önceki yazımda Türkiye-Irak ilişkilerinin geçmişini güncel gelişmelerini özetlemeye çalıştım. Sizlerden gelen öneri eleştirilerden sonra, Irak’taki gelişmelerle ilgili yeni yazı yazmak gerekli.
Okuyucudan gelen öneri eleştirileri dört başlıkta toplamak mümkün. Elimden geldiğince sorulara cevap arayacağım.
1- Kalkınma Yolu Projesi tam olarak nedir? Bugün ne aşamada?
2- Güncel gelişmeler, devamı projelerin gerçekleşmesi için yeterli ?
3- ani hızlı gelişmeleri nasıl okumalıyız?
4- Irak Kürdistan Bölgesi Yönetimi projenin neresinde? Kürtler projeden nasıl etkilenecek?
Kalkınma Yolu Projesi: Basra Körfezi’ndeki El-Faw Limanı’ndan başlayarak Irak üzerinden Türkiye sınırına oradan Avrupa’ya uzanan dev kara yolu, demir yolu, enerji lojistik koridorudur. Irak’ı Güneyden-Kuzeye geçerek Habur Sınır Kapısı’nın batısındaki Ovaköy’ Türkiye sınırına bağlanır. 1.176 kilometre uzunluğunda çift yönlü yüksek hızlı demiryolu 1.190 kilometre uzunluğunda otoyol inşası yer alıyor. Sadece ulaşım değil; aynı zamanda petrol doğalgaz boru hatları enerji nakil hatları fiber optik iletişim altyapısını kapsıyor. Koridor boyunca yeni sanayi bölgeleri, lojistik üsler ticaret merkezlerinin kurulması hedefleniyor. Projenin temel amaçları; Asya Avrupa arasındaki ticarette Süveyş Kanalı Kızıl Deniz güzergâhına daha ekonomik, ek seçenek oluşturmaktır. Ayrıca, Irak petrol doğalgazını proje kapsamına dahil edilecek boru hatları Avrupa pazarına ulaştırmak. Proje ilk olarak 2005 yılında Irak Merkezi Hükümeti’nce gündeme getirildi. Irak Merkezi Hükümeti’nin projede ısrarcı olmasının nedeni, projenin yüksek ekonomik jeopolitik getirileri sayesinde Irak ekonomisini ciddi anlamda toparlayacağını düşünmesidir.
Projenin en önemli ayağı Basra Körfezi’ndeki El-Faw Limanı’dır. El-Faw Limanı 54 km² (54.000.000 m²)’lik devasa alanı kapsıyor. Ortadoğu’nun en büyük liman projelerinden biridir. 5 ana rıhtımdan oluşmakta. Dünyanın en büyük dalga kıranına sahip. İnşaatına 2010 yılında başlandı. Proje yürütücüsü Güney Kore menşeli Daewoo E&C firmasıdır. Toplam maliyeti yaklaşık 7 milyar dolar. Bugün itibarı inşaatının büyük kısmı tamamlanmış durumda. Finansmanı büyük ölçüde Irak Merkezi Hükümeti’nce petrol gelirleri sağlanıyor. Liman Basra arasındaki 63 km’lik otoyol bağlantısı yapılmış. Projenin devamına ise henüz başlanamadı. Projenin devamı hayata geçmezse Liman büyük ölçüde işlevsiz kalacaktır. Kalkınma Yolu Projesi’nin tamamının yaklaşık maliyetinin 25 milyar doları bulacağı belirtiliyor.
2024 yılında Irak, Katar, Türkiye Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) dört taraflı mutabakat zaptı oluşturdular. Projenin fiziksel güzergâhı Irak-Türkiye. Katar BAE ise yatırımcı olarak projeye dahil oldular. Ancak bugüne kadar; Irak’taki iç çatışmalar, İran’ın Irak üzerindeki baskısı yatırımcıların isteksizliği nedeni yapımına başlanamadı.
Bugün ise ABD’nin İran savaşı Hürmüz Boğazı kapandı. Yemen’ Sana hükümet güçleri (Husiler) Babülmendep’i kontrol altına aldılar. Kızıldeniz Süveyş Kanalı yolu üzerinde İran etkisi artmış bulunuyor. gelişmeler hem Körfez ülkelerinin hem Avrupa ülkelerinin projeye ilgisini arttırıyor. Muhtemeldir ki, başka Körfez ülkeleri projeye dahil olacaklardır.
Türkiye Irak hükümetleri Temmuz, Ağustos Eylül’ toplantılar yaptılar. Irak tarafı, demir karayolu proje ön tasarımlarının tamamlandığını açıkladı. 26 Temmuz’ yapılan görüşmede Fişhabur-Ovaköy Sınır Kapısı üzerinde demir karayolu taşımacılığına ilişkin mutabakat iki ülke tarafından imzalandı. Türkiye, sınır kapısı bağlantı yolları için çalışmalara başlayacağını belirtti.
Proje artık vizyon olmaktan çıkıp; finansman, tasarım, güzergâh, sınır kapısı teknik tasarım gibi somut uygulama başlıkları aşamasına geçilmiş görünüyor. Ancak hâlen önemli engeller jeopolitik riskler söz konusu.
En önemli risk, ABD’nin İran Savaşı’nın seyrinin ne olacağı nasıl sonuçlanacağı. ana kadarki gelişmeler ABD müttefiklerinin çıkmaza sürüklendiği yönünde. İran, savaşı bölgeye yaymaya çalışıyor. ABD girdiği çıkmazdan İran’ı ekonomik yaptırımlarla çökertme peşinde. Ekonomik yaptırımların önemli hedefi başta Türkiye olmak üzere Avrupa Körfez ülkelerini, ABD ekseninde hareket etmeye zorlamak. İran’a yönelik yaptırımlardan en çok etkilenecek ülkelerin başında Türkiye gelmekte. Yaptırımları en hızlı uygulamaya başlayan Türkiye.
Şüphesiz ki İran’ın Irak hükümeti üzerindeki nüfuzu Irak’taki askerî gücünün (Haşdi Şabi.) projeye karşı takınacağı tavır büyük önem taşımaktadır. Normal şartlar altında, şayet bölgede emperyal güçlerin müdahalesi olmasaydı, İran projeye ortak olacak ülkelerin başında gelirdi.
önemli jeopolitik etken ise projeyle doğrudan ilişkili olan Çin Hindistan’ın nasıl tutum sergileyeceğidir.
Projenin tartışmalı aşılması gereken engellerinden biri belirlenen güzergâh güzergâhın Kürt bölgesinin durumuna olan etkisidir. İlan edilen rota, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ni (IKBY) büyük ölçüde bypass etmektedir. Basra’dan başlayan güzergâh; Nasiriye, Necef, Kerbela, Bağdat, Tikrit Musul güzergâhını takip ederek Rabia Fişhabur üzerinden Ovaköy’den Türkiye’ye giriş yapmaktadır. Ovaköy’ün ardından Şanlıurfa Gaziantep bağlantılarıyla Türkiye ulaşım ağına entegre olan hattın, sadece Fişhabur Ovaköy arasındaki yaklaşık 12 kilometrelik kısmı IKBY sınırları içerisinde kalmaktadır. Buradaki en kritik tartışmalı konu, Ovaköy Sınır Kapısı’nın kontrolünün Irak Merkezi Hükümeti’nde yoksa IKBY’ olacağıdır. Türkiye Irak arasında Temmuz 2026’ imzalanan Ovaköy-Fişhabur kara demir yolu mutabakatı, ticaret koridorunun gümrük, güvenlik denetim yetkisini doğrudan Irak Merkezi Hükümeti’ne vermeyi amaçlamaktadır. Nitekim projeye dair resmi anlaşmalar doğrudan Irak Merkezi Hükümeti yürütülmektedir. IKBY bazı görüşmeler yapılsa bugüne kadar projeye resmi olarak dahil edilmesi söz konusu olmadı.
2024 yılında Kalkınma Yolu Projesi için dörtlü mutabakat imzalandığında, IKBY Başbakanı Mesrur Barzani güzergâha ilişkin şikâyet önerilerini merkezi hükümete ilettiklerini açıklamıştı. Güzergâhın Bağdat’tan sonra Kerkük, Erbil Duhok üzerinden Türkiye’ye bağlanmasını talep eden Barzani, “Güzergâh ilan edildiği şekliyle gerçekleşirse 11 milyon Iraklı projenin kapsamı dışında kalır. kabul edilemez” diyerek çoğunluğunu Kürtlerin oluşturduğu bölge nüfusunun dışlanmasına tepki göstermişti. günden bugüne güzergâh ilgili tek değişiklik 12 km Fişhabur-Ovaköy kısmının IKBY sınırlarından geçmesi. Güzergâh ilan edildiği şekliyle gerçekleşirse Ovaköy Sınır Kapısı Irak Merkezi Hükümeti’nin denetiminde olursa IKBY büyük kayıp yaşar. IKBY’nin en önemli gelir kaynaklarından biri olan Habur Sınır Kapısı büyük ölçüde işlevsizleşir. Güzergâhın haliyle belirlenmesinin herhangi teknik nedeni olmasa gerek. Irak Merkezi Hükümeti’nin, Kürdistan Bölgesi’ni bypass etmesi siyasi tercihtir. Proje ortaklarının, ABD’nin, Avrupa’nın finansman sağlayan ülkelerin buna şimdilik itirazı yok. Zaten ABD’nin, Kürtlerin İran savaşına yönelik planlanan kara operasyonunda yer almamaları üzerine cezalandırma sürecine gittiği görülüyor. Bugüne kadar Peşmerge maaşları için Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ne (IKBY) her yıl 61 milyon dolar ödeme yapan ABD, desteği sonlandıracağını açıkladı. Söz konusu askeri yardım kalemi, 2027 ABD bütçesinde yer almıyor. Ayrıca, 30 Eylül itibarıyla ABD koalisyon güçleri IKBY’deki askeri üslerini boşalttı. durum IKBY’ güvenlik boşluğu yaratacaktır. Çekilme, ABD’nin Kürtleri yüzüstü bıraktığı biçiminde yorumlanıyor.
Kalkınma Yolu Projesi, Türkiye hükümeti PKK arasındaki silahsızlanma entegrasyon görüşmelerinde açıkça masaya yatırılmasa taraflar arka planda projeyi dikkate alarak hareket ediyorlardır.
Önemli olan projenin bölge halklarının yararına uygun inşa edilip edilmeyeceğidir.
Öyle görünüyor ki bölge halklarının hakları çıkarları yerine emperyalistlerin, bölgesel güçlerin çıkarları ön planda olacak.
Geçmişte, ABD Batılı devletler, “demokrasi getireceğiz” söylemiyle Irak Suriye başta olmak üzere pek çok ülkede zamanında kendilerinin kurdukları merkezi rejimleri hedef alan askeri siyasi müdahalelerde bulunmuş, süreçte kurulu devlet sistemleri dağıtılmıştır. Sistemlerin çökmesiyle birlikte oluşan etki alanlarında İran, Rusya Çin gibi rakip küresel bölgesel aktörler varlık göstermeye başlamıştır.
Şimdi ise ABD’nin Türkiye büyükelçisi aracılığıyla ifade edilen, “Ortadoğu’ ancak monarşik yapılı güçlü liderlik rejimleri ayakta kalabilir” düsturuyla hareket ediyorlar. “Devlet dışı güçler tasfiye edilmeli” lafını ellerinde bayrak yapıp dolaşmaktalar. Dün “demokrasi getiriyoruz” diyenler Irak Suriye’ye IŞİD’ı getirdiler. Yüz binlerce insan katledildi, milyonlarca insan yerinden yurdundan. Bugün ise IŞİD’e karşı halkların kendisini korumak için canı pahasına oluşturduğu yapıları “devlet dışı güç” diye tasfiye etmek istiyorlar. Sanki Irak’ta, Suriye’ devlet var? Bölge yeni birçok gelişmeye. Olası gelişmeler, bugünün kazananlarını yarının kaybedenleri konumuna getirebilir.
Emperyalistlerin şantaj, savaş, işgal zorlamaları bölgeye istikrar gelmeyeceği yüz yıldır onlarca defa yaşanarak görüldü. Bölge halklarının hak çıkarlarının teslim edilmediği hiçbir yöntem demokrasi getirmediği gibi, istikrar getirmeyecektir.
Bağlantılı olduğu için önceki yazının linkini buraya bırakıyorum:
Türkiye-Irak ilişkileri, Kürtler, petrol doğalgaz