Bazı şehirler, hiç tükenmeyen şefkat sıcaklıkla sizi karşılayan, sadık dost gibidir. Ne kadar uzun süre uzak kalmış olursanız olun sizi kucaklarlar. Koşulsuzca yeniden hoş geldin der, içinizi ısıtırlar. Gökyüzü, renkler, kokular sesler sayesinde yorgun ruhunuz yeniden canlanır. yere duyduğunuz yılların biriktirdiği ağır özlemi üzerinizden sıyırır kez daha eve dönmüş gibi hissedersiniz.

Büyüklerimin çoğunun memleketi olan Diyarbakır benim için böyle şehir. Elbette çok değişti değişmeye devam ediyor; şehir adeta yeni çehreye kavuşuyor. Bunun iyi kötü mü olduğunu bilmiyorum. En azından Sur semti, kalabalık gürültülü ana alışveriş caddesi dışında neredeyse tanınmaz hâle gelmiş. Arka sokaklar, 2007’ yaptığım ilk ziyarette hatırladıklarıma hiç benzemiyor. Ama şehrin karakterini oluşturan insanlarıdır. Diyarbakır kez daha, insanlar sayesinde beni bağrına bastı.

Covid pandemisinden yana oraya yalnızca kez gitmiştim. Gerçi ziyaret pek sayılmaz; çünkü aile büyüklerinden adını sık sık duydukları şehri merak eden Fransa’dan gelen yeğenlerime rehberlik etmek için bulunuyordum. Geçen hafta sonu ise yeniden oradaydım. 4Ro Photos kolektifinin ilk grup sergisine katıldım. Serginin adı “Mezopotamya Hikâyeleri”. Yaklaşık üç yıldır varlığını sürdüren kolektifin parçasıyım.

4Ro Photos, başlangıçta kökler, kimlik, hafıza insanlık hâlleri gibi ortak temalar üzerine çalışan Güneydoğulu fotoğrafçılara ses vermek amacıyla kurulmuş platformdu. Kısacası, insanlığa dair aynı merakı an insanlardan oluşan kolektif. Fotoğrafçıların çoğu bölgede doğup büyüdü; bunun iki istisnası var: Matthieu Chazal Ben köklerim nedeniyle grubun parçasıyım. Fransız olan Matthieu ise son yirmi yılda bölgede yürüttüğü kapsamlı özverili çalışmaları nedeniyle davet edilmişti; artık bizden biri olmuştu.

“Olmuştu” diyorum çünkü ne yazık ki 2024 yılında, henüz 49 yaşındayken hayatını kaybetti. Çalışmaları, 4Ro Photos’un ilk sergisinde yer alıyor. sonsuza dek kolektifin üyesi olarak kalacak. En azından direnci insani yaklaşımı, bize ilham veren ruh olarak yaşamayı sürdürecek.

sergiyi uzun zamandır hayata geçirmek istiyorduk. Aslında yıllardır doğru zamanı bekliyorduk. Ama biz fotoğrafçılar sessiz insanlarız; açılışta kısa konuşma yapmam istendiğinde söylediğim. İşimizi sabırla, çok ses çıkarmadan yaparız. Peşinden gittiğimiz şeyleri ancak zamanı geldiğinde göstermeye inanırız. şimdi, üç yılın ardından zaman gelmişti.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi bunun zamanı geldiğine inandı. Kolektife duyduğu güveni göstererek serginin tamamına destek verdi. sayede sergiyi gerçekleştirebildik bunun için kendilerine minnettarız. Çand Amed Kongre Merkezi’ndeki geniş salonda, her birimizin çalışmalarından seçkileri sergileyebileceğimiz çok güzel alan sağladılar. desteğin arkasındaki isim olan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kültür Sanat Daire Başkanı Zeynep Yaş serginin daha sonra Diyarbekir Şehirlerarası Otobüs Terminali’ne taşınacağını duyurdu.

İşte sıcak karşılamadan kastım tam sanki eve dönmüşsünüz. Uzun zamandır görmediğim yeniden araya geldiğim harika insanlardan ise hiç söz etmeyeceğim. Onlar başlı başına ayrı yazıyı hak ediyorlar.

İnsan hikâyeleri birarada

Mezopotamya'nın çok katmanlı tarihinden beslenen 4Ro Photos, hafıza, göç, kimlik aidiyet temalarına odaklanan ilk kolektif fotoğraf sergisiyle  Diyarbakır' sanatseverlerle buluşuyor. Mezopotamya'nın köklü tarihini çok kültürlü yapısını çıkış noktası olarak alan platform, farklı coğrafyalardan fotoğrafçıları ortak zeminde buluşturmayı amaçlıyor.

Sergide yer alan sekiz fotoğrafçının çalışmaları; sınırlar, göçler, kimlikler, kayıplar, aidiyetler direnme biçimleri etrafında şekillenen farklı insan hikâyelerini araya getiriyor. Sergide Fatma Çelik, Türkan Kılıç Pınar, Berge Arabian, Murat Yazar, Paşa İmrek, Refik Tekin, Matthieu Chazal Ensar Özdemir'in çalışmaları yer alıyor. 6 Haziran saat 18.30' Çand Amed Kongre Merkezi Sergi Salonu'nda açılacak sergi, ay boyunca ziyaret edilebilir.