80’lerin başında sinema salonlarını kasıp kavuran Star Wars Alien fırtınasından sonra, yapımcı Roger Corman’ın B-movie mutfağında pişen Forbidden World ( adıyla Mutant), taklitçiliğin sınırlarını zorlarken kendi şahsına münhasır eğlenceye dönüşen nadir filmlerden.
Tatooine’den Alien KoridorlarınaFilmi izlerken daha ilk dakikalardan itibaren hangi “ilham kaynaklarının” suyuna ekmek doğrandığını anlamak hiç zor değil. yanda Tatooine çöllerini Tusken Raider’ları andıran gezegen tasarımları, yanda ise buram buram Alien kokan, dar koridorlu uzay gemisi istasyon dinamiği… Forbidden World, dönemin dev popüler kültür ikonlarını alıp kendi B-movie kabına dolduruyor.
Ancak ortada çok ilginç durum var: Film kağıt üzerinde tamamen Alien kopyası gibi dursa izlerken insana hissettirdiği şey kesinlikle aynı değil. büyük bütçeli, mesafeli ciddi bilim kurguların aksine; film daha “yerde”, daha serbest tuhaf enerjiye sahip. Taklit ettiği dev yapımlardan ayrılan gizemli fark tam olarak burada yatıyor: Unutulmaz samimiyet eğlence duygusu.
Filmi bugün bile su gibi akan son derece izlenebilir kılan en büyük unsur kesinlikle dönemin pratik efekt zanaatçılığı. Dijital efektlerin soğukluğundan uzak; maketlerin, maskelerin, protezlerin bolca yapay kanın kullanıldığı dönemin kendine has dokunsal ruhu.
Kısıtlı imkanlarla yaratılmaya çalışılan “Xenomorph çakması” Subject 20 film boyunca yaşanan erime/gore sahneleri, pratik efektlerin dokunsal gücü sayesinde görsel olarak hâlâ taş gibi duruyor. Karakterlerin veya oyunculukların derinliğine odaklanmadığınız, “neyin oyunculuğunu izliyoruz ki zaten?” dedirten klasik B-movie yapısında, filmin asıl başrolü yıldızı tam olarak grotesk efektler oluyor.
Son SözForbidden World, devasa oyunculuk şovları ya felsefi derinlikler arayanlar için değil; 80’lerin pratik efektlerden doğan geek atmosferini özleyenler için bulunmaz Hint kumaşı. Su gibi akan ritmi, eğlenceli temposu kopyaladığı dev filmlerin gölgesinde kalmayıp kendi eğlenceli çöplüğünü yaratmayı başaran katıksız B-movie klasiği.