internethabercisi'yi favori kaynaklarınıza ekleyin

Kapsamlı bilimsel araştırma, hem sinema izleyicilerinin hem eleştirmenlerin değerlendirmeleri doğrultusunda tüm zamanların en çok nefret edilen aktörünü belirledi.

Netflix

anda satırları akıllı telefonunuzdan, tabletinizden veya bilgisayar ekranınızdan okumanızı sağlayan şey tam olarak ne? Yanıt oldukça basit: Bilim. Bilimsel gelişmeler olmasaydı ne elimizden düşürmediğimiz akıllı cihazlar ne gecelerimizi şenlendiren dijital yayın platformları hayatımızda yer alabilirdi. Ancak tıp teknoloji alanındaki çığır açan keşiflerin yanı sıra bilim, bazen hayat memat meselesi olmayan, tamamen merak duygumuzu gıdıklayan soruların peşine düşmek için harika araca dönüşebiliyor. Örneğin sinemanın icadından yana beyaz perde tutkunlarının aklını kurcalayan ezeli soru gibi: Tüm zamanların en çok nefret edilen oyuncusu gerçekte kim?

Elbette konuda her sinemaseverin kendine göre fikri, izlerken ekranı kapatmak istediği favori 'günah keçisi' mutlaka vardır. Fakat kişisel zevkler katı bilimsel veriler, trafik kuralları “The Fast And The Furious” (Hızlı Öfkeli) serisi kadar zor yan yana gelir. Tam noktada gazeteci veri analisti Daniel Parris kolları sıvadı meseleye duygulardan tamamen arınmış, Excel tablosu kadar soğukkanlı rasyonel yöntemle yaklaştı.

Columbia Pictures Tüm Zamanların En Çok Tepki Çeken Oyuncusu Bilimsel Olarak Nasıl Belirlendi?

Parris, Mart 2025’te IMDb, Rotten Tomatoes Letterboxd gibi popüler sinema platformlarında geniş kitlelere ulaşmış ancak dikkat çekici biçimde yoğun yıldızlı olumsuz eleştiri yağmuruna tutulmuş yapımları mercek altına. Analizin güvenilir anlamlı kalmasını sağlamak adına, yalnızca verilen puanların en az yüzde 20’si doğrudan dip seviyede yer alan filmler değerlendirmeye dahil edildi. Kısacası liste oluşturulurken yalnızca vasat olanlar değil, izleyicide derin hayal kırıklığı öfke yaratarak adeta nefret objesine dönüşen yapımlar baz alındı.

Ortaya çıkan sonuçlar ise hayli çarpıcı. İlk onda özellikle aksiyon komedi türünün yıldızları göze çarpıyor; nitekim iki tür, hem profesyonel eleştirmenlerin hem bilet alan seyircilerin her zaman en acımasız keskin merceklerle değerlendirdiği alanların başında geliyor. “Bloodsport” (Kan Sporu) hafızalara kazınan dövüş sanatları ikonu Jean-Claude Van Damme sinema tarihinin ebedi Rocky’si Sylvester Stallone listenin dokuz onuncu basamaklarına yerleşirken, zirveye doğru tırmandıkça komedi dünyasının tanıdık simaları ağırlığını hissettiriyor.

“Pluto Nash” gişede büyük hüsran yaşayan Eddie Murphy, “Bud & Doyle” (Bio-Dome) filminden hatırladığımız Pauly Shore Rob Schneider (“Avrupalı Jigolo”) listenin üst basamaklarında kendilerine yer buluyor. Schneider’ın listedeki numarayla sayısız projede birlikte çalıştığını unutmamak gerek. Zira kimsenin sahip olmak istemeyeceği şöhretli 'taç', yapılan hesaplamaların ardından doğrudan… davul sesleri eşliğinde… Adam Sandler’a gidiyor!

Netflix Adam Sandler: Hem Listenin Zirvesinde Hem Gönüllerin Tahtında

Parris’in tığı araştırma verilerine göre Adam Sandler, istatistiksel açıdan sinema tarihinin en sevilmeyen oyuncusu unvanını elde ediyor. Başrolünde yer aldığı “Grown Ups 2" (2013) “The Ridiculous 6” (2015) dahil olmak üzere tam beş farklı filmi, araştırmanın ağır olumsuz kriterlerini fazlasıyla karşıladı. Dürüst olmak gerekirse tablo sinemaseverler için büyük sürpriz sayılmaz; neticede Sandler’ın kariyeri boyunca başyapıt tanımından fersah fersah uzak kalan pek çok yapıma imza attığı bilinen gerçek.

durumu net şekilde görmek için Hollywood’un en kötülerine verilen Altın Ahududu (Razzie Awards) geçmişine göz atmak yeterli. Sandler imzasını taşıyan yapımlar, sinema dünyasının meşhur 'Anti-Oscar' organizasyonunda tam 37 kez aday gösterildi toplamda 12 kez ödülün sahibi.

Ancak madalyonun yüzünü kesinlikle göz ardı etmemek gerekiyor: Adam Sandler, tüm acımasız eleştirilere rağmen Hollywood sektörünün şahsen en sempatik, en cana yakın mütevazı yıldızlarından biri kabul ediliyor. Üstelik kariyeri yalnızca “Jack Jill” (2011) gibi çok eleştirilen güldürülerden ibaret değil. Sandler, zaman zaman Paul Thomas Anderson imzalı “Punch-Drunk Love” (Aşk Sarhoşu - 2002), duygusal derinliğiyle öne çıkan “Reign Over Me” (Hayatımın Neşesi - 2007) ya gerilim dozu yüksek Safdie Kardeşler filmi “Uncut Gems” (2019) gibi gerçek sinema incileriyle karşımıza çıkıyor.

Kutuplaştırıcı komedi rollerinin yarattığı imaja karşın Sandler, özel yaşantısında son derece nazik, ayakları yere basan samimi biri olarak tanınıyor. Set arkasındaki sayısız tanıklık, onun kameralar kapandıktan sonraki cömertliğini yardımseverliğini açıkça gözler önüne seriyor. Oscar ödüllü meslektaşı Brendan Fraser gibi isimlere zor dönemlerinde verdiği samimi destek, çalışma ekibiyle kurduğu sarsılmaz dostluk bağları aktif biçimde yer aldığı sosyal sorumluluk projeleri bunun en somut kanıtları arasında gösteriliyor.

Şüphesiz bilim muazzam yol gösterici! Ancak bazen ortaya koyduğu sonuçları hayatın mutlak gerçeği gibi görüp fazlaca ciddiye almamak en iyisi. Muhtemelen kendisiyle dalga geçmeyi çok iyi bilen Adam Sandler tabloya kahkahalarla gülerdi. Neticede milyonlarca sadık hayranı, gişe başarıları sinema tarihine bıraktığı silinmez izler yerli yerinde duruyor.