Son yıllarda doğalgaz keşifleriyle gündeme gelen Doğu Akdeniz enerji kaynakları jeopolitiği, uluslararası ilişkilerin tartışmalı alanlarından biri haline geldi.

Doğu Akdeniz’ Mısır, İsrail, Türkiye, Filistin, Lübnan, Suriye, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (Kıbrıs Cumhuriyeti) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kıyıları bulunmaktadır.

Bölgede uzun yıllara dayanan hidrokarbon aramaları 2000’li yıllarda hızlandı yeni keşifler söz konusu. Yeni keşiflerle birlikte hem kıyıdaş ülkelerin hem uluslararası aktör devletlerin dikkati bölgeye yöneldi.

ABD Enerji Bilgi İdaresinin (EIA), Uluslararası Enerji Ajansı (IEA). kuruluşların güncel verilerine göre Doğu Akdeniz havzasında üç önemli bölge, doğalgaz rezervleri öne çıkıyor.

Birinci Havza; İsrail açıklarındaki Leviathan, Tamar Karish sahaları.

Levitathan sahasının tahmini rezervi 600 milyar metreküp (BMC), Tamar sahası 260 milyar metreküp Karish sahasında ise 40 milyar metreküptür. İsrail açıklarında tespit edilen rezerv toplam 900 milyar metreküp civarındadır. İsrail üç sahada doğalgaz üretimi yapıyor. Sahaların operatörlüğünü ABD merkezli enerji devi Chevron yürütmektedir. Leviathan sahası ortakları (NewMed Energy, Chevron, Ratio Energies), Mısırlı Blue Ocean Energy şirketi 35 milyar dolarlık dev anlaşma imzalamıştır. İsrail, üretilen gazın kısmını iç piyasada kullanılırken, büyük bölümünü Mısır’a ihraç etmektedir. Mısır’a doğalgaz ihracatı için Aşkelon (İsrail) El-Arish (Mısır) şehirlerini birbirine bağlayan deniz tabanlı EMG Boru Hattı kullanılmaktadır. boru hattının kapasitesi yapılan son geliştirmelerle birlikte yıllık 8,5 milyar metreküpe çıkarılmıştır. havzada hem saha geliştirmeleri hem yeni boru hattı projeleri gündemdedir. Geçmişte bazı dönemlerde güvenlik nedeniyle Ürdün üzerinden geçen hatlar alternatif güzergâh olarak kullanılmaktaydı. Ağustos 2025’te İsrail Mısır arasında yapılan anlaşma kapsamında 2040 yılına kadar Mısır'a ekonomik değeri 35 milyar dolar olacak, toplam 130 milyar metreküp doğalgaz ihraç edilecektir.

Mısır, kendi iç doğalgaz üretiminin (özellikle Zohr sahasındaki düşüş nedeniyle) azalması artan iç elektrik tüketimi sebebiyle ciddi enerji kriziyle karşı karşıyadır. Mısır elektrik üretiminin %60’ını doğalgaz üretmektedir. Yıllık doğalgaz tüketimi ise ortalama 60 milyar metreküp civarındadır. Sıvılaştırma iç piyasa ihtiyacını karşılamanın yanı sıra, Mısır'daki sıvılaştırma tesislerinde (LNG) işlenerek zaman zaman Avrupa’ya ihraç edilmekte böylece Mısır'ın bölgesel enerji merkezi olma hedefini desteklemektedir.

İkinci Havza: Mısır açıklarındaki Zohr sahasıdır.

Zohr sahası 850 milyar metreküp rezervle Doğu Akdeniz bölgesinin en önemli sahası konumundadır. Geçmiş yıllarda zaman zaman üretim düşüklüğü yaşansa sahada ortaklığı bulunan firmalar önemli zenginleştirme yatırımları yapmaktalar. Zohr sahasının ana operatörü, %50 ortaklığı olan İtalyan menşeli ENİ firmasıdır. Rus firması Rosneft %30, İngiliz firması BP%10, BAE Mubadala Energy %10 hisseye sahipler. Zohr sahası Mısır devlet şirketi EGAS (Egyptian Natural Gas Holding Company) ortak işletilmektedir. Mısır Petrol Maden Kaynakları Bakanlığı verilerine göre, Zohr sahasındaki üretim, Mısır’daki toplam doğalgaz üretiminin yaklaşık %23'üne denk gelmektedir.

Üçüncü Havza: Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) açıklarındaki Cronos, Aphrodite Glaucus sahalarıdır.

bölgede başka sahalar bulunmasına rağmen çalışmalar sahalarda yoğunlaşmıştır. İtalyan Eni Fransız Total Energies ortaklığında yönetilen Cronos sahasında yaklaşık 90 milyar metreküp rezerv tespit edilmiş durumdadır. İlk gaz üretimine 2028 yılında başlanması hedeflenmektedir. Çıkarılan gazın, yeni tesis kurma maliyetinden kaçınmak için deniz altı boru hattıyla Mısır’daki Zohr sahası altyapısına bağlanması, ardından Damietta LNG Tesisi üzerinden sıvılaştırılarak başta Avrupa pazarı olmak üzere küresel pazarlara ihraç edilmesi planlanmaktadır.

Aphrodite ise, Chevron, Shell NewMed Energy (son dönemde hisse devir anlaşmalarıyla MOL Group sürece dahil olmaktadır) konsorsiyumu tarafından yönetilen, Kıbrıs açıklarında keşfedilen ilk sahadır. Yaklaşık 100-125 milyar metreküp arasında rezerv hacmine sahip olduğu tahmin edilmektedir. Sahada süreç Cronos'a göre daha yavaş sancılı ilerlemektedir. Mühendislik tasarımı (FEED) teknik çalışmalar sürerken, son dönemde konsorsiyum ortakları GKRY hükümeti arasında vergi boru hattı geçiş ücreti anlaşmazlıkları baş göstermiştir. Ayrıca sahanın kısmının İsrail’in Yishai sahasına taşması nedeniyle iki yönetim arasındaki hukuki/ticari müzakereler devam etmektedir. Mısır Doğalgaz Şirketi (EGAS), Aphrodite sahasının tüm üretimini satın almak üzere 15 yıllık çerçeve anlaşması imzalamıştır. Sahaya ilişkin nihai yatırım kararının 2027 yılının ikinci yarısında alınması, üretimin ise ancak 2031 yılında başlaması öngörülmektedir.

Glaucu Sahası: Exxon Mobil QatarEnergy ortaklığı tarafından yönetilmektedir. Exxon Mobil %60, Katar devlet şirketi Qatar Energy ise %40 hisseye sahiptir. ortaklığın sahip olduğu saha Pegasus yaklaşık 255 milyar metreküp rezerv bulunmaktadır. 2033 yılında üretime geçmesi hedeflenmektedir.

havzalar dışında, Lübnan, Suriye, Kuzey Kıbrıs, Libya açıklarında önemli sahalar bulunmaktadır. Suriye açıklarındaki sahalarda Fransız Total Energies geçici Suriye hükümeti yaptığı anlaşma kapsamında çalışma yapma hakkı elde etmiştir. Aynı şekilde Doğu Akdeniz'deki karasularında petrol doğal gaz arama faaliyetleri yürütmek üzere ABD Katar merkezli enerji şirketleriyle yeni mutabakat zaptları imzalamıştır. Lübnan uzun yıllardır iç karışıklık İsrail saldırılarından kaynaklı yaşadığı istikrarsızlıktan ötürü herhangi çalışma yapacak alt yapıya sahip değildir. Türkiye, KKTC yaptığı anlaşmalar çerçevesinde Kuzey Kıbrıs açıklarında 2019’dan itibaren çeşitli sondaj çalışmaları yapsa henüz sonuç alamamıştır. Türkiye’nin çalışmaları, başta Yunanistan olmak üzere, İsrail, Mısır AB ülkeleri gerginlikler yaşamasına sebep olmaktadır.

Libya ise bölgenin en önemli doğalgaz petrol rezervlerine sahip ülkesidir. Yaklaşık 1,4 ila 1,5 trilyon metreküp kanıtlanmış doğalgaz rezervine sahiptir miktar dünya genelinde 21-22. sırada yer almaktadır. 50 milyar varil petrol rezervi dünyanın en çok petrol varlığı olan ülkeler arasında 10. sırada yer almaktadır. Libya'nın gaz petrol varlığının önemli kısmı ana karada (özellikle Sirte Havzası) Akdeniz kıyılarındaki açık deniz (offshore) alanlarında bulunmaktadır. Libya yönetimi, İtalyan ENI, Fransız Total İngiliz BP gibi uluslararası şirketlerle Akdeniz'deki sahalarda çalışmalar yapmaktadır. ABD NATO organizasyonu Kaddafi’nin devrilmesi sonrası 15 yıldır süren iç savaş Libya’nın enerji kaynaklarını verimli kullanmasını engellemiştir. Libya hükümetleri (özellikle Hafter güçleri) Rus şirketlerinin Libya’ enerji yatırım yapmasını istemektedir. Rusya’nın Kaddafi döneminden gelen anlaşmaları olsa Libya’ bugün güncel enerji yatırımı. Ancak Rusya, Libya’ bulundurduğu askeri gücü, Suriye’deki askeri üsleri, Mısır İsrail’ doğalgaz sahalarına ortaklık GKRY kurduğu ticari ilişkiler aracılığı Doğu Akdeniz denkleminde etkili olmaya devam etmektedir.

Doğu Akdeniz’in çıkarılabilir hidrokarbon rezervleri 3,5 trilyon metreküp doğalgaz 1,7 milyar varil petrol olarak tahmin edilmektedir. Libya rezervleri ise buna dahil değildir. Doğalgaz miktarı Libya rezervleri 7 trilyon metreküpü bulmaktadır. Libya uluslararası haritalandırmada Orta Akdeniz’ kabul edilmekle birlikte Doğu Akdeniz enerji jeopolitiğinin tarafı durumundadır.

Doğu Akdeniz doğalgazının Avrupa’ya boru hatları vasıtasıyla iletileceği öngörülse günümüzde çıkarılan gazın en önemli alıcısı gelecekte üretilecek olanın temel talibi Mısır olarak öne çıkmaktadır. inşa ettiği sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) altyapısı sayesinde hâlihazırda Avrupa’ya ulaştırılacak doğalgazın en kritik arz üssü konumundadır. stratejik durum, Mısır’ın bölgesel enerji merkezine dönüşme hedefini güçlü şekilde desteklemektedir.

Doğu Akdeniz'deki doğalgazı Avrupa dünya pazarlarına ulaştırmak için planlanan temel hatlar; East Med Türkiye-KKTC / Türkiye boru hattı projeleridir.

EastMed, İsrail – Kıbrıs (GKRY) – Yunanistan – İtalya rotasında, yaklaşık 1.900 km uzunluğunda, 3 km deniz derinliğinden geçen yıllık 10 milyar m³ kapasiteye sahip hat olarak planlanmıştır. Yaklaşık 7 milyar dolar maliyet 7 yıl yapım süresi hesaplanmıştır. Deniz yetki alanları tartışmaları, ekonomik maliyetin yüksekliği vb nedenlerle gerçekleşmesi şimdilik mümkün görünmüyor. Türkiye güzergahı ise, bölgedeki kamplaşmalar yüzünden bugün açısından çok mümkün görünmese Türkiye yönlü alt yapı hazırlıklarını sürdürmektedir. Türkiye KKTC arasında boru hattı projesi inşası planlanmaktadır. Mersin Anamur’dan KKTC’ Teknecik’e uzanan çift yönlü deniz altı boru hattının (97 km su altı, toplam 101 km), 17 Temmuz 2026 tarihinde imzalanan mutabakat zaptı 2028 yılında faaliyete geçmesi planlanmaktadır.

Türkiye proje KKTC’nin enerji arzı güvenliğini sağlamanın yanı sıra Doğu Akdeniz gazının Türkiye üzerinden Avrupa boru hattı ağına (TANAP batı hatları gibi) entegre edilmesini amaçlamaktadır.

Doğu Akdeniz enerji jeopolitiğinde; son yıllarda keşfedilen doğalgaz rezervleri planlanan boru hattı projelerinin yanı sıra, deniz yetki alanı anlaşmaları bölgesel forumlar, bölgenin güç dengelerini hidrokarbon ımını belirleyecek en önemli adımlar haline gelmiştir.

çerçevede atılan en önemli adımlardan biri, 2020 yılında Doğu Akdeniz Gaz Forumunun (EMGF) kurulmasıdır. Forumun merkezi Kahire’dedir. Mısır, İsrail, GKRY, Yunanistan, İtalya, Ürdün Filistin’in katılımıyla kurulan forum, bölge kaynaklarının işlenmesi, pazarlanması Türkiye KKTC’nin dışlanması ekseninde yeni bloklaşma yaratmıştır. Fransa, kurucu aşamadan kısa süre sonra foruma katılarak resmi üye olmuştur. Avrupa Birliği ABD forumda gözlemci statüsündedir. Doğu Akdeniz’e en uzun kıyısı olan ülke olarak Türkiye KKTC foruma alınmayarak denklem dışı bırakılmak istenmiştir. Türkiye’nin, Yunanistan, İsrail yaşadığı gerilimler; Mısır Libya’ iç çatışmalara taraf olması KKTC politikası bunda etkili olmuştur diyebiliriz.

önemli gelişme ise deniz yetki alanları anlaşmalarıdır. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), Doğu Akdeniz' Mısır, İsrail Lübnan Münhasır Ekonomik Bölge (MEB), deniz yetki alanı sınırlandırma anlaşması imzalayarak Türkiye KKTC’yi bölgede büyük ölçüde sınırlandırmıştır. Türkiye KKTC, GKRY'nin adanın tamamını temsil edemeyeceğini tek taraflı anlaşmaların Kıbrıslı Türklerin hakları Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki kıta sahanlığını yok saydığını iddia etse etkili olamamıştır.

Türkiye, Libya 2019 yılında Münhasır Ekonomik Bölge (MEB), deniz yetki alanı sınırlandırma anlaşması yaparak GKRY Yunanistan’a karşı hamle yapmak istemiştir. Yunanistan ‘ın Mısır olan deniz yetki alanı anlaşması çakışması Libya’daki parçalı iç siyaset anlaşmayı tartışmalı hale getirmekteydi. Türkiye Libya arasındaki anlaşma ilgili yeni adım daha atıldı. 20 Ekim’ Hafter’in kontrolündeki Libya Temsilciler Meclisi Türkiye deniz yetki anlaşmasını onayladı. İsrail Yunanistan duruma sert tepki gösterdiler. Avrupa Birliği yetkilileri peş peşe açıklamalarda bulundular. Açıklamalarda “ anlaşmanın bölgedeki üçüncü tarafların haklarını ihlal ettiğini, deniz hukukuna aykırı geçersiz olduğu, Türkiye’nin Libya’nın içişlerine karıştığını” belirtiyorlar.

Mısır, Yunanistan, GKRY İsrail’in yürüttüğü, AB ABD’nin desteklediği çalışmalar aynı zamanda bölgede yapılması planlanan boru hatları, elektrik veri taşıma kablolarının döşenmesinin hukuki meşru zeminini oluşturmak amaçlıdır.

Doğu Akdeniz’in güncel tartışması, İsrail’den başlayıp Kıbrıs Girit üzerinden Yunanistan anakarasına (dolayısı Avrupa’ya) uzanması hedeflenen Great Sea Interconnector (GSI) elektrik iletim hattı veri transferini amaçlayan Doğu Akdeniz Koridoru (EMC) denizaltı fiber optik veri iletim kablosu projeleri kapsamındaki sismik hidrografik araştırmalardır. iki proje doğrultusunda planlanan hatlar, Türkiye’nin kıta sahanlığı iddiasında bulunduğu alanlardan geçiyor Türkiye Yunanistan’ın restleşmesine neden olmaktadır. Great Sea Interconnector (GSI) projesi AB’nin finansman desteği sunduğu yaklaşık 2 milyar Euro bütçeli projedir. Projeyi, yüklenicisi Fransız Nexans Alman Siemens firmalarının oluşturduğu konsorsiyum yürütecektir. Fransız Nexans firması deniz altı haritalandırma çalışmalarına başlamak için Yunanistan’a izin başvurusunda bulunmuştu. Yunanistan’ amaçla 12-20 Ekim arasında NAVTEX (denizde çalışma yapılacak alanın gemilere duyurulması) ilan etmişti. Türkiyede peş peşe karşı NAVTEX’ler ilan. Yunanistan GKRY Ekim’in son haftası yeni NAVTEX daha ilan edeceklerini açıkladılar. Ancak firma yetkilileri Türkiye görüştüklerini, Türkiye’nin çalışmaların yapılmasına onay verdiğini belirtiyorlar.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 8 Ekim’ yaptığı açıklamada, elektrik bağlantısı projesinin ilerlemesini desteklediklerini karşılaşılan engellerin aşılması için diplomatik girişimlerde bulunacaklarını belirtmiştir. ABD Senatörü Rick Scott ise, 16 Ekim' GKRY ziyareti sırasında Kıbrıs Cumhuriyeti Enerji Bakanı Mihalis Damianu görüşmesinde bölgesel enerji bağlantılarını Doğu Akdeniz’deki altyapı yatırımları konuştu. Elektrik bağlantısı projesine siyasi diplomatik destek verdiklerini açıklamıştır.

16-22 Ekim’ Fransa, Yunanistan GKRY İtalya’nın katılımıyla Meis Girit açıklarında düzenlenen dörtlü Eunomia 2026 hava deniz tatbikatı Yunanistan Türkiye’nin karşılıklı NAVTEX ilan etmelerine neden olmuştur. NAVTEX restleşmesinin önümüzdeki günlerde devam edeceği görülmektedir.

karşılıklı restleşmenin özünde yatan asıl neden, yıllardır çözümsüz kalan, taraflarca iç siyasete malzeme edilen uluslararası hukukun sınırlarının zorlandığı, deniz yetki alanlarının sınırlandırılması uyuşmazlığıdır.

Türkiye yıllardır Doğu Akdeniz’ hamasete dayalı, Mavi Vatan. söylemlerle yürüttüğü politikanın sonuçları yüzleşiyor. Yunanistan ise AB ABD’yi arkasına alarak Türkiye’yi Doğu Akdeniz’ Antalya körfezine hapsetmek istiyor.

Öyle görünüyor ki Doğu Akdeniz daha çok tartışmaya sahne olacak.