Kocaeli'nin Dilovası ilçesinde, 8 Kasım 2025 tarihinde parfüm fabrikasında çıkan yangında, üçü çocuk yedi kişi hayatını kaybetti, yedi kişi yaralanmıştı. Yürütülen soruşturma kapsamında iddianame hazırlanmış dava açılmıştı. Ravive Kozmetik davasının ilk duruşması, 24-27 Mart tarihleri arasında Kandıra Cezaevi Kampüsü'nde görüldü. 27 Mart'ta mahkeme tarafından verilen ara kararla, sanık Onay Yörüklü tahliye edildi. Ayrıca Ali Osman Akat dahil yedi sanığın tutukluluğunun devamına karar verildi.

Adalet nöbetinde buluştular

20-21 Mayıs tarihlerinde görülen ikinci duruşmada ise firari sanık Abdurrahman Bayat teslim olup tutuklanmış, 21 Mayıs'ta açıklanan ara kararla hamile olan Aleyna Oransal hakkında ev hapsi, iş güvenliği uzmanı Ümit Çelik eski mülk sahibi Güven Demirbaş tahliye edilmişti. Ali Osman Akat üç sanığın tutukluluk hâlinin devamına karar veren mahkeme heyeti, sonraki duruşmayı 21 Temmuz’a ertelemişti. Dilovası İşçi Katliamı Aileleri, sanıkların tahliye edilmesine karşı Gebze Meydanı’nda adalet nöbetine başladı. Nöbet eylemi, 14 Haziran Pazar günü saat 15.45’te Gebze Eski Çarşı’ başladı. Meydanda buluşan aileler, Gebze Kent Meydanı’na yürüdü. Gebze Sendikalar Birliği, Birleşik Metal İş 1 2 no’lu şubeleri Eğitim-Sen’in yanı sıra, siyasi parti temsilcileri nöbete destek verdi.

Ailelerden etkin yargılama talebi

Dilovası İşçi Katliamı Aileleri avukatı Saruhan Efe Kadaifçi, nöbette ailelerin üç temel talebini açıkladı: “ an sadece ‘suçluyu kayırma’ suçundan hafif ceza istemiyle yargılanan ancak asıl fail olarak görülen Ali Osman Akat’ın fabrikadaki faaliyetleri araştırılarak etkin şekilde yargılanması, kamu görevlilerinin yargılanması duruşmanın Kandıra’dan Gebze’ye alınması.”

“İş cinayetlerinde sorumlu kamu görevlileri yargılanmalı”

3 Temmuz 2020 tarihinde Sakarya Hendek Büyük Coşkunlar Havai Fişek Fabrikası patlamasında hayatını kaybeden yedi işçiden Halis Yılmaz'ın babası Muammer Yılmaz adalet nöbetine katılanlar arasındaydı. ​Yargı sisteminde çifte standart uygulandığını söyleyen Yılmaz, “Eleştirmek için söylemiyorum. Yargı, Kartalkaya Otel faciasında hayatını kaybeden bürokratlar üst düzey unvan sahipleri için olması gerekeni yaptı doğru duruş sergiledi. Ancak söz konusu fakir işçiler olduğunda yargı sağır kalıyor" ifadelerini kullandı. Dilovası’ndaki fabrika patlamasında "doğrudan b,r kasıt" olduğunu dile getiren Yılmaz, patlamadan önce CİMER şikayetleri yıkım ruhsatı bulunmasına rağmen belediyenin patlamanın hemen ardından apar topar yıkım yaptığını belirtti.​ Yılmaz, Sakarya’daki patlama davasında fabrikada kaçak barut üretildiğinin kanıtlandığını ancak kamu görevlileri hakkında yaptıkları suç duyurularına altı yıldır hiçbir cevap verilmediğini aktardı. Yılmaz, ​"Kaçak barut üretilen yapılar inşa edilen yerde, kamunun hiçbir sorumluluğu olmaz ? Şayet hakkıyla soruşturma yapılırsa ucu başta Sakarya Emniyeti Sakarya siyasetçileri olmak üzere nerelere çıkacağı çok belli. iş cinayetlerinde sorumlu kamu görevlileri yargılanıp hesap vermediği müddetçe, devlet benim gözümde çocuğumun katilidir veya katliama yardım yataklık etmiştir" şeklinde konuştu.

“29 insan ölmemiş gibi yaklaşım var”

Nöbete katılan, İstanbul Gayrettepe' Masquerade Gece Kulübü'nde hayatını kaybeden 29 işçiden Şivan Dolu'nun ablası Zülfiye Dolu ise iki yıldır süren davalarının tıpkı Dilovası’nda olduğu gibi İstanbul Adliyesi'nden alınıp bilinçli şekilde Silivri’ye taşındığını ifade. Ailelerin uzaklık nedeniyle duruşmalara katılamadığını, mağduriyeti Adalet Bakanlığı mahkeme heyetinin görmezden geldiğini ifade eden Dolu, ​"Duruşma salonunda sanık yakınlarıyla adeta yan yana oturtuluyoruz. Üstelik salonda doğru düzgün ses düzeni dahi olmadığı için konuşulanları duyamıyoruz sürece hakim olamıyoruz. Mahkemeler bizim için kadar ciddiyetsiz geçiyor ki sanki 29 insan ölmemiş komşunun camı kırılmış gibi yaklaşımla karşı karşıya kalıyoruz” sözleriyle dava sürecinde yaşadıklarını anlattı.

Dolu, binanın ruhsat geçmişinde sinema, stüdyo restorana dönüştürülme süreçlerinde kamunun doğrudan sorumluluğu olduğunu vurguladı. Dosyada 2010 yılına ait resmi ihbar dilekçesinin bulunduğunu açıklayan Dolu, " vatandaş tüm tehditlere rağmen vatandaşlık görevini yaparak 'Burada yangın çıksa kimse sağ kurtulamaz' diye dilekçe vermiş. Ancak dilekçe İçişleri Bakanlığı, valilik, emniyet, İBB Beşiktaş Belediyesi arasında mekik dokumuş. Yetkililer gelip sadece bakmış hiçbir müdahalede bulunmamış" diye konuştu.

Adalet mücadelesi için tedavisini yarım bıraktı

Ardından Ravive Kozmetik'te yaşanan patlamada hayatını kaybeden 15 yaşındaki Nisa Taşdemir’in babası Vedat Taşdemir nöbette konuştu. Seslerinin yetkililer tarafından duyulmadığını belirten Taşdemir, "Cumhurbaşkanı Adalet Bakanı’na sesleniyoruz ama sesimiz gitmiyor. Elini vicdanlarına koysunlar. Onların evlatları olsaydı ne yaparlardı? Bizim evlatlarımız toprak altında kömür olarak kaldı. Ben yeryüzünde olduğum müddetçe, davanın peşini asla bırakmayacağım" vurgusunu yaptı. ​Davanın sürekli ertelenmesine mahkemenin fiziki koşullarına tepki gösteren Taşdemir, ​"Gebze' mahkemeye çıkacağımız yerde, Kandıra Cezaevi'nde etrafımız askerlerle sarılı hâlde duruşmaya çıkarılıyoruz. Sorumluların can güvenliği bahane ediliyor. Peki benim can güvenliğim nerede? Benim hiçbir can güvenliğim. Ben kanser hastasıyım, ilaçlarımı tedavimi bırakıp adalet için buraya geliyorum. Fabrika sahibinin yakalanmasını hak ettiği cezayı çekmesini istiyorum. Güven Demirbaş, mahkemede bana parmak sallaya sallaya, elini kolunu sallayarak çıktı gitti. Kamu görevlileri serbestçe geziyor, biz ise her gün, her gece ağlıyoruz, içimiz kan ağlıyor. Sorumluların üzerinden koruma kalkanı kaldırılsın, kamu görevlileri dahil hepsi hak ettikleri şekilde yargılansın” çağrısında bulundu.

Dava avukatları: Deliller karartıldı

​Davanın Kandıra’ya taşınmasına "güvenlik önlemi alamayız" gerekçesi sunulmasını eleştiren aile avukatları temsilciler ise delillerin karartıldığını öne sürdü. Avukat Saruhan Efe Kadaifçi, ​"Savcılığa, patlamadan iki gün sonra yapılan yıkım için itiraz etmek istediğimizde bize, ' idari işlem, eski yıkım kararını uyguluyoruz' dediler. Mağdur avukatlarının içeride inceleme yapmasına izin verilmeden, deliller toplanmadan bina yıkıldı. Yangın yerini TOMA’larla koruyan kimseyi yaklaştırmayan emniyet, davanın Gebze’ halka açık spor salonunda görülmesi için güvenlik önlemi alamıyor? Ravive Kozmetik’i alelacele yıktıran irade, belediye başkanları Hamza Şayir Ramazan Ömeroğlu İmar Müdürü Hüseyin Öztürk’ün ifadeye çağrılmasını engelliyor" şeklinde konuştu.

İşçi Sağlığı İş Güvenliği (İSİG) Meclisi temsilcisi Selçuk Karstarlı ise Türkiye' her yıl 2000'den fazla işçinin hayatını kaybettiğini meslek hastalıklarının kayıt altına alınmadığını dile getirdi. Karstarlı, ​"Türkiye, çocuk işçiliğini önlemeyi taahhüt eden 182 nolu ILO sözleşmesine 20 yılı aşkın süredir taraf. Ancak 6331 sayılı kanunun yürürlüğe girdiği 2013 yılından yana, meclisimizin raporlayabildiği en az 862 çocuk, çalışırken can verdi. çocuk ölümlerinin arkasında sınır tanımayan sömürü düzeni. Tüm iş cinayeti davalarında görüyoruz ki işveren önlem almıyor, devlet denetlemiyor. Yargı cezalandırmayınca çark böyle dönüyor. Dilovası, Gayrettepe, Hendek İliç davaları sadece orada ölenlerin değil, tüm işçi sınıfının halkın davasıdır. Denetim yapmayan bürokratların sorumlu bakanların ceza almasını sağlayamazsak, yarın gün ölüm iş yerlerinde bizi bulacak. Tüm halkımızı, 21 Temmuz’ görülecek yeni celsede ailelerin adalet mücadelesine destek olmaya çağırıyoruz” sözleriyle seslendi.

Konuşmalarının ardından adalet nöbetinin ilk haftası tamamlandı. Dilovası İşçi Katliamı Aileleri’nin sonraki nöbet eylemi, 21 Haziran Pazar günü saat 16.00’ Gebze Kent Meydanı’nda devam edecek.