23-26 Ekim tarihleri arasında Harbiye’deki Anarad Hiğutyun Binası’nda gerçekleştirilen Hrant Dink Vakfı Azınlık Hakları Akademisi’nin müfredatında, azınlık kavramının tanımı dönüşümü, uluslararası ulusal bazda azınlıklarla ilgili yasal mevzuat, Türkiye'deki azınlıkların siyasi tarihi azınlık haklarına dair uygulamada yaşanan sorunlar, farklı ülkelerden karşılaştırmalı çalışmalar savunuculuk konuları yer.

Akademi’nin ilk konuşmacısı insan hakları hukukçusu. Turgut Tarhanlı.

Tarhanlı, azınlık haklarının modern anlamda 20. yüzyılda, özellikle Birleşmiş Milletler’in kuruluşuyla insan hakları bağlamında değerlendirildiğini hatırlattı. insan haklarının, hukuken, hakları tanıma, koruma usulüne göre yerine getirme yükümlülüğünü kapsayan paradigma altında incelenmesi gerektiğini vurguladı. Tarhanlı, Türkiye’ hak ihlali profillerinin değiştiğini gözlemlediğini, özellikle gayrimüslim azınlıklar bakımından temel hukuki belge olan Lozan Barış Antlaşması’nın yorumu uygulanmasında hukuken hatalı örneklere yer verdi. Tarhanlı, Lozan Barış Antlaşması’nın, “Azınlıkların Korunması” alt kesiminde, Antlaşma’ tanınan hakların (özellikle Madde 38-44), “temel yasalar” olarak tanınması hiçbir kanunun, hiçbir yönetmeliğin (tüzüğün) hiçbir resmi işlemin hükümlere aykırı ya bunlarla çelişir olmamasını düzenlemelerin hiçbirinin söz konusu hükümlerden üstün sayılmamasına dair Antlaşma yükümlülüğünü hatırlattı.

“Mütekabiliyet” meselesi

Lozan Barış Antlaşması’nın, anılan alt kesiminde Müslüman olmayan azınlıklara tanınmış hakların Yunanistan tarafından kendi ülkesinde bulunan Müslüman azınlığa tanındığına dair Madde 45 hükmünün uzun süredir adeta “mütekabiliyet” (karşılıklılık) hükmü şeklinde yorumlanıp uygulanmaya çalışıldığını; oysa insan haklarının korunmasıyla ilgili hukuki düzenlemeler bakımından mütekabiliyet ya misilleme gibi devletler arası tasarrufların insan hakları hukukuna aykırı davranış oluşturduğu hususu Tarhanlı tarafından örneklerle ıldı. Tarhanlı’ya göre anlayış daha ılımlı görünüm kazanmış görünse tamamen terk edilmiş değil. konuda hem Türkiye hem Yunanistan, Antlaşma’dan doğan yükümlülüklerini bireysel olarak yerine getirmekle sorumludurlar; biri diğerinin performansına bakarak değil.

“Çekince” koyma politikası

Tarhanlı, öte yandan, Birleşmiş Milletler düzeyinde azınlıklar konusuna ilişkin temel insan hakları antlaşmasının hala düzenlenemediğini; konuya ilişkin bazı bildirge niteliğinde hukuki enstrümanlar bulunduğunu ifade. Azınlık haklarına yer veren bazı uluslararası sözleşmelerden alıntılar yapan Tarhanlı, Türkiye’nin, taraf olup bağlandığı bazı insan hakları sözleşmelerinde azınlık haklarına dair maddelere çekince koyma politikasını sürdürdüğünü belirtti.

Tarhanlı’ya göre, konuda anılabilecek başlıca insan hakları sözleşmeleri arasında, Medeni Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme eki Protokol; Ekonomik, Sosyal Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme Çocuk Hakları Sözleşmesi eki Protokoller sayılabilir. politikanın hukuki formülü ise şöyle: “Türkiye Cumhuriyeti, Sözleşme'nin … maddesini, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Barış Andlaşması Ek'lerinin ilgili hükümlerine usullerine göre uygulama hakkını saklı tutar.”

Böylece azınlık haklarına ilişkin “genel” uluslararası hukuki yükümlülük üstlenmekten imtina edip hakları gayrimüslim azınlık topluluklara münhasır kılmakla sınırlı tanımak, Tarhanlı’nın işaret ettiği husustu. Bunun anlamı, Tarhanlı’ya göre, Lozan azınlıklarının haklarının kapsamı konusunda, anılan çağdaş insan hakları hukukunda tanınmış hak çerçevesinin hukuken dikkate alınmak zorunda olduğudur.

Uluslararası hukukta azınlık hakları

Oturumlarda akademisyen Samim Akgönül, “Azınlık Kavramı Üzerine Güncel Tartışmalar” bölümde katılımcılarla araya gelirken katılımcılar “Uluslararası Hukuk Azınlık Hakları” sunumunda akademisyen Olgun Akbulut’la araya geldi. bölümde İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nden başlayarak uluslararası sözleşmelerde azınlıkların dil, kültür, din kimliklerinin korunmasına ilişkin düzenlemeler değerlendirildi. Devletlerin alanlardaki yükümlülükleri, azınlık haklarının açıkça güvence altına alınması hakların korunmasını teşvik etmeye yönelik tedbirler arasındaki fark anadilinde eğitim hakkının uluslararası hukukta nasıl ele alındığı üzerinde duruldu. Ayrıca Avrupa’daki bölgesel azınlık dillerinin korunmasına yönelik düzenlemeler üzerinden devletlerin üstlendiği yükümlülüklerin kapsamı tartışıldı.

Akademiye azınlık hakları savunuculuk alanına ilgi duyan alanda çalışmak isteyenlerin  yanısıra azınlık hakları konusunda çalışmalar yürütmüş sivil toplum çalışanları, akademisyenler, avukatlar, medya çalışanları azınlık gruplarına mensup 20 kişi katıldı.