Bazı filmlerde öyle şey var ki, vizyona girdikleri dönemde kitleler tarafından “anlaşılmaz” ya “fazla tuhaf” bulunup haksızca kenara itiliyorlar. Barry Levinson’ın yönettiği, başrolünde ise koca yürekli efsane Robin Williams’ın döktürdüğü 1992 yapımı Toys, tam olarak gizli cevherlerden.
Bugün geriye dönüp baktığımızda, filmin sadece çocuk masalı olmadığını, günümüz internet kültürünü oyun dünyasını fütüristik şekilde öngördüğünü görüyoruz. Gelin, Toys’un muazzam set işçiliğine, Robin Williams dehasına alt metnindeki eleştirilere yakından bakalım.

Görsel Estetik: Henüz Adı Konmamış “Dreamcore” Liminal Spaces Şöleni

Filmin yapım tasarımcısı Ferdinando Scarfiotti, Toys adeta sinematik rüya alemi inşa etmiş. Bugün internet estetiğinde sıklıkla karşımıza çıkan Dreamcore, Weirdcore ya Liminal Spaces dediğimiz tekinsiz, tecrit edilmiş ama kadar büyüleyici atmosfer, filmde daha terimlerin esamesi okunmazken vizyoner şekilde kullanılmış.

  • Meşhur “Windows XP” Tepeleri: Filmdeki uçsuz bucaksız, fazla kusursuz, minimalist yeşil tepeler sahnelerini hatırlarsınız. sahneler, meşhur Windows XP “Bliss” masaüstü arka planını andırıyor. Doğal olmayan, fabrikasyon mükemmellikteki set tasarımı, izleyicide hem hayranlık hem tuhaf yabancılaşma hissi uyandırıyor.
  • Duvarlar, Kapılar Perspektif Oyunları: Duvarların içinden geçmeler, sürreal perspektif oyunları devasa boş odaların ortasında tek başına duran absürt nesneler… Setler adeta René Magritte veya Salvador Dalí tablolarının canlanmış. Mekanların masalsı ama kadar insanı yalnız hissettiren yapısı, Robin Williams’ın canlandırdığı Leslie Zevo karakterinin saf, çocuksu dünyasını korumak için sığındığı kale. yüksek işçilik set mimarisi, filme boşuna En İyi Sanat Yönetimi dalında Oscar adaylığı getirmemiş.
Savaş Sanayisi, Kötü Oyun Geliştiricileri Günümüz Dünyası

Senaryo ilk bakışta oyuncak fabrikasındaki taht kavgasını anlatıyor gibi görünse arkasında çok sert militarizm eleştirisi barındırıyor. Filmin asıl kehaneti dünyasını yakından ilgilendiren kısmı burada başlıyor:

  • Savaş Oyunları Drone Teknolojisi: Fabrikayı ele geçiren General amcanın, masum oyuncaklar yerine savaş oyuncakları askeri simülasyonlar üretmeye başlaması, bugünün modern savaş teknolojilerine (kamikaze dronelar, video oyunu konsoluyla yönetilen askeri araçlar) muazzam gönderme.
  • Çocukların Askerleştirilmesi: Film, adeta “kötü oyun geliştiricileri” mantığıyla çalışan askeri zihniyet üzerinden, çocukların şiddet içerikli oyunlarla savaşa nasıl duyarsızlaştırıldığını eleştiriyor. Gerçek savaşın “oyun” gibi pazarlanmasına karşı, Robin Williams’ın saf neşesiyle ürettiği sevgi dolu oyuncaklar direniyor. Finaldeki büyük oyuncak savaşı, mekanik canavarlara karşı masumiyetin hayatta kalma mücadelesine dönüşüyor.
Fabrikayı Kurtaran Adam: Robin Williams

Burada Robin Williams’a ayrı parantez açmak. Toys, eğer onun ekranı kaplayan muazzam enerjisi, doğaçlama yeteneği çocuksu ruhu olmasaydı, liminal setlerin soğukluğunda tekinsizliğinde kaybolup gidebilecek filmdi.
Williams (Leslie Zevo rolünde), yetişkin gövdesine sıkışmış çocuğun masumiyetini kadar organik şekilde veriyor ki, filmin sürreal absürtlüğünü izleyici için “gerçek” kılmayı başarıyor. Onun hüzünlü ama umut dolu gülümsemesi, filmin en karanlık militarizm eleştirilerinde bile izleyiciye nefes aldırıyor. Bize mekanikleşen dünyaya karşı çocuk kalmanın, hayal kurmanın zayıflık değil, en büyük güç olduğunu gösteriyor.

Özetle;

Toys, 1992 yılında sinema seyircisi için “fazla tuhaf” gelmiş olabilir. Ancak bugün oyun dünyasının geldiği noktayla, sanal gerçeklikle internetin estetik anlayışıyla bakınca, filmin aslında ne kadar büyük görsel vizyon kehanet barındırdığını çok daha iyi anlıyoruz. Saf set işçiliği, sağlam sistem eleştirisi Robin Williams’ın oyunculuk dehası için filme mutlaka şans verilmeli.