Artı Gerçek- Mezopotamya İslami Araştırmalar Federasyonu’nun (MİA-FED) 'Demokratik İslam: İnançta samimiyet, toplumda özgürlük' şiarıyla düzenlediği Demokratik İslam Kongresi 3’üncü Büyük Konferansı Ali Emiri Konferans Salonu’nda başladı.

Konferansta Abdullah Öcalan’ın mesajı okundu.

Mesajın Kürtçesini Emin Ay, Türkçesini ise Hatice Şeker okudu.

'İSLAM, ÖZÜNDE ÖZGÜRLÜK, ADALET EŞİTLİK DEĞERLERİ ÜZERİNE İNŞA EDİLMİŞ BÜYÜK BİR TOPLUMSAL HAKİKAT HAREKETİDİR'

Abdullah Öcalan tarafından gönderilen mesaj şöyle:

"Demokratik İslam Kongresi 3. Büyük Konferansı’na.

İslam, özünde ahlaki politik toplumun özgürlük, adalet eşitlik değerleri üzerine inşa edilmiş büyük toplumsal hakikat hareketidir. Muhammed’in öncülüğünde ortaya çıkan ilk İslam toplumu, iktidarcı devletçi uygarlığın dayattığı sınıflaşma, sömürü kabileci tahakküme karşı güçlü demokratik toplum hamlesi olarak gelişmiştir.

Ancak tarih içerisinde İslam’ın özgürlükçü toplumsal özü giderek devletçi iktidar gelenekleri tarafından kuşatılmıştır. Emevilerle başlayan süreçte din, ahlaki toplumsal yaşam sistemi olmaktan uzaklaştırılarak devletin meşruiyet aracına dönüştürülmüş, böylece İslam’ın demokratik özgürlükçü damarları zayıflatılmıştır. Günümüzde gerek resmi devlet İslam’ı gerekse iktidarı hedefleyen çeşitli mezhepçi yapılanmalar, tarihsel sapmanın farklı biçimlerdeki devamı niteliğindedir.

'MEDİNE VESİKASI İNSANLIK TARİHİNİN İLK ÇOĞULCU DEMOKRATİK BİRLİK MODELLERİNDEN BİRİDİR'

Demokratik İslam anlayışı ise İslam’ın özündeki ahlaki, vicdani özgürlükçü değerlere yeniden dönüşü ifade etmektedir. dönüşün en önemli tarihsel referanslarından biri Medine Vesikası’dır. Medine Vesikası, farklı inançların, kimliklerin, kültürlerin toplulukların kendi özgünlüklerini koruyarak ortak yaşam ilkelerinde buluşmalarını sağlayan demokratik toplumsal sözleşmedir. yönüyle insanlık tarihinin ilk çoğulcu demokratik birlik modellerinden biridir.

Gerçek cihad, insanın kendi nefsindeki iktidar eğilimlerine, bencilliğe, tahakküm arzusuna her türlü zulüm biçimine karşı yürüttüğü sürekli özgürleşme mücadelesidir. En büyük mücadele, insanın kendisini dönüştürme hakikatle buluşturma mücadelesidir. Özeleştiri kültürü olmadan ne bireysel ne toplumsal özgürlük gelişebilir.

'ŞÛRA İLKESİ DEMOKRATİK TOPLUMUN TEMEL DEĞERLENDİRNDEN BİRİDİR'

İslam’daki şûra ilkesi demokratik toplumun temel değerlerinden biridir. Şûra, toplumun ortak aklının açığa çıkarılması, kararların katılımcı biçimde alınması yönetimin toplumsal denetime açık olması anlamına gelir. Demokratik siyasetin, yerel demokrasinin komünal yaşamın tarihsel kökleri anlayış içerisinde mevcuttur.

Bugün ihtiyaç duyulan şey, İslam’ı devletin, iktidarın sermaye güçlerinin hizmetine sunmak değil, onu yeniden ahlaki toplumun, demokratik siyasetin özgür yaşamın hizmetine kazandırmaktır. iktidarın değil toplumun vicdanı olmalıdır. Hakikat, ancak toplumun özgür örgütlülüğü içerisinde anlam kazanabilir.

'KADIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ DIŞLAYAN HİÇBİR ANLAYIŞ İSLAM'IN ÖZÜNÜ TEMSİL EDEMEZ'

Kadın özgürlüğünü dışlayan, doğayı sınırsız sömürü nesnesi olarak gören halklar arasında düşmanlık üreten hiçbir anlayış İslam’ın özünü temsil edemez. Demokratik İslam; kadın özgürlüğünü, ekolojik yaşamı, toplumsal dayanışmayı halkların kardeşliğini esas alan ahlaki yaşam perspektifidir. yönüyle yalnızca Müslüman toplumlar için değil, tüm insanlık için demokratik uygarlığın önemli kaynaklarından biridir.

Ortadoğu’nun derinleşen krizleri, mezhep savaşları, milliyetçi çatışmaları iktidar mücadeleleri karşısında çözüm, devletçi hegemonik yaklaşımların daha güçlendirilmesinde değil, demokratik toplumun geliştirilmesindedir. Demokratik İslam perspektifi, halkların kendi kimlikleriyle, inançlarıyla özgür iradeleriyle arada yaşayabilecekleri demokratik ulus anlayışına önemli katkılar sunabilir.

temelde yürüttüğünüz tartışmaların ortaya koyacağınız sonuçların, demokratik toplum inşasına, halkların ortak yaşamına başlattığımız Barış Demokratik Toplum Sürecinin gelişimine katkı sunacağına inanıyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

Abdullah Öcalan.” (MEZOPOTAMYA AJANSI)