Artı Gerçek - Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) eski Başkanı Ebubekir Şahin’in şikâyeti üzerine tutuklanan gazeteci İsmail Arı, BirGün gazetesine gönderdiği mektupta gözaltı tutuklanma sürecini anlattı.

21 Ekim Çarşamba sabahı Ankara Adliyesi’ne götürüldüğünü belirten Arı, savcılık ifadesinin ardından “kuvvetli suç şüphesi” gerekçesiyle sulh ceza hâkimliğine sevk edildiğini aktardı. hâkimin kendisini avukatını doğru düzgün dinlemeden tutuklama kararı verdiğini belirtti.

Cezaevine getirildikten sonra geçici koğuşa götürüldüğünü anlatan Arı, kendilerine yastık battaniye verilmediğini, kalacağı koğuşta malzemelerin bulunmadığını ifade. “Bin TL’ye kantinden battaniye satın aldım. Bin TL’niz yoksa Sincan’daysanız soğukta kaldınız yani!”.

28 KİŞİLİK KOĞUŞTA 62 KİŞİ

Koğuşların kapasitesinin çok üzerinde dolu olduğunu belirten Arı, 28 kişilik koğuşta 62 kişinin kaldığını yerde yattığını söyledi.

Cezaevinin önceki tutukluluğuna kıyasla çok daha kalabalık olduğunu aktaran Arı, kendisini gören tutukluların cezaevi personelinin yeniden cezaevine gelmesine şaşırdığını belirtti.

‘BIRAKIN İŞİMİZİ YAPALIM’

Avukatlarının ziyareti sırasında ifade sorgu tutanaklarına ulaştığını belirten Arı, kendi isteğiyle emniyete gitmesine rağmen “kaçma delil karartma” şüphesiyle tutuklandığını öğrendiğini yazdı.

Sulh ceza hâkimliği tutanağında, kendisinin “Bugün Dünya Gazeteciler Günü, bugün beni tutuklamamanızı arz ederim” dediğinin yazıldığını aktaran Arı, ifadenin gerçeği yansıtmadığını belirtti.

Arı, avukatları Hayati Küçük, Taylan Arı Ezgi Ergen Sürer’in tanık olduğu üzere hâkime, “Gazeteciler Günü’nde gazeteci tutuklayan hâkim olarak tarihe geçmeyin” dediğini, ancak sözlerinin değiştirilerek tutanağa geçirildiğini ifade.

Tutuklanmasına tepki gösteren Arı, mektubunu sözlerle bitirdi:

“Gazetecileri peş peşe cezaevine atıyorsunuz refah düzeyi yükseliyor? Ekonomi düzeliyor? Anayasa’ ‘Basın hürdür, sansür edilemez’ denmesine rağmen bizi cezaevine atıyorlar. Tüm tutuklu meslektaşlarım adına kalın duvarların ardından sesleniyorum; Anayasa’yı daha fazla çiğnemeyin. Bizi bırakın, işimizi yapalım.”