar ardında yürütmüştür. toplumsal meseleyi ikili müzakere ortamına sıkıştırmıştır. Toplumsal mutabakat fırtınasını kendi eliyle heba etmiştir. Bizi muhalefeti dışarıda bırakmak için elinden geleni hatta akla gelmeyenleri yapmıştır. Komisyonda oluşan ortak iradeye rağmen özel görüşmeler, özel takvimler, özel siyasi hesaplara sıkıştırılmaya çalışılan süreç yürütülmüştür. Üç kişinin bildiği metin diye metin kutsanıp meclisten gizlenmiş. Adalet Kalkınma Partili vekillerden dahi gizlenmiş telaş panikle son sürece girilmiştir.
Komisyonda itiraz eden, soru soran, eleştirilerini dile getiren milletvekillerinin üzerine yürümeye kadar süreç yönet yerine devlet yönetimi anlayışı göstermek yerine farklı telaş, farklı panik bilinmeyen ruh hali bütün meclisin, bütün milletin önünde yaşanmıştır. Barışın hukuku milletin gözünden kaçırarak yazamayız. Yazılamaz. Toplumsal uzlaşma yangından mal kaçırır gibi olamaz. Millet sonunda kendisine bilgi verilecek sürecin seyircisi değildir. Millet ülkenin sahibidir, ta kendisidir.
teklife 'hayır' deme hakkı en çok olan siyasi parti kimdir diye millete sorduğunuzda hiç şüphe yok ki bugün karşınızda bulunan Yeni Parti grubudur. Çünkü süreç devam ederken en ağır saldırılara uğrayan bizleriz. Günlerdir teklife 'hayır' dememiz için binlerce öneri, eleştiri alan bizleriz. Ama hepinize şunu hatırlatıyorum. Yarın ülkeyi yönetecek olan biziz. Kolaya kaçmayan devlet ciddiyetiyle karar veren ülkenin on yıl, yirmi yıl otuz yıl sonrasını düşünme sorumluluğunu yüreğinde hisseden bizleriz.
yasaya 'hayır' deme hakkına en çok biz sahibiz. Ama hakkı, milletin barış hakkının önüne koymayan biziz. Komisyonda masadan kalkmadık çünkü masa milletin barış umutlarının masasıdır. Türkiye' yaşayan etnik kökeni ne olursa olsun bütün gençlerin iyi gelecek umudunun masasıdır. Öfkemizi milletin geleceğinin önüne koymadık, koymayacağız.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri önümüzdeki teklifin içeriği hazırlanış biçimi kadar sorunudur. Yazıma aylar süren komisyon raporu katılan tüm partilerin mutabakatı hazırlandı. Raporun yedinci maddesinde demokratikleşme vardı. Siyasi tutukluların durumundan Anayasa Mahkemesi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyulmasına kayyım uygulamaların sona erdirilmesine pek çok demokratikleşme önerisi vardı. Altında iktidar milletvekillerinin imzası vardı. Ama kanunun teklifinde hiçbiri. Şimdi bunlar kanunla olmak zorunda değil, yürütme yapar, uygulamayla olur, gelecekte. Hele süreç yere varsın, ondan sonra olur diyorlar. Sürecin yere varsın diye tarif edilen verilen süre örgütün silah bırakmasının teyit tespiti için geçen süre, ' süreyi bekleyelim demokrasi için verdiğimiz sözleri bundan sonra yaparız.'
kanun teklifinde hepimizin altına imza attığı Milli Dayanışma Kardeşlik Demokrasi Komisyonu raporunun sadece sadece altıncı maddesi. kısmı sorunlu, özensiz, problemli, kapsamı tartışmalı uygulaması tartışmalı, yetkilendirmesi tartışmalı şekilde hayata geçirilmiş. Uzun tutukluluklara gizli tanık düzenine siyasallaşmış yargıya karşı tek demokratik adım. Hatay'ın seçilmiş milletvekili Can Atalay için adım yok, adım atmaya görünen vakitli niyet. Selahattin Demirtaş için açık hukuk yok, örtülü keyfiyete kalmış muğlaklık. Burada komisyonun iradesini hiçe sayan meseleyi yüzeye eli alan özensiz metin.
Erdoğan barış umutlarını yine heba etmek isteyen taraftadır. Mecbur kaldığı için barıştan yanaymış gibi taraftadır. Yeni Parti ise ona fırsatı vermeyen taraftadır.
Barışın önünde durmayacağız. daha şehit gelmemesi için barışın önünde durmayacağız. Korku olmadan, ayrımcılık olmadan ortak geleceği inşa etmek için barışın önünü açacağız. Biz ölüm değil, hayat olsun diye; korku değil umut olsun diye sorumluluğu alacağız.
Terörün kökünü ancak demokrasi kazır. milletin hiçbir ferdinin umudunu, siyasi hesaplara ezdirmeyeceğiz. Barışı samimiyetsizliğe, çıkarcılığa teslim etmeyeceğiz.
Bugün silah faslının kapanması için kapı aralanıyor. Biz kapıyı kapatan taraf olmayacağız. Ama asıl mücadele şimdi başlayacak. Demokrasi, eşit yurttaşlık, kalkınma mücadelesi. Biz komisyon raporuna imza koyduk. Koyduğumuz imzayı namusumuz biliyoruz. Raporun silah bırakma hukuki geçişi düzenleyen altıncı bölümüne demokratikleşme sorumluluğunu ortaya koyan yedinci bölümüne imza attık. Biz imzamızın gereğini yapacağız. Ama Cumhur İttifakı'nın yedinci bölümün altında imzası vardır. Şimdi bölümü unutturma, erteleme gayretlerini dikkatle takip ediyoruz. Biz imzamızı namus biliyoruz. Sizin kendi imzanıza sahip çıkıp çıkmadığınızı milletle birlikte takip edeceğiz.
Bugünden sonra demokratikleşmeyi Meclis'e getireceğiz. Kayyım uygulamalarının sona ermesinin takipçisi olacağız. Anayasa Mahkemesi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulamasının mücadelesini vereceğiz. Hukuksuzca hapiste tutulan haklının mücadelesini hep birlikte vereceğiz. Bağımsız yargının ifade özgürlüğünün seçilmişlerin iradesinin eşit yurttaşlığın mücadelesini vereceğiz. AK Parti'nin yapmak istemediğini demokratlar olarak biz yapacağız. Onların kaçtığı çözüm sorumluluğunu biz üstleneceğiz. Onların kurmadığı toplumsal mutabakatı biz arayalım. Onların sağlamadığı adaletin peşinden biz koşacağız. Onların ertelediği demokratikleşmeyi biz gerçekleştireceğiz.
İlk günden şehit aileleri gazilerimizin gözünün içine bakamayacağımız şeyin İçinde olmayacağımızı söylemiştik Aynı kararlılıkla ifade ediyorum ki Herkes kendi vicdanıyla yaşar. Herkes vicdanının sesini bastırabildiği zaman uykuya dalar.
Esas olan şehit ailelerinin, gazilerin, teröre karşı sarsılmaz kararlılıkla mücadele eden başta Türk Silahlı Kuvvetlerimiz olmak üzere tüm güvenlik güçlerimizin terörden zarar gören vatandaşlarımızın olmak üzere tüm milletimizin yüzüne bakamayacak duruma düşmemektir. Kırmızı çizgilerimiz nettir.
Atatürk, Lozan Anlaşması, devletin birliği ülkenin bölünmez bütünlüğüyle Anayasa'nın güvence altına aldığı Cumhuriyetin temel nitelikleri. Bunlar tartışma veya pazarlık konusu yapılamaz. Buna asla izin vermeyiz.
Ben yönetici arkadaşlarım tarihsel tutarlılık sorumluluk içinde yasaya evet diyeceğiz. Bununla birlikte bunu bütün vatandaşlarımıza ilan ederim ki yeni partimizi millet kurmuştur. Partimizin adını millet koymuştur. Partiyi büyüten güçlendiren milletimizdir. sebeple milletvekillerimiz seçildikleri illerde halk ne diyorsa ona göre karar verecek, ona göre oy kullanacaktır. ifadeyle Yeni Parti grubunu kararında serbest bırakıyor değil, aksine kendi il bölge temsil ettiği toplumsal kesimlerin hassasiyet, beklenti, endişe, umut heyecanını dikkate alarak onları milletin vekili olma sorumluluğuyla baş başa bırakıyorum.
Hiçbir Yeni Parti milletvekili üyesinin milletinin sesini duymadan davranmayacak. Yeni Parti'nin yeni nesil siyasetinin gereği budur. Biliyoruz ki biliyoruz ki barış, demokrasi adalet ülkenin ilacı olacak. ilaç birimize değil hepimize şifa alacak. Kendimize güveneceğiz, insanımıza güveneceğiz, mücadelemize güveneceğiz ortak geleceğimizi hep birlikte kuracağız. Herkesin buna inanmasını güvenmesini arzu ediyorum."
: T24, Birgün