Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan 4. Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında hazırlanan 12. Yargı Paketi, Meclis'e sunuldu.

AKP Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, 30 maddelik yeni kanun teklifinin detaylarını açıkladı.  Akbaşoğlu, Ankara Milletvekili Murat Alparslan İstanbul Milletvekili Nurettin Alan'la Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, Yargının Etkin Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 30 maddeden oluştuğunu belirtti.

Teklifle yargılamaların hızlandırılması amacıyla Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda yapılacak değişikliğe göre hukuk yargılamalarında duruşmalar arası süre 3 aydan fazla olamayacak.

Bölge adliye mahkemelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararlar hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin sadece görevsiz veya yetkisiz olduğu gerekçesiyle Yargıtay bozma kararı veremeyecek.

e-Duruşma, hesap bilgileri, AYM kararları

Yargıda, bilişim teknolojilerinin sağladığı faydalardan daha fazla yararlanılması amacıyla e-Duruşma sisteminin kapsamı genişletilecek, ön inceleme duruşmaları e-Duruşma yapılacak.

Türk Ceza Kanunu'ndaki değişiklikle ise haksız menfaat için hesap bilgilerini başkalarıyla mak müstakil suç olarak düzenlenecek hapis cezası verilecek. Yeni suç ihdası dolayısıyla hesap bilgilerini başkalarıyla anlar hesapları dolandırıcılıkta kullanılanlar "nitelikli dolandırıcılık" yerine yeni suç kapsamında cezalandırılacak.

Yargılamaların makul sürede sonuçlandırılması amacıyla bölge adliye mahkemelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararlar hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin sadece görevsiz veya yetkisiz olduğu gerekçesiyle Yargıtay'ın bozma kararı veremeyeceğine yönelik düzenleme yapılacak.

Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları doğrultusunda, hukuki boşlukların doldurulması amacıyla bazı kanunlarda değişiklik yapılacak.

Pakette LGBTİ, infaz düzenlemesi "suça sürüklenen çocuklar"la ilgili hükümler yer almadı.

Maddelerin tamamı

MADDE 1: 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’na eklenen 34/a maddesiyle, adli yargı mercilerince idare aleyhine hükmedilen miktar para alacağı, vekâlet ücreti yargılama giderlerine ilişkin ilamlar için doğrudan icra takibi başlatılması usulü değiştirilmektedir. Yeni düzenleme uyarınca, alacaklı veya vekili tarafından icra takibine geçilmeden önce idareye yazılı başvuruda bulunulması ödeme için banka hesap numarası bildirilmesi zorunluluğu getirilmektedir. İdareye tanınan aylık yasal ödeme süresi içinde ilamda belirtilen tüm alacak kalemlerinin faiz fer'ileriyle birlikte ödenmemesi halinde cebri icra yoluna başvurulabilecektir.

MADDE 2: 2004 sayılı Kanun’un 114 üncü maddesinde yapılan değişiklikle, miras yoluyla intikal eden taşınmazlarda ortaklığın satış suretiyle giderilmesi (izale-i şuyu) ihalelerinde yaşanan suistimallerin önlenmesi mirasçıların mülkiyet haklarının korunması amacıyla düzenleme yapılmaktadır. Buna göre, tüm maliklerin mirasçı olduğu taşınmaz satışlarında birinci açık artırma sadece malik olan mirasçılar arasında defaya mahsus olmak üzere uygulanacaktır. özel artırmada teklif verme bedeli malın muhammen kıymetinin yüzde yüzü satış masrafları üzerinden başlayacak; mirasçılar arasında alıcı çıkmaması halinde ikinci artırma genel hükümlere tabi olarak herkese açık icra edilecektir.

MADDE 3: 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 55 inci maddesinde yapılan değişiklikle, noterlik evrak defterlerinin gizliliği korunarak adli mercilerin soruşturmaya yetkili resmi dairelerin doğrudan belge talep etme inceleme süreçleri kolaylaştırılmaktadır. Mahkeme, sulh ceza hâkimliği veya Cumhuriyet başsavcılığı tarafından noterlik evrakının aslının istenmesi halinde noter, belgenin onaylı örneğini yerinde saklayarak aslını talep eden mercie gönderecektir. Evrakın onaylı örneğinin istendiği durumlarda ise noter evrakı elektronik ortamda tarayıp güvenli elektronik imza imzalayarak ilgili mercie elektronik ortamda iletecektir; teknolojik imkânsızlık halinde fiziki aslına uygun onaylı örnek gönderilecektir.

MADDE 4: 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun geçici 27 nci maddesinde yapılan düzenlemeyle, Danıştayın daire sayısının on yediden, on daireye indirilmesine yönelik daha önce öngörülen on yıllık yasal süre, Danıştayın mevcut iş yükü dikkate alınarak dört yıl daha uzatılmakta azami süre on dört yıl olarak belirlenmektedir. Ayrıca daire sayısının dört yıl daha azalmayacak olması sebebiyle, üye sayısının kademeli olarak düşürülmesine yönelik her boşalan kadro için seçim yapılmaması uygulamasından 23/7/2030 tarihine kadar vazgeçilmektedir. Böylece meslek mensubu kadro sayısında azalma yaşanmaması boşalan her üye kadrosu için aynı sayıda seçim yapılması sağlanarak yüksek mahkemenin verimliliği korunmaktadır.

MADDE 5: 2576 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinde yapılan değişiklikle, idare mahkemelerinde heyet yerine tek hâkim tarafından çözümlenecek dava türlerinin kapsamı genişletilmektedir. Uygulamada içtihadın yerleştiği niteliği itibarıyla heyetçe tartışılması zaruri görülmeyen uyuşmazlıklar kapsama alınmıştır. Buna göre; konusu 2026 yılı için 486.000 TL’yi aşmayan iptal tam yargı davalarının yanı sıra; öğrencilerin ilişik kesme/uzaklaştırma hariç disiplin, sınıf geçme, not tespiti, yurt, burs işlemleri; kamu görevlilerinin geçici görevlendirme, yolluk, lojman, izin uyarma cezası işlemleri; mesleki faaliyeti engellemeyen meslek kuruluşu disiplin cezaları 2022 sayılı Kanun uyarınca bağlanan muhtaçlık aylıklarına ilişkin davalar tek hâkim tarafından karara bağlanacaktır.

MADDE 6: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45 inci maddesinde yapılan değişiklikle, ilk derece mahkemesi kararının sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gerekçesinin eksik veya hatalı bulunması hâlinde, bölge idare mahkemesine kararın gerekçesini değiştirerek istinaf başvurusunu reddedebilme imkânı tanınmaktadır. Ayrıca, bölge idare mahkemelerinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak dosyayı yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderebileceği hâllerin sayısı artırılmakta; hâller dışında dosyanın geri gönderilemeyeceği açıkça hükme bağlanmaktadır. Bununla birlikte; keşif, bilirkişi incelemesi veya duruşma yapılmamasından kaynaklanan usul eksikliklerinin uygun görülmesi hâlinde bölge idare mahkemesince giderilebilmesine imkân tanınarak, uyuşmazlığın mümkün olduğunca istinaf aşamasında sonuçlandırılması amaçlanmaktadır.

MADDE 7: 2577 sayılı Kanun’un 46 ncı maddesinde yapılan değişiklikle, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda Bölge idare mahkemelerinin istinaf incelemesinde ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak uyuşmazlığın esası hakkında yeniden verdiği kararlara karşı, kural olarak tebliğinden itibaren otuz gün içinde Danıştay’ temyiz yolu açılmaktadır. Böylece hükmün yüksek mahkemece denetlenmesini talep etme hakkı güvenceye kavuşturulmaktadır. Ancak makul sürede yargılanma Danıştay’'ın iş yükünün dengelenmesi ilkeleri gözetilerek istisna getirilmekte; idare vergi mahkemelerinde tek hâkimle görülen davalar Çiftçi Mallarının Korunması Kanunu, Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun, Yabancılar Uluslararası Koruma Kanunu uygulamasından doğan davalar sadece vekalet ücreti/yargılama giderine ilişkin kararlar, kaldırma üzerine yeniden hüküm kurulmuş olsa dahi temyiz incelemesi dışında tutulmaktadır. düzenleme, yürürlükten sonra bölge idare mahkemelerince verilecek kararlara uygulanacaktır.

MADDE 8: 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun’un mülga 26 ncı maddesi başlığıyla birlikte yeniden düzenlenmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda, daha önce Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi düzenlenen atama şartları görev süreleri idarenin kanuniliği ilkesine uygun olarak kanun seviyesinde düzenlenmektedir. Buna göre, adli tıp ihtisas kurulu başkan üyeliklerine atanabilmek için en az tıpta veya diş hekimliğinde uzmanlık belgesi ya alanında doktora derecesi almış olmak şartı aranacaktır. İhtisas kurulu başkan üyeleri, adli tıp grup başkanları adli tıp ihtisas dairesi başkanlarının görev süresi dört yıl olarak belirlenmiştir.

MADDE 9: 2802 sayılı Hâkimler Savcılar Kanunu’nun 10 uncu maddesinde yapılan değişiklikle, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda, hâkim savcı yardımcılarının eğitim sınav esasları kanun seviyesinde netleştirilmektedir.

MADDE 10: 2802 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesine eklenen bent yargılama faaliyetinde teknik veya özel bilgi gerektirmeyen, münhasıran mesleğin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvuran hâkim Cumhuriyet savcıları hakkında disiplin yaptırımı olarak uyarma cezası verilebilmesi açıkça hükme bağlanmaktadır. sayede bilirkişilik müessesesinin amacına uygun kullanılması yargılamaların daha hızlı, ekonomik yürütülmesi hedeflenmektedir.

MADDE 11: 3095 sayılı Kanuni Faiz Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 1 inci maddesi, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı gerekçelerini karşılayacak şekilde yeniden düzenlenmektedir. Paranın enflasyon karşısında değer kaybını önlemek alacaklı-borçlu dengesini adil zemine oturtmak amacıyla sabit yasal faiz oranı usulünden vazgeçilmektedir. Yeni sisteme göre faiz ödenmesi gereken miktarı sözleşmeyle belirlenmemiş hallerde yasal faiz oranı yıllık; Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde seksenidir. 30 Haziran günü belirlenen reeskont oranının, önceki yıl sonu oranından 5 puan veya daha fazla farklı olması halinde, yılın ikinci yarısı için yeni oranın yüzde sekseni geçerli olacaktır.

MADDE 12 - 13: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 440 444 üncü maddelerinde yapılan düzenlemeyle, vesayet altındaki kısıtlı kişilere ait taşınır taşınmaz malların satış usulü UYAP sistemine entegre edilmektedir. Söz konusu malların satışı, fiziki yer kısıtlamalarına maruz kalmaksızın Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) entegre çalışan elektronik satış portalı üzerinden açık artırmayla gerçekleştirilecektir. Böylelikle, daha rekabetçi ortamda çok daha fazla kişinin pey sürmesi sağlanarak kısıtlının menfaatleri azami düzeyde korunacaktır.

MADDE 14: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 80 inci maddesinde, Anayasa Mahkemesi’nin kişisel verilerin korunması hakkı bağlamında verdiği iptal kararı doğrultusunda düzenleme yapılmaktadır. Moleküler genetik inceleme sonuçlarının saklanması, kullanılması imha süreçlerine ilişkin yasal çerçeve çizilmektedir. İnceleme sonuçları kimlik bilgilerinden arındırılarak mahsus sisteme kaydedilecek delil olarak dosyasına gönderilecektir. bilgiler; kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması, itirazın reddi, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararlarının kesinleşmesi halinde derhâl imha edilecektir. Mahkûmiyet, davanın reddi veya düşmesi gibi hallerde ise kesinleşmeden itibaren yirmi yıl geçmesiyle Cumhuriyet savcısı huzurunda tutanakla yok edilecektir. Ayrıca veri sahibine, verinin saklanmasını gerektiren amacın ortadan kalkması halinde silinmesini talep etme hakkı tanınmaktadır.

MADDE 15: 5271 sayılı Kanun’un 134 üncü maddesinde yapılan düzenleme Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda veri güvenliği güvenceleri eklenerek yeniden düzenlenmektedir. Bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında kütüklerinde arama, kopyalama elkoyma tedbirlerinin temel şartları korunurken, elde edilen dijital deliller kişisel verilerin korunması için yeni fıkra eklenmektedir. tedbirle elde edilen veriler adli emanette saklanacak; kovuşturmaya yer olmadığı veya mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren on beş yıl sonuna kadar muhafaza edildikten sonra Cumhuriyet savcısı huzurunda tutanakla imha edilecektir. İlgililere süre zarfında, amacın ortadan kalkması halinde verilerin silinmesini mahkemeden talep edebilme imkânı getirilmektedir.

MADDE 16: 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinde yapılan değişiklikle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kurumunun uygulanma sınırları Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda netleştirilmektedir. HAGB müessesesi, işkence eziyet suçları kamu görevlilerinin görevi sebebiyle işlediği Anayasa’nın 17 nci maddesi kapsamında "kötü muamele" kabul edilebilecek suçlar bakımından uygulanmayacaktır. Ayrıca kurumun usul yönünden iptal edilen bağlantılı fıkraları belirlilik ilkesine uygun olarak yeniden formüle edilmektedir.

MADDE 17: 5271 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan düzenleme Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda, kaçak sanık hakkında güvenlik tedbirine karar verilmesi halinde kaçak sanığa, savunma hakkını kullanmak istediğini belirterek mahkemede bizzat hazır bulunması kaydıyla yargılamanın yenilenmesini talep edebilme hakkı tanınmaktadır.

MADDE 18: 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinde yapılan değişiklikle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın ceza daireleri kararlarına karşı Ceza Genel Kurulu’na itiraz yetkisinin kapsamı süreleri hak arama hürriyetini genişletecek şekilde yeniden belirlenmektedir.

MADDE 19: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 55 inci maddesine eklenen fıkrayla, bedensel zararlar destekten yoksun kalma tazminatlarının hesaplanmasında faiz işletilmesinde yeknesaklığın sağlanması uygulamadaki duraksamaların giderilmesi amaçlanmaktadır. Düzenleme uyarınca; çalışma gücü kaybı destekten yoksun kalma tazminatlarında, kişinin kazancının belirli olduğu döneme ait (bilinen dönem) kısma haksız fiil tarihinden itibaren; geleceğe yönelik varsayımsal döneme ait (bilinmeyen dönem) kısma ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilmesi esası getirilmektedir. Ayrıca, peşin sermaye değerinin tazminattan mahsubunda "oransal mahsup" yönteminin uygulanacağı netleştirilmektedir.

MADDE 20- 21: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107 nci maddesi yürürlükten kaldırılarak uygulamada hangi alacaklar için açılacağı hususunda ciddi tereddütlere yargılamaların uzamasına neden olan belirsiz alacak davası hukuk sistemimizden çıkarılmaktadır.Belirsiz alacak davasının alacağın tamamı yönünden zamanaşımını kesme hak kaybını önleme gibi sağladığı hukuki yararlar, eklenen fıkra kısmi dava kurumuna aktarılmaktadır. Düzenlemeyle, alacağın sadece kısmının dava edildiği durumlarda davacıya, ıslah hakkını kullanmak zorunda kalmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar alacağın geri kalan kısmını talep ederek dava değerini artırma hakkı verilmektedir. durumda zamanaşımı, sonradan artırılan miktar veya kısım yönünden dava açılan ilk tarihten itibaren kesilmiş sayılacaktır.

MADDE 22: 6100 sayılı Kanun’un 147 nci maddesine eklenen fıkrayla, makul sürede yargılanma hakkının temini usul ekonomi ilkesinin hayata geçirilmesi amacıyla hukuk mahkemelerinde yazılı yargılama usulünün uygulandığı davalarda iki duruşma arasındaki süre kural olarak üç aydan daha uzun olamayacaktır. Ancak bilirkişi incelemesinin niteliği gereği uzaması veya istinabe yoluyla başka yerlerde tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu kaçınılmaz hallerde hâkim, somut olaya uygun gerekçesini duruşma tutanağına açıkça yazmak şartıyla üç aydan daha uzun süre için duruşma günü belirleyebilecektir.

MADDE 23: 6100 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesine eklenen fıkra ses görüntü nakledilmesi yoluyla duruşma icrasının kapsamı teknolojik imkânlardan üst düzeyde yararlanılması amacıyla genişletilmektedir. Yapılan düzenlemeyle, hukuk yargılamalarındaki ön inceleme duruşmaları ses görüntü nakli yoluyla gerçekleştirilebilecektir. Uzaktan duruşmaya katılan taraf vekilleri hakkında; Kanun’un 154/3-ç maddesinde düzenlenen ikrar, yeminin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, davadan feragat, davayı kabul sulh olma beyanlarına ilişkin ıslak imza atma zorunluluğu hariç olmak üzere, elle atılan imzaya ilişkin hükümler uygulanmayacaktır.

MADDE 24- 25: 6100 sayılı Kanun’un 166 168 inci maddelerinde yapılan değişikliklerle, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda davaların birleştirilmesi usulü yeniden düzenlenmektedir. Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey sıfattaki hukuk mahkemelerince verilen birleştirme kararlarının, ilk davanın açıldığı mahkemeyi doğrudan bağlaması esası değiştirilmektedir. Düzenleme doğrultusunda ikinci davanın açıldığı mahkemece verilen birleştirme kararı ancak kesinleşmesiyle birlikte ilk mahkemeyi bağlayacaktır. kesinleşmeyi sağlamak üzere; taraflara esas hükmün verilmesini beklemek zorunda kalmaksızın, birleştirme kararlarına karşı doğrudan müstakilen istinaf kanun yoluna başvurabilme hakkı tanınmaktadır. İlk derece mahkemelerince verilen ayırma kararları bölge adliye mahkemelerinin birleştirme/ayırma kararlarına karşı ise ancak esas hükümle birlikte kanun yoluna gidilebilecektir.

MADDE 26: 6100 sayılı Kanun’un 362 nci maddesine eklenen fıkrayla, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı üzerine, bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu kısmen veya tamamen kabul ederek yeniden esas hakkında verdiği miktar veya değeri itibarıyla ilk derece mahkemesi parasal sınırının üzerinde olan kararları bakımından temyiz yolu açılmaktadır.

MADDE 27: 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesine eklenen fıkra yargılamaların sırf usuli yetki uyuşmazlıkları nedeniyle öngörülemez şekilde uzamasının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. İlk derece mahkemelerinin görev yetki durumları istinaf aşamasında Bölge Adliye Mahkemelerince zaten esastan incelenip denetlendiğinden, istinaf aşamasını geçmiş dosyaların temyiz incelemesinde Yargıtay tarafından sadece görevsizlik veya yetkisizlik gerekçesiyle bozma kararı verilemeyeceği esası getirilmektedir. Ancak bölge adliye mahkemelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla baktığı karara bağladığı özel davalar yasağın dışında tutulmaktadır.

GEÇİCİ MADDE 1: Teklifle getirilen değişikliklerin yargısal süreçlerde karmaşaya yol açmaması amacıyla zaman bakımından uygulanma esasları, geçiş hükümleri düzenlenmektedir.

MADDE 28: Yürürlük maddesidir.

MADDE 29: Yürütme maddesidir.

: Anadolu Ajansı, T24.