Artı Gerçek - Çevresel insan hakları savunucusu Esra Işık, Muğla’ya bağlı İkizköy dahil Akbelen Ormanı çevresindeki köyleri etkileyen acele kamulaştırma kararına karşı barışçıl protestoya katılmasının ardından 30 Mart’ta gözaltına alındı. 42 gün cezaevinde tutuldu. Danıştay’ın acele kamulaştırma kararına ilişkin yürütmeyi durdurma kararı vermesi üzerine serbest bırakıldı ancak hakkındaki dava devam ediyor.

Uluslararası Af Örgütü’nden yapılan açıklamada, Esra Işık’ın yalnızca haklarını kullandığı için gözaltına alındığı yargılandığı vurgulanarak, hakkındaki suçlamaların derhal düşürülmesi istendi. Örgütün Milas Cumhuriyet Başsavcısı Enis Tekgül’e hitaben yazılmış tüm dünyada imzaya açılan Acil Eylem dilekçesinde özetle ifadelere yer verildi:

“ dava, Milas-Yatağan bölgesinde uzun yıllardır devam eden daha geniş çevre arazi davaları bağlamında ortaya çıkmıştır. Esra Işık’ın ailesi dahil bölgedeki yerel topluluklar madencilik faaliyetleri nedeniyle defalarca yerinden edilme riskiyle karşılaştı. Son yıllarda yerel topluluklar, Akbelen bölgesinde yüzlerce parsel özel araziyi etkileyen acele kamulaştırma kararına karşı düzenlenen protestolara katılımları dahil kömür madenlerinin genişlemesine barışçıl şekilde karşı çıkmaktadır.

7 Mayıs’ta Danıştay 6. Dairesi, İkizköy’ün Akbelen bölgesindeki altı mahallede özel mülklerle ilgili acele kamulaştırma kararlarının yürütmesini durdurdu. Kömür madeniyle Akbelen Ormanı’nın yok edilmesiyle ilgili daha geniş hukuki ihtilaf yedi yıldır devam ederken, yerel topluluklar daha fazla maden genişlemesini durdurmak için barışçıl çaba sarf etmeyi sürdürmektedir.

Başsavcılığınızı Esra Işık’a yöneltilen suçlamaların derhal düşürülmesini Türkiye’nin uluslararası insan hakları hukuku kapsamındaki yükümlülükleri uyarınca Işık’ın ifade, örgütlenme barışçıl toplanma özgürlüğü haklarına saygı gösterilmesini sağlamaya çağırıyoruz.”

NE OLMUŞTU?

30 Mart saat 19.30 civarında bilirkişi heyeti, 649 parsel arazi mülklerle ilgili acele kamulaştırma kararı bağlamında bölgede keşif yapmak üzere Karacahisar Mahallesi’ne geldi. Keşifler son derece sıkışık zaman diliminde karardan etkilenen arazi sahipleri yasal temsilcilerinin anlamlı katılımı olmadan gerçekleştirildi. Resmi tutanağa göre, hâkim, zabıt kâtibi mahkemenin görevlendirdiği bilirkişilerden oluşan heyet akşam saatlerinde bölgeye geldi. Süregelen kamulaştırma uyuşmazlıkları nedeniyle bölgede toplanan yerel halk, üzerinde yazı ibare olmayan, şirkete ait olduğunu düşündükleri araçla karşılaştı.

İkizköy muhtarı Nejla Işık’ın kızı olan Esra Işık olay sırasında bölgede bulunan kişiler arasındaydı. Uluslararası Af Örgütü tarafından incelenen olay görüntülerinde, Işık’ın aralarında bulunduğu mahalle sakinlerinin, üzerinde tanıtıcı işaret taşımayan araçtaki kişilerle hararetli tartışma yaşadığı oldukça gergin atmosfer içinde kişilerin yerel halkı rahat bırakmalarını talep ettiği görülüyor. Görüntüler, söz konusu aracın daha sonra bölgeden ayrıldığını gösteriyor. Esra Işık, yalnızca haklarını kullandığı gerekçesiyle gözaltına alındı hakkında dava açıldı. Kendisine yöneltilen suçlamaları reddeden Işık, olay sırasında söz konusu grubun mahkeme heyeti olduğunu bilmediğini mahkeme görevlilerine yönelik herhangi tehdit veya hakaret içeren ifadede bulunmadığını belirtti. Ayrıca heyetin mahkeme personeli olduğunun açık şekilde anlaşılmadığını, bölgede daha önce madencilik faaliyetleri kapsamında işaretsiz veya şirketle bağlantılı araçların bulunması nedeniyle benzer karışıklıkların yaşandığını belirtti. Milas Sulh Ceza Hâkimliği, 31 Mart’ta Işık’ın “kamu görevlisine görevini yaptırmamak için direnme” (TCK Madde 265) “kamu görevlisine hakaret” (TCK Madde 125) suçlarından tutuklu yargılanmasına karar verdi. Gerekçe olarak isnat edilen suçların mahiyetini bölgede yürütülen incelemelere ilişkin devam eden süreçleri etkileyebileceği ihtimalini gösterdi. Davanın 27 Nisan’daki ilk duruşmasında mahkeme Işık’ın tutukluluğunun devamına karar verdi ancak Işık, 11 Mayıs’ta Danıştay’ın acele kamulaştırma kararına ilişkin yürütmeyi durdurma kararı vermesinin ardından serbest bırakıldı.

YEREL TOPLULUKLAR ORMANSIZLAŞTIRMAYA MADENCİLİK FAALİYETLERİNE KARŞI ÇIKIYOR

Işık’ın tutuklanması yargılanması, son 10 yıldır Milas-Yatağan bölgesindeki araziler, ormanlar tarımsal geçim kaynaklarıyla, özellikle Akbelen Ormanı çevresindeki köylerle ilgili daha geniş devam eden hukuki ihtilaflar bağlamında meydana geldi. Esra Işık’ın aile öyküsü doğrudan uzun süreli yerinden etme süreciyle şekillendi. Anneannesi dedesi, kömür madenciliği faaliyetleri nedeniyle Muğla’nın Milas ilçesindeki Sekköy Karaağaç’ı zorunlu olarak terk etti İkizköy’e yerleşti. Babasının ailesi ise 2017’ kamulaştırma yoluyla madenciliğin genişlemesi nedeniyle nüfusu azalan mahalle olan Işıkdere’den taşınmak zorunda kaldı. Bugün aile, yeniden yerleştikleri evlerini tarım arazilerini kez daha kaybetme riskiyle karşı karşıya. Devam eden kamulaştırma uygulamaları, hem onların hem köylülerin mülkiyet hakları yaşam alanları üzerinde ciddi tehdit oluşturmaya devam ediyor.

Yerel topluluklar zeytinliklerini, tarım arazilerini kırsal yerleşim alanlarını tehdit eden ormansızlaşmaya madencilik faaliyetlerinin genişlemesine karşı çıkıyor. 2024 2026 yıllarında, Esra Işık’ın ailesine ait araziler dahil birçok köyde yüzlerce parseli kapsayan acele kamulaştırma kararları çıkarıldı. Danıştay Anayasa Mahkemesi dahil yerel mahkemelerde çok sayıda kişinin katılımıyla uygulamalara itiraz edildi.

Öte yandan, 2025’te yapılan yasa değişiklikleriyle zeytinlik alanlarda madencilik faaliyetleri daha kolaylaştırıldı. düzenlemeler, tarım arazilerinin madencilik sektörü için hızlı hedefli şekilde kamulaştırılmasına izin verdiği gerekçesiyle sivil toplum hukuk uzmanları tarafından eleştirildi. Bunların sonucunda, Akbelen bölgesinde binlerce zeytin ağacı çoktan yerinden söküldü. (HABER MERKEZİ)