ABD'nin Kaliforniya eyaletindeki ünlü Ölüm Vadisi'nde (Death Valley) yer alan Racetrack Playa, gezegenimizin en gizemli noktalarından biri olarak biliniyordu. Çorak düz kurumuş göl yatağında duran devasa taşların, arkalarında metrelerce uzunlukta sürüklenme izleri bırakarak kendi kendine yer değiştirmesi bilim dünyasını yıllarca meşgul.

Yüzlerce kilogram ağırlığa ulaşan kayaların, yanlarında hiçbir insan ya hayvan izi olmadan adeta "yürümesi" üzerine uzaylılardan doğaüstü güçlere kadar pek çok iddia ortaya atılmıştı. Ancak yapılan uzun soluklu saha gözlemleri, gizemli olayın arkasındaki büyüleyici fiziği gözler önüne serdi.

Taşları 'Yürüten' Mükemmel Doğa Dengesi

Bilim insanlarının araştırmalarına göre taşların harekete geçebilmesi için sıradan rüzgâr ya yağmur yeterli olmuyor. Taşların yürümesi için doğanın tam zamanlı iş birliği yapması özel şartların aynı anda gerçekleşmesi gerekiyor:

Sığ Su Birikintisi: Çöl zemininde ince su katmanı oluşuyor.

Gece Donu: Gece dondurucu soğukla birlikte su, taşların etrafında cam kadar ince buz plakası oluşturuyor.

Buzların Parçalanması: Güneşin doğuşuyla ısınan hava, buz tabakasını geniş paneller halinde kırıyor.

Rüzgâr İtişi: Hafif ama kararlı rüzgâr esmeye başladığında, suyun üzerinde yüzen devasa ince buz panelleri taşlara yavaşça baskı uygulayarak onları itmeye başlıyor.

Çamur Üzerinde Büyülü Yolculuk

Buz panellerinin sağladığı itme kuvveti, alttaki ıslak çamurlu kaygan zeminle birleştiğinde, yüzlerce kiloluk taşlar bile çaba harcamadan milim milim kaymaya başlıyor. Güneş buzu tamamen erittiğinde ise geriye sadece taşlar arkalarında bıraktıkları derin, büyüleyici izler kalıyor!

Böylece yıllarca kehanetlere teorilere konu olan "Yürüyen Taşlar"ın sırrı, doğanın su, buz rüzgârla hazırladığı eşsiz koreografi olarak tescillenmiş.