Hayvan yaşam hakları savunucuları, 2024’te çıkarılan 7527 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu gündemiyle kez daha Meclis’ten seslendi. Yaşam İçin Yasa İnsiyatifi, Bur-Hak, Bipativer Derneği, Patikara Derneği, Yaşamdan Yana Veteriner Hekimler Platformu, Yaşamdan Yana Avukatlar Psikologlar, ODTÜ Mezunları Derneği temsilcileri, bugün DEM Parti milletvekili Perihan Koca Meclis kürsüsünde basın toplantısı düzenledi.

Yaşam hakkı savunucuları, farklı alanlardan bilimsel etik temelli görüşlerle, “Katliam Yasası” olarak tanımladıkları Hayvanları Koruma Kanunu’na karşı çağrıda bulundu. Hayvanlarla arada yaşam vurgusu yapılan toplantıda, Psikolojik Danışman Zülal Yurtbay şunları söyledi: “Toplum vicdanını hiçe sayan toplumun ruhsal sağlığını bozacak türden yasal düzenlemeler kabul edilemez. Yaşatarak çözmenin mümkün olduğu durumu yok ederek çözmeye çalışmanın, üstelik bunu yasal düzenlemeler aracılığıyla dayatmanın, tüm toplumun giderek içine sürüklendiği şiddet çatışma ortamını daha artıracağı uyarısını yapmak isteriz. Şiddeti, yasal yol gerekçelendirme korku temelli toplumsal zorunluluk dayatmaları, şiddetin meşru sınırsız yaşanabilen araç olduğu algısını pekiştirecek. Başta çocuklar olmak üzere bireylerin ruhsal sağlığı gelişiminde geri dönülmez etkiler bırakacaktır. tür insan eli katliamın yasal düzenlemeler aracılığıyla uygulanacak olması, yıkıma hepimizin ortak olması demektir. durum, çocuklarımıza sunduğumuz vaat ettiğimiz gelecek için çok ağır leke olacaktır.”

Kitlesel toplama öldürme yerine kısırlaştırma önerisi

Yaşamdan Yana Veteriner Hekimler Platformu adına konuşan Ceren Başyiğit “ bölgede popülasyon yapay olarak azaltıldığında, çevreden yeni hayvanlar gelir, kalan bireylerin üreme başarısı artar kısa süre içerisinde aynı denge yeniden oluşur. Ekolojide ‘vakum etkisi’ olarak tanımlanır. nedenle Dünya Sağlık Örgütü Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü, kitlesel toplama öldürmeyi değil, kısırlaştırma, aşılama yerinde popülasyon yönetimini önermektedir”.

Buna dair somut örneklerden birinin Romanya olduğunu söyleyen Başyiğit, “Romanya, yaklaşık 13 yıl boyunca kitlesel toplama öldürme politikalarını uygulamış. Ancak ne popülasyonu kontrol altına alabilmiş ne halk sağlığı açısından beklenen sonucu elde edebilmiş. Tayland, Galápinternethabercisi Adaları, Sri Lanka, Moldova, Ukrayna gibi ülkeler, Hindistan'ın bazı bölgeleri, İtalya'nın güney şehirleri, Bulgaristan İspanya'nın bazı bölgeleri, sokak hayvanlarının nüfusunu kontrol altına almak zoonoz hastalıkların yayılmasını önlemek için yöntemi tercih etmiştir” ifadelerini kullandı.

Başyiğit, konuşmasını sözlerle sürdürdü: “Halk sağlığı açısından önemli yanılgıyla karşı karşıyayız. Koruyucu hekimlik, hastalık riskini canlıları yok ederek değil; aşılama, kayıt altına alma popülasyonu bilimsel yöntemlerle yönetme uygulamalarıyla azaltır. Aşılı kısırlaştırılmış yerleşik köpek popülasyonunun ortadan kaldırılması, kentleri kontrolsüz hayvan hareketlerine yaban hayatından gelebilecek yeni zoonotik risklere açık hâle getirecektir. Dolayısıyla biyogüvenliği güçlendiren yaklaşım, boşaltılmış sokaklar değil, iyi yönetilen popülasyonlardır. Buna örnek vermek gerekirse Tayland, sokakta yaşayan köpekler kedilerle ilişkili kuduz vakalarını azaltmak için ‘Yakala, Kısırlaştır, Geri Bırak - Trap-Neuter-Return (TNR) programlarını yaygınlaştırdı. Sonuç olarak kuduz vakalarında yüzde 50’ye varan azalma görülmüştür. doğru popülasyon yönetimiyle, hayvanların sadece yaşam haklarının korunmasının değil, aynı zamanda toplum sağlığının güvence altına alınabileceğini göstermektedir.

Bugün, veteriner hekimlerin başarısız olduğu söylenen şey, ‘kısırlaştır, aşılat, yerinde yaşat’ modeli değildir. Başarısız olan, modelin yıllar boyunca yeterli bütçe, koordinasyon denetimle hiçbir zaman tam anlamıyla uygulanmamış olmasıdır. Yasa değişikliği görüşmeleri sırasında, 20 yılda yapıldığı söylenen kısırlaştırma sayısına, etkin süreç yürütülmüş olsa iki buçuk yılda ulaşılabilirdi. Bilim, uygulanmadan başarısız ilân edilemez.”

“Hayvanlar medyada hedef gösteriliyor”

Ardından gazeteci Gökhan Mezarcı söz alarak, “ süreçte hayvan düşmanlığı sadece ana akım medyada katliam propagandasına dönüşmedi. Sözde ‘güvenli sokaklar’ diyerek sosyal medyada trol ağlarıyla ölüm pompalandı. Yaşamı savunanlar kriminalize edildi, ölüm ise ‘çözüm’ olarak pazarlandı. En sarsıcı acılar bile hayvan düşmanlığını körüklemek için araçsallaştırılmakta, en karanlık suçlar bile hayvanlar hedef gösterilerek gizlenmeye çalışılmaktadır” diye konuştu.

Konuşmaların ardından Nihal Memiş Dizdar, yaşam hakkı savunucularının ortak taleplerini sıraladı:

1- “Kamuoyunda ‘Katliam Yasası’ olarak bilinen yasa derhal geri çekilmeli, hayvanların yaşam özgürlük haklarını güvenceye alan bilimsel, etik vicdani temelde yeniden düzenlenmeli, 5199 sayılı kanunun 6. maddesindeki ‘kısırlaştır, aşılat, yerinde yaşat’ ilkesi korunmalı. Meclis Hayvan Hakları Komisyonu yeniden toplanmalı demokratik temsil gözetilerek oluşturulan yeni yasayla, hayvanların yaşam özgürlük hakları anayasal güvence altına alınmalıdır.

2-Toplamalar hapsetmeler derhal durdurulmalı. Barınak denen esaret ölüm kampları, hayvan hastanesi rehabilitasyon merkezine dönüştürülmelidir. Mevcut barınaklar tedavi merkezine dönüşene kadar, barınaklardaki her bölümün net şekilde sürekli gözlenebildiği kamera sistemine geçilmeli. İcapçı veteriner hekim uygulaması tamamen kalkmalı, her il ilçede 7/24 çalışan veteriner hekim teknik personel sayısı artırılmalıdır.

3-Kırsaldan başlayıp merkezleri kapsayacak şekilde, etkin kısırlaştırma programları hayata geçirilmelidir. Tüm şehirlerin ilçe beldelerinde küçük çaplı, uygun maliyetli, sürdürülebilir Kısırlaştırma İlk Yardım Üniteleri kurulmalıdır.

4- ‘Pet’ olarak kategorize edilerek ürün gibi alınıp satılabilen tüm hayvanların, üretim satışı yasaklanmalı, düzenli denetimler raporlamalar kamuoyuyla ılmalı, yasağa aykırı hareket ederek suç işleyenlere caydırıcı cezalar uygulanmalıdır.

5- Hayvana şiddete, yatarı olan caydırıcı cezalar getirilmeli hayvana şiddeti kurumsal hale getiren yerel yönetimler kapsama alınmalıdır.

6- Sahiplendirme süreçleri devlet teşvikleriyle desteklenmeli, zorlaştırıcı tüm bürokratik engeller ortadan kaldırılmalıdır.

7- Okul öncesinden başlamak üzere tüm eğitim müfredatlarına hayvanların yaşam özgürlük haklarıyla ilgili eklemeler yapılmalı; hayvan fobisinin hayvanlara kötü muamelenin engellenmesi için çalışmalar yapılmalıdır.

8-Hayvanlarla birlikte yaşamamızı kolaylaştıracak bilgilendirici kamu spotları yayınlanmalıdır.

9- Toplumun huzurunu barışını bozacak şekilde hayvanları hedef haline getiren, hayvanlara hayvan hakkı savunucularına yönelik şiddeti körükleyen yazılı sözlü medya şirketlerine sorumlularına caydırıcı idari para cezaları getirilmeli, toplumu kin düşmanlığa sevk eden Güvenli Sokaklar Derneği benzeri tüm oluşumlar kapatılmalı, yöneticileri yargılanmalıdır.”

Toplantı, Bipativer Düzce Hayvanları Koruma Derneği’nin, “Türkiye’ Sokakta Yaşayan Hayvanların Sorunlarına İlişkin Çözüm Dosyası”nı kurum vekillere iletmesi ardından sona.